Bilimden Bir Dilim
 
BİLİMDEN BİR DİLİM
Bilimden Bir Dilim  
  Ana Sayfa
  Okulumuzun Tarihçesi
  Atatürk ve Fen
  GÜNCEL BİLİM HABERLERİ
  Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar
  Domuz Gribi
  Ülkemizde Nesli Tükenen Hayvanlar
  Doğru Bildiğimiz Yanlışlar
  Aileler İçin İnternet Kullanım Önerileri
  Hayata Dair
  Geri Dönüşüm
  Karikatürler
  Fıkralar
  Sizden Gelenler
  Anketler
  Bilmeceler
  Bunları Biliyor Musunuz?İLGİNÇ BİLGİLER-HABERLER
  Ziyaretçi Defteri
  Rehberlik
  Genom Projesi
  SBS Deneme ve Konu Anlatımı
  ÖĞRENCİLERİN YAPTIĞI ETKİNLİKLER
  İletişim
  FORUM
  4. sınıf :fen ve teknoloji
  5.sınıf:fen ve teknoloji
  6.sınıf fen ve teknoloji
  7. sınıf:fen ve teknoloji
  konular8. sınıf -fen ve teknoloji
  TESTLER
  denemeler 5.sınıf
  denemeler-1
  BİR HIKAYE (Akyuvar meydan muhaberesi)
  Sayaç
  Ödüllü Bulmaca
  BU BENİM ESERİM PROJESİ
  RENK KÖRLÜĞÜ
Bu site Cumhuriyet Mahallesi Ahmet Haşhaş İlköğretim Okulu Bilim, Fen ve Teknoloji Kulubü adına Hatice Akbay tarafından hazırlanmıştır.
4. sınıf :fen ve teknoloji



















Destek ve Hareket Sistemi (Konu Anlatımı)

*****Destek ve hareket*****
Çevremizdeki canlılara baktığımızda hepsinin hareket ettiğini görürüz.
Canlıların ortak özelliklerinden biri de hareket etmektir.
İnsanın hareketini sağlayan yapılar; iskelette yer alan bazı kemikler, kemikleri saran
Kaslar ve de eklemledir.

1.iskelet:
Kemiklerden oluşan ve eklemlerle bağlanan güçlü destek yapıya iskelet denir.

Kemik çeşitleri:
Yetişkin bir insanın iskeletinde yaklaşık olarak 206 kemik bulunur.
İskeleti oluşturan kemikler şekil ve büyüklük bakımından farklıdır.
Bu kemikler uzun,kısa ve yassı kemikler olmak üzere üç çeşittir.

Uzun kemikler :
İki ucu şişkin,boyları uzun,silindirik şekili kemiklerdir.
Kol ve bacaklarda bulunur.
Koldaki pazu kemiği,bacağımızdaki uyluk kemiği uzun kemiklerdendir.

Kısa kemikler :
Boyları kısa kübik kemiklerdir.
El ve ayak bilek kemikleri ile omurlar kısa kemiklere örnektirler.

Yassı kemikler :
Kalınlığı az,levha şeklindeki kemiklerdir.
Kafatsı kemiği,kalça kemiği,kaburgalar ve göğüs kafesi kemiği yassı kemiklerdir.

Kemiğin yapısı :
Kemiklerin dışı beyaz renkli olup kemik zarı ile örtülüdür.
Kemik zarı kemiğin enine kalınlaşmasını sağlar.
Kırılma ve çatlamalarda kemiği korur.
Kemik zarının altındaki sert tabaka kemiğin sağlamlığını sağlar ve kemiğe şekil verir.
Uzun kemiklerin ortasında sarı ilik bulunur.
Uzun kısa ve yassı kemiklerde kemik zarı sert kemik ve süngerimsi kemik bulunur.
Yalnız uzun kemiklerde kemik kanalı ve sarı ilik bulunur.


İskeletin yapısı :
İskeletimiz dört temel bölümden oluşur.
A) Kafatası
B) Omurga
C) Göğüs kafesi
D) Kollar ve bacaklar

A) Kafatası :
Kemikler birbirine sıkıca bağlanmıştır.
Yalnız alt çene kemiği yarı oynardır.
Beyin kafatası içinde bulunur ve korunur.
B) Omurga :
Omur adı verilen 33 tane kemiğin arka arkaya dizilmesiyle oluşur.
Omurganın içindeki kanaldan omurilik geçer
Boynun bitimindenkuyruk sokumuna kadar uzanan kemiklerdir.

C) Göğüs kafesi :
Sırt omurları,12 çift kaburga kemiği ve göğüs kemiğinden oluşur.
Kalp ve akciğer göğüs kafesinin içinde bulunur ve korunur.
D) Kollar ve bacaklar :
Hareketimizin büyük bir kısmını bu kemiklerle yaparız.
Kole bacaklar gövde iskeletine kemik köprülerle bağlanır.

Not :
Kollarda pazu,dirsek,ön kol,el bilek,el tarak ve parmak kemikleri bulunur.
Omuz kemikleri ile gövde iskeletine bağlanır.
Not 1 :
Bacaklarda uyluk diz kapağı baldır kaval ayak bilek topuk  ve parmak kemikleri bulunur.kalça iskeleti ile gövde iskeletine bağlanır.

2.**********eklem*********
Kemiklerin birbirine bağlandığı yere eklem denir.
Eklemler olazsa hareket edemez ve dik dururduk.
Hareket etme yeteneğine göre 3 grupta yoplayabiliriz.
A) Oynar eklemler:
Bu eklemler kol ve bacak kemikleri arasında bulunur.
Kol ve bacak kemikleri gövde iskeletine oynar eklemlerle bağlanır.
B) Yarı oynar eklemler :
Omurgayı oluşturan omurlar arası eklemler ile alt çene kemiği yarı oynardır.
C) Oynamaz eklemler :
Kafatsı kemikleri,kalça kemikleri,birbirine oynamaz eklemlerle bağlıdır.

3.  **** iskeletin görevleri****
1. Vücuda şekil verir.
2. Vücudun dik durmasını sağlar
3. Eklem ve kaslarla birlikte hareketi sağlar.
4. Kan hücrelerini üretir.
5. İç organları dış etkenlerden korur.
6. Bazı mineralleri depolar.

İskeletimizin görevleri ve kısımları

İSKELETİN GÖREVLERİ


1. Vücudumuza genel şeklini verir.
2. Hareket etmemizi sağlar.
3. Vücudumuza desteklik sağlar.
4. İç organlarımızı korur.
5. Vücudumuzun dik durmasını sağlar.


İSKELETİN KISIMLARI
1. Kafatası
2. Göğüs kafesi
3. Omurga
4. Kollar ve bacaklar
Kafatası : Yassı kemiktir. Beynimizi korur.
Göğüs kafesi : Kaburga kemikleri ile göğüs kemikleri göğüs kafesini oluşturur. Akciğerleri ve kalbi korur. Nefes alıp vermemize yardımcı olur.
Omurga : Omurga, omur denilen 33 kısa kemiğin birbirleri üzerinde dizilmesiyle oluşmuştur. Vücudumuzun üst kısmının ağırlığını taşır.
Kollar ve bacaklar: Çoğunlukla uzun kemiklerden oluşmuştur.

Kasların Yapısı ve Görevleri

iskeleti oluşturan kamikler ve eklemler kendi başalrına hareket edemezler.
kemiklerin eklem yerlerinden hareket etmesini sağlayan kaslardır.
iskeltle birlikte vücuda asıl şekil vere kaslardır.

a) kasların görevleri :
vücudun şeklini belirler
kemiklerin hareket etmesini sağlar.
b) kasların yapısı :
lifli bir yapıya sahiptirler
istemli ya da istemsiz çalışırlar.
kasılıp gevşeyebilirler.
kasılırken boyları kısalır.

Harekette İskelet ve Kas İlişkisi :

kaslar kemiklere bağlıdır.
kasların kasılıp gevşemesiyle kemikler eklem yerlerinden hareket edebilirler.
bir cismi elle kadırdığımızda kol kaslarının incelenesi buna en güzel örnektir.

Kaslarımız nasıl kasılıp gevşer?

Vücudumuzdaki bütün yapılar gibi kaslarımız da hücrelerden oluşur. Kas hücreleri kasılıp gevşeyerek hareket etmemize yardımcı olur. Hareketimizi sağlayan kaslar vücudumuzda çift olarak bulunur. Aynı yönde kasılıp gevşeyen kaslar olduğu gibi zıt yönde kasılıp gevşeyen kaslar da vardır. Örneğin; aşağıdaki resimlerde görüldüğü gibi kolumuzu dirseğimizden büktüğümüzde öndeki kaslar kasılır ve bağlı olduğu kemiği çeker. Bu sırada arkadaki kaslar gevşer. Kolumuzu eski hâline getirdiğimizde ise öndeki kaslar gevşer, arkadakiler kasılır. Bu şekilde zıt çalışan kasların birbiriyle uyumu, hareketlerimizin daha kolay gerçekleşmesini sağlar.

Kaslarımız nasıl kasılıp gevşer?

Vücudumuzdaki bütün yapılar gibi kaslarımız da hücrelerden oluşur. Kas hücreleri kasılıp gevşeyerek hareket etmemize yardımcı olur. Hareketimizi sağlayan kaslar vücudumuzda çift olarak bulunur. Aynı yönde kasılıp gevşeyen kaslar olduğu gibi zıt yönde kasılıp gevşeyen kaslar da vardır. Örneğin; aşağıdaki resimlerde görüldüğü gibi kolumuzu dirseğimizden büktüğümüzde öndeki kaslar kasılır ve bağlı olduğu kemiği çeker. Bu sırada arkadaki kaslar gevşer. Kolumuzu eski hâline getirdiğimizde ise öndeki kaslar gevşer, arkadakiler kasılır. Bu şekilde zıt çalışan kasların birbiriyle uyumu, hareketlerimizin daha kolay gerçekleşmesini sağlar.

Soluk alıp verme nasıl olur?

Diyafram: Soluk alıp verme olayında görevli yapılardan biri diyaframdır. Diyafram, akciğerlerin çalışmasını destekleyen güçlü bir kastır.
Soluk Alma: Yandaki şekilde görüldüğü gibi diyafram, soluk aldığımız zaman kasılarak düzleşir ve akciğerlerin tabanını aşağıya doğru çeker. Bu sırada kaburgaların arasında bulunan kaslar kasılarak göğüs kafesinin genişlemesine yardımcı olur. Böylece akciğerler soluk borusundan gelen havayı içine alır.
Soluk Verme: Diyafram ve kaburga kasları gevşediği anda göğüs kafesi daralır. Akciğerler eski hâline döner. Böylece akciğerlerdeki hava da dışarı çıkmış olur. Bu olay yandaki şekilde görülmektedir.

 

 

 

Solunum yolu ile bulaşan hastalıklar ve Korunma Yolları

Solunum yolu ile bulaşan hastalıklar şunlardır

Nezle-grip-zatüre-bronşit-verem-suçiçeği-boğmaca-menenjit


*******Bu hastalıklardan korunmak için neler yapmalıyız********
Bu hastalığa yakalananlarla aynı ortamda durmamalıyız.
Soluduğumuz havanın temiz olmasına dikkat etmeliyiz.
Sigara içmemeli,içilen yerde de bulunmamalıyız.
Hastalıklarla ilgili aşılarımızı yaptırmalıyız.

Kanın vücutta dolaşımı

Dışarıdan alınan besinler ve oksijen vücudumuzun her yerine taşınır.
Vücut besinleri oksijenle beraber tüketir.
Bunun sonucunda atık maddeler ve karbondioksit boşaltım organlarına taşınır.
Bu taşıma olayına boşaltım denir.
Boşaltım organlar arasındaki madde iletimini sağlar.
Taşıma sıvısı kandır.kan,kalpten pompalandıktan sonra bütün vücudu dolaşı tekrar kalbe geri döner.
Dolaşım elemanları kan,kalp ve damarlardır.


Kan
Sindirilmiş besinleri ve oksijeni vücudun her yerine taşır.
Karbondioksiti ve zararlı maddeleri akciğere ve böbreklere taşır.
İçinde besin ve oksijen olan kana temiz kan denir.
Karbondioksiti fazla olan besini az olan kana da kirli kan denir.
Kanın içinde kan serumu ve üç farklı yapı bulunur.
Kan serumu kanın sıvı kısmıdır,görevi sindirilmiş besinleri vücuda taşır.
Kanın yapısında alyuvarlar,akyuvarlar ve kan pulcuları olamak üzere şekilleri ve görevleri farklı olan yapılar bulunur.bu yapılar kırmızı kemik iliğinde üretilir.
a) Alyuvarlar:
Kırmızı renktedir.oksijen ve karbondioksit taşır.
b) Akyuvarlar:
Beyaz renkli yapıdadır.vücudu mikroplara karşı korur.
c) Kan pulcukları:
Bir yerimiz kesildiğinde kanı pıhtılaştırarak kan kaybını önler.


*****************KALP******************
Göğüs kafesi içinde iki akciğer arasına yerleşmiş bir organdır.
Şekli sivri ucu aşağı doğru olan bir koniye benzer.yaklaşık olarak yumruğumuz biyikliğindedir.
Kırmızı kaslardan yapılmış olup isteğimiz dışında çalışır.
Kalp üstte iki kulakçık altta iki karıncık olmak üzere dört odacıktır.
Kalbe kan getiren damarlar kulakçıklara açılır.
Vücuda kan taşıyan damarlar ise karıncıklardan çıkar.
Kalbin sol tarafında temiz kan ,sağ tarafında kirli kan bulunur.
Kalp kanı pompalayarak vücutta dolaşımını sağlar.

************Kan Dolaşımı***********
Kalbin çalışması kasılıp gevşeme şeklinde olur.
Kulakçıklar ve karıncıkların sıra ile kasılıp gevşerler.
İki karıncık kasılırken iki kulakçık da gevşerler. Bu dakikada 70-80 kere tekrar eder.
Kulakçıkların kasılması ile sol karıncıktan temiz kan vücuda, sağ karıncıktan kirli kan temizlemek için akciğere gider.
Aynı anda gevşeyen kulakçıklardan, sol kulakçığa akciğerden gelen temiz kan , sağ kulakçığa vücuttan gelen kirli kan dolaşır.
Bu temiz ve kirli kan kulakçıkalrın kasılması ile gevşeyen karıncıklara dolar.
Yaşadığımız süre zarfında kanın vücutta dolaşımı devam eder.

*******************Damarlar*********************
Vücudumuzda üç çeşit damar bulunur.
Bunlar atardamar,toplar damar ve kılcal damarlardır.
A) Atardamarlar
Karıncıktan çıkan ve kalpten vücuda kan taşıyan damarlardır.
Sol karıncıktan çıkan atardamar temiz kanı vücuda taşır.
Sağ karıncıktan çıkan atardamar kirli kanı temizlemesi için akciğere taşır.
B) Toplardamar
Kulakçıklara açılan ve vücuttan kalbe kan taşıyan damardır.
Sol kulakçığa açılan toplardamar akciğerde temizlenen kanı kalbe taşır.
Sağ kulakçığa açılan toplardamar ise vücutta kirlenen kanı kalbe taşır.
C) Kılcal damarlar:
Atar ve toplar damarlar arsında yer alan ince damarlardır.
Vücudumuzu bir ağ gibi sarar.
Vücut ile kan arsındaki madde alışverişi kılcal damarlarda gerçekleşir.

Kanın vücutta dolaşımı

KAN DOLAŞIMI
Vücudumuzdaki bir çok yapının yaşayabilmesi için oksijen ve besine ihtiyacı vardır. Oksijen ve besinlerin vücudumuzun her noktasına dağıtılması gerekir. Ayrıca vücutta oluşabilecek zehirli atıkların uzaklaştırılması gerekir. Bunu Kan dolaşımı yapar.
Kan dolaşımı 3 bölümde incelenir.
1. Kan 2. Damarlar 3. Kalp  

Dolaşım Sistemi

Dolaşım sisteminin genel yapısını , küçük kan dolaşımını , büyük kan dolaşımını , kalbin ve akciğerin çalışmasını yönergeleri izleyip gerekli tıklamaları yaparak aşağıda gözlemleyebilirsiniz. 

 

 

 

 

Kan : Organlarımıza besin ve oksijenin taşınmasını sağlayan kırmızı renkli sıvıya Kan denir.Kan zehirli maddeleri de ilgili organlara iletir.
Damarlar : Sanki su borusu gibi kanın vücutta dolaşımını sağlar.
Kalp : Kanı damarlara pompalayan organdır.Kalbin oluşturduğu bu itme gücü ile kan, saç köklerinden küçük ayak parmağına kadar bedenin her yerine ulaşır.

 

Stetoskop ve Kan yolu ile bulaşan hastalıklar

Stetoskop
 Kalbin pompaladığı kanı damarlarda hissetmemize nabız denir.
 Sağlıklı bir insanda nabız atışı dakikada 70-80 kadardır.
 Koşma, heyecanlanma ve hastalanma durumunda nabız artar. Bir süre sonra normale döner.
 Nabzımızı boyun, el ve ayak bileklerinde kolaylıkla hissederiz.
 Doktorların kalp atışlarını ve akciğerin sesini ve çalışmasını dinlediği alete stetoskop denir.
 
 Dolaşım elemanlarının sağlığını korumak için neler yapmalıyız
 Düzenli ve dengeli beslenmeliyiz.
 Hareket ve yürüyüşler yaparak dolaşımın düzenli olmasını sağlanmalıdır.
 Alkol ve sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durulmalıdır.
 Aşırı dar giyecekler dolaşımı engeller.kalbin rahat çalışması için dar giysiler giyilmemelidir.
 Kan yolu ile bulaşan hastalıklar
 Aıds, tetanoz, kuduz, sıtma, sarılık kan yolu şle bulaşan hastalıklardır.
 Bu nedenle enjektörler bir defadan fazla kullanılmamalıdır.
 Hastaya verilecek kanın mikrop taşıyıp taşımadığı iyi bilinmelidir.

Kalbin , kanı damarlara her pompalayışında damarlarda getirdiği etkiye nabız denir.
Vücut dinlenme halinde iken kalp atım hızı düşer.Nabız da düşer.(uyku gibi)
Egzersiz yaparken bedenin daha çok oksijene ve besine ihtiyacı olur. Besin ve oksijen tüketimi artınca karbon dioksit üretimi de artar.Bu nedenle nabız sayısı artar, nabız atışları duyulur.
Egzersiz yaparken soluk alıp verme de artar.
Korku, heyecan, sevinç veya sinirli olma hali kalp atışına ve buna bağlı olarak nabız sayısının artmasına sebep olur.
 

Maddeleri Niteleyen Özellikler Nelerdir?


 Maddeleri saydam-opak, sert-yumuşak, parlak-mat, esnek-berk, suyu çeken-suyu çekmeyen, suda batan-suda yüzen, pürüzlü-pürüzsüz, renk ve koku gibi özelliklerine göre niteleriz.
 
Saydam ve Opak Maddeler:
 Su, cam, hava gibi ışığı geçiren maddelere saydam; metal, tahta, taş gibi ışığı geçirmeyen maddelere de opak maddeler denir. Saydam maddeler çeşitli renklerde olabilir.
 
Sert ve Yumuşak Maddeler:
 Bazı maddeler sert, bazıları yumuşaktır. Tahtaya çakılan çivi sert, tahta çiviye göre yumuşaktır. Tahtayı kesen testere demiri kesemez. O halde demir tahtadan serttir.
Taş parçasına parmağımızı bastırırsak şekli değişmez, oysa bir sünger parçasına parmağı-mızı bastırırsak şekli değişir. Taş sert, sünger yumuşaktır.
Sert plastikten yapılmış bir cetvel ısıtılırsa yumuşar, esnek bir hal alır.

Parlak ve Mat Maddeler:
Altın yüzük, çelik tencere, gümüş tabak parlaktır. Araba lastiği, kömür, odun, toprak mattır.

Esnek ve Berk Maddeler:
Sapan lastiği, mutfak süngeri, ambalaj lastiği esnektir. Kalem, tahta, porselen tabak berktir. Esnek maddeler bükülebilir. Berk maddeler ise bükülemez. 
 
Sağlam ve Kırılgan Maddeler:
 Cam sert yapılı bir maddedir. Ancak camdan yapılmış bardağa çekiç ile vurulursa bardak kırılır. Demir levha çekiçle dövülerek şekillendirilebilir. Demir, camdan daha sert olmadığı halde camdan sağlamdır.
 Suyu Çeken ve Suyu Çekmeyen Maddeler:
 Yağmur yağdığında bahçede fazla su birikmez. Çünkü toprak suyu çeker. Beton veya asfalt yollarda ise su birikir. Bunun nedeni beton ve asfaltın suyu çekmemesidir.
Yere su döküldüğünde yeri temizlemek için pamuklu kumaş kullanırız. Çünkü pamuklu kumaşın su çekme özelliği vardır. Yapısında naylon bulunan kumaşlar suyu çekmez. Bu nedenle şemsiye, yağmurluk gibi eşyalar naylon kumaştan yapılır.

Suda Batan ve Suda Batmayan (Yüzen) Maddeler:
Bazı maddeler suda batar, bazıları ise batmaz ve su yüzeyinde yüzer. Maddelerin suda batması veya yüzmesi büyüklüklerine bağlı değildir.
Taş, madeni para suda battığı halde; yaprak, plastik top, tahta gibi maddeler suda batmaz.

Pürüzlü ve Pürüzsüz Maddeler:
Bazı maddelerin yüzeyi pürüzlü, bazılarının yüzeyi pürüzsüzdür. Cam şişenin yüzeyi pürüzsüzdür. Ayakkabımızın altı ise pürüzlüdür. Ayakkabımızın altı da cam şişenin yüzeyi gibi pürüzsüz olsaydı yürürken kayıp düşerdik. Yüzeyi pürüzlü bir ağaç parçası rende, zımpara ve cila kullanılarak pürüzsüz, kaygan bir yüzeye sahip hale getirilebilir.

Ren ve Koku:
Birçok maddenin kendine has bir rengi ve kokusu vardır. Altın sarı, tuz ve şeker beyazdır. Kolonya, sarımsak ve soğanın kokusu vardır. Tuz ve şekerin kokusu yoktur. Bazı maddelerin rengi zamanla değişebilir. Üzüm taze iken sarı, kuruyunca kahverengi olur.


Maddelerin Özellikleri

 Maddeler yapılarına göre bazı özellikler gösterirler.
 Mıknatıslık, suda batma yada yüzme özelliği maddelerin bu özelliklerindendir.
 
 MIKNATISA ÇEKİLME
 Mıknatıs demir, kobalt, nikelden yapılan maddeleri kendine çeker.
 Bu tür maddelerden yapılan çivi, toplu iğne, ataç raptiye gibi maddeler mıknatıs tarafından çekilirler. Ağaç, cam, alüminyum, kauçuk gibi maddeler mıknatıs tarafından çekilmezler.
 Mıknatıs demir dürü maddeleri çeker.
 
 SUYU ÇEKME-ÇEKMEME ÖZELİĞİ
 Bazı maddelerin su gibi sıvı maddeleri emme özelliği vardır.
 Bu durum maddelerin gözenekli bir yapıya sahip olmasından kaynaklanır. Sünger, el bezi, kağıt peçete yada kağıt havlu gibi cisimler suyu emerken, plastik mermer, seramik, cam, tahta, metal cisimler suyu emmezler. Elbezi suyu çeker.
 
 SUDA BATMA-YÜZME ÖZELLİĞİ
 
Maddelerin bazıları suda batmaz ve su üzerinde yüzerler. Şişe mantarı, plastik köpük, kağıt, tahta gibi maddeler suda batmazlar.
 Metal para, silgi, taş, seramik ve cam parçaları suda batarlar
 Şişe mantarı suda yüzerken metal para batar.



Maddenin halleri olan katıların,sıvıların ve gazların temel özellikleri

MADDENİN HALLERİ

Maddenin 3 Hali vardır.Katı,sıvı ve gaz hali.

1)MADDENİN KATI HALİ:

* Maddenin biçiminin belirli olduğu haldir.
* Taş,silgi,kalem..vb.maddeler katı maddelerdir.
* Katı maddelerin biçimi ve hacmi,bulunduğu kabın biçimine göre değişmez.

ÖNEMLİ UYARI: Kum,un,pirinç,toz şeker gibi küçük tanecikli maddeler kabın biçimini alırlar fakat katı maddelerdir.

2)MADDENİN SIVI HALİ:

* Maddenin akışkan olduğu ve konulduğu kabın biçimini aldığı halidir.
* Su,ayran,kola,kolonya,benzin….vb.maddeler sıvıdır.
* Sıvı maddelerin hacmi, bulunduğu kabın hacmine göre değişmez….(ÇOK ÖNEMLİ)
* Sıvı maddeler yeterince ısı alırsa buharlaşır ve gaz halini alır..(ÇOK ÖNEMLİ)

3)MADDENİN GAZ HALİ:

* Gaz halindeki maddelerin tanecikleri birbirinden bağımsız hareket eder.Bu nedenle gaz maddelerdir.
* Bulundukları kabı tümüyle doldururlar.
* Bulundukları kabın biçimini alırlar.
* Kabın her yanına basınç yaparlar.
* Katı maddeleri oluşturan tanecikler arasında boşluk yok denecek kadar azdır.Gaz maddelerin tanecikleri birbirinden çok uzakta bulunurlar.

ÖNEMLİ UYARI: Tanecikler arasındaki boşluk, maddenin haline göre değişir.



 


Sayfayı Yazdır

Maddenin Halleri


Doğada maddeler katı, sıvı ve gaz olmak üzere 3 halde bulunurlar.

1- KATI MADDELER
Belirli bir şekli ve hacmi olan maddelere katı maddeler denir. Dışarıdan bir etki olmadıkça katı maddelerin şekli ve hacmi değişmez. Taş, tuğla, tahta, silgi, kaşık, çatal, kitap, masa, televizyon gibi madde ve cisimler katı maddelerdendir.

2- SIVI MADDELER
Kullandığımız su, akarsular, göller, denizler, sıvı yağlar, meyve suları, süt, benzin, sirke gibi maddeler sıvı maddelerdir. Sıvı maddelerin belli bir şekli yoktur. Bu nedenle konuldukları kabın şeklini alırlar. Hacimleri bellidir. Ancak ısı etkisiyle hacimleri değişebilir. Sıvı maddeler akışkanlık özelliğine sahiptir.
Sıvı olmadıkları halde sıvı gibi akan maddelerde vardır.

Toz şeker, tuz un, toz deterjan, ince kum gibi maddeler konuldukları kabın şeklini alırlar. Bir kaptan başka bir kaba sıvı gibi aktarıla bilirler. Bu tür maddelerin sıvı gibi görünmelerinin nedeni çok küçük taneciklerden oluşmalarıdır.
3-GAZ MADDELER

Soluduğumuz hava, yakıt olarak kullandığımız doğal gaz ve likit petrol gazı ( LPG), kolonyanın, parfümün, soğanın kokusu, su buharı gaz halindeki maddelerdendir. Gaz maddelerin belirli bir hacmi yoktur. Gaz maddeler bulundukları kabı ve ortamı tamamen doldururlar.
Diğer bir özelliği de sıkıştırıla bilmeleridir. Örneğin araba lastiklerinin, topların içinde sıkıştırılmış hava bulunmaktır.

Makas, cetvel, silgi, kalem, kalem tıraş katı maddelerdir.
Su, sıvı yağ , sirke, süt sıvı maddedir.hava gaz maddelerden oluşmuş bir karışımdır.
Şeker, tuz ve çay gibi maddeler sıvı maddeler gibi akışkandırlar.

Yakıt olarak kullandığımız mutfak gazının sıkıştırılarak sıvı haline getirildiği, havayla temas ettiğinde tekrar gaz haline geddiğini BİLİYORMUYDUNUZ?


BİLELİM
Tüm spreyler çakmaklardaki gaz maddeler sıkıştırılarak sıvı hale getirilmişlerdir.



 


Sayfayı Yazdır

Hacim ve kütle kavramları ve birimleri

Maddenin Biçim Ve Hacim Özellikleri

* Katı maddelerin biçimi belirlidir.Öğrneğin;ekmek,peynir,anahtar,kalem,silgi….vb.cisimlerin biçimi bulundukları kabın biçimine göre değişmez.
* Sıvı ve gaz halindeki maddeler, içinde bulunduğu kabın şeklini alır.
* Un,kum,toz şeker..vb.ince taneli akabilen katı maddeler de bulunduğu kabın şeklini alırlar.
* Katı ve sıvı maddelerin hacimleri belirlidir.Bunların hacimleri bulundukları kaba göre değişmezler.Gaz halindeki maddeler kabı tümüyle doldururlar.

Maddenin Ölçülebilir Özellikleri

* Maddenin bazı özelliklerini ölçmek olanaklıdır.
* Kütle,haci ve sıcaklık gibi maddeler ölçülebilir.

KÜTLE:

* Her madde tanecikli yapıdadır.Maddeyi oluşturan tanecikler gözle ve mikroskopla görülemezler.
* Bir maddenin kütlesini o maddenin yapısındaki tanecik sayısı oluşturur.Bu sayı madde miktarını verir.
* Buna göre kütle;madde miktarı demektir.
* Kütle eşit kollu terazi ile ölçülür.
* Bir maddenin kütlesini kilogram (kg) ile belirleriz.
* 1 kilogramın binde birine gram denir.Gram kısaca g ile gösterilir.Buna göre; 1000 gram=1 kg.
* Havanın da kütlesi vardır.Örneğin içi hava ile dolu olan topun kütlesini ölçebiliriz.

HACİM:

* Her madde bulunduğu ortamda bir yer kaplar.
* Bir maddenin bulunduğu ortamda kapladığı yere Hacim denir.
* Bir sıvının ağırlığını ölçerken,ilk önce içine katılan kabın ağırlığı hesaplanır.Buna DARA denir.
* Buna göre her maddenin bir hacmi vardır.
* Katı ve gaz halindeki maddelerin hacimleri metreküp ile ölçülür. m³ biçiminde gösterilir.
* Metreküpün milyonda birine santimetreküp denir ve cm³ ile gösterilir.
* Prizmatik biçimli katı maddelerin (küp …vb.) hacimleri üç boyutlu çarpılarak ölçülür.
* Küp ve prizma biçimindeki katıların hacimleri V=a x b x c bağıntısı ile bulunur.
* Sıvıların hacimleri dereceli silindir yardımıyla ölçülür.
* Aşağıdaki şekilde içi su dolu dereceli silindire taş atılmış ve silindirdeki suyun seviyesi yükselmiştir. Yani hacmi değişmiştir.Burada sıvının hacmi kolayca ölçülebilir.Dereceli silindirdeki sıvı hangi sayıya denk geliyorsa o sayı sıvının hacmidir.Ancak taşın hacmini hesaplamak istersek şu yolu
Yapmamız gerekir..Dereceli silindirin taş atıldıktan sonraki hacminden
Taş atılmadan önceki hacmi çıkartılır.Çıkan sonuç ise Taşın hacmidir.

Bunu da şu formülle gösteririz; V taş=V2-V1 ‘e eşittir.Buradaki V2 (katının dereceli kaba atıldıktan sonraki sıvının seviyesi)
V1 (katının dereceli kaba atılmadan önceki sıvının seviyesi)



* Sıvının hacmi Litre ile ölüçülür. L ile gösterilir.
* Mililitre (Ml) litrenin binde birine eşittir.



Not:(ÖNEMLİ)1 Litre (L)=1000 mililitre (mL) ‘dir.
1 Litre (L)=1 dm³ ve
1 Mililitre (mL)=1 cm³ tür.


ÖZKÜTLE (Yoğunluk):

* Bir maddenin 1 cm³ nün kütlesine ÖZKÜTLE (Yoğunluk)denir.
* Özkütle ayırt edici özellik taşır.Çünkü her maddenin özkütlesi vardır.
* Bazı maddelerin özkütleleri aşağıda verilmiştir.
 

Madde Özkütle (g/cm³)
Su 1
Buz 0,5
Civa 13,6
Demir 7,8



SICAKLIK:

* Maddelerin sahip olduğu sıcaklık da kütle ve hacim gibi ölçülebilir.
* Maddelerin sıcaklığını ölçen araçlara termometre (sıcaklık ölçer) denir.
* Kullandığımız termometreler Celcius (Selsiyus) birimine göre bölmelenmiştir.
* Bu bölmelemede 0 ºC buzun erime sıcaklığını,100ºC ise suyun kaynama noktasını gösterir.Aradaki 100 bölmenin her biri 1 celcius (selsiyus) derecesine (ºC) eşittir.
* Bir madde ısındıkça Sıçaklığı artar.



 


Sayfayı Yazdır

Maddenin Ölçülebilir Özellikleri ve Birimler

 Pazardan aldıklarımız tartılıyor?
 Ölçü ve tartı birimleri olmasaydı ne olurdu?
 Sıvılar nasıl tartılıyor?
 Doğada bulunan tüm maddelerin kütlesi ve hacmi vardır.
 Bu iki özellik de ölçüle bilir özelliklerdendir.
 Maddelerin kütlesi yada hacmini görerek yada elimize alarak ölçemeyiz ancak tahmin edebiliriz.
 Bu da yanıltıcı olabilir. Kütle ve hacim belirlenen ölçü birimleriyle ölçülür.
 
 1- KÜTLE VE KÜTLENİN ÖLÇÜLMESİ
 Bir maddenin değişmeyen madde miktarına kütle denir.
 Kütle eşit kollu terazi ile ölçülür.
 Bir cismin kütlesi her yerde aynıdır.
 Kütle birimi gramdır.
 Kilogram “kg” sembolü ile gram “g” sembolü ile gösterilir.
 1000 gram= 1 kilogram dır.
 Eşit kollu terazi ile kütle ölçülürken eşit kollardan birine standart kütleler diğer bölümüne ise tartılacak maddeler konur.
 Günümüzde elektronik terazilerin kullanımı oldukça yaygınlaşmıştır.
 Eşit kollu terazide tartma
 
 
 SIVILARIN KÜTLESİNİN ÖLÇÜLMESİ
 
 Sıvı maddelerin büyük bir çoğunluğu litre ile ölçülür.
 Fakat tahin, pekmez gibi akışkanlığı az olan sıvı maddeleri litre ile ölçmek zordur.Bu nedenle akışkanlığı az olan maddeler satılırken kütleleri ölçülür.
 
 Boş kabın kütlesi ölçülür.
 Kaba sıvı madde konur.
 Kap dolu olarak tekrar ölçülür.
 
 Sıvı bir maddenin kütlesini ölçmeden önce içine konulduğu kabın kütlesini bilmek gerekir. Bu nedenle önce kabın kütlesi ölçülür.
 Boş kabın kütlesine dara denir.
 ÖRNEK PROBLEM
 Kabıyla birlikte tartılan bir kavanoz pekmezin brüt kütlesi 1250 gram, kavanozun kütlesi 250 gram ise pekmezin net kütlesi ne kadardır?
 
 Çözüm: Brüt kütle= net kütle
 1250-250=1000 gramdır.
 
 GAZLARIN KÜTLESİNİN ÖLÇÜLMESİ
 Gaz maddelerin kütleleri de sıvı maddelerin kütleleri gibi ölçülür.
 Sıvıların ölçüsünde olduğu gibi önce gaz maddelerinin konulacağı kabın darası ölçülür. Daha sonra gaz madde doldurularak yeniden ölçüm yapılır. Son ölçüm ile ilk ölçüm arasındaki fark gaz maddenin kütlesini verir.
 
 2-HACİM VE HACMİN ÖLÇÜLMESİ
 Tüm maddeler bulundukları ortamda bir yer kaplar. Maddelerin kapladıkları yere hacim denir. Katı ve sıvıların hacimleri vardır.
 Gaz maddeleri ise hacimleri değişkendir. Gaz maddeler bulundukları ortamı tamamen doldurabildikleri gibi basınç uygulandığı zaman da hacimleri küçüle bilir. Sıvı maddelerin hacmi dereceli silindir ile ölçülür.
 Örneğin kolonyacı kolonyayı şişeye doldurmadan önce dereceli silindir ile ölçer. Sıvıların hacim birimi litre ( L) dir.
 Süt, zeytin yağ, benzin gibi sıvı maddeler litre ile ölçülür.
 
 DÜZGÜN OLMAYAN KATI MADDELERİN HACMİNİN ÖLÇÜLMESİ
 Düzgün olmayan bir cismin hacmini ölçmek için sıvılardan yararlanılır.
 Önce dereceli silindire belli bir miktar su konulur. Daha sonra hacmini ölçeceğimiz cisim dereceli kaptaki suyun içine atılır. Taşan su miktarı cismin hacmini verir.


 


Sayfayı Yazdır

Yapay Madde Nedir?


Evimiz, okulumuz gündüzleri güneş ışığı ile aydınlanır. Güneş doğal ışık kaynağıdır. Geceleri evlerimizi aydınlatmak için kullandığımız lamba ve mum ise yapay ışık kaynaklarıdır.
Besin maddesi olarak da kullandığımız birçok yapay madde vardır. Örneğin piyasada su, şeker ve gıda boyaları kullanılarak yapılmış meyve suları satılmaktadır. Bu tür meyve suları yapay maddelerdir. Ancak doğal meyvelerden elde edilmiş meyve sularının dayanıklılığını arttırmak için yapay madde eklense de bu tür meyve sularına yapay madde denmez.
Soya fasulyesi kullanılarak yapılan kuşbaşı et ve kıyma lezzeti doğal olana yakın yapay maddelerdir. Mutfağımızda temizlik işlerinde kullanılan mutfak süngerleri de yapay maddedir. 


Doğal ve Yapay Maddeler

DOĞAL MADDELER
Doğadan olduğu gibi yada çok hazla yapısal değişikliğe uğramadan elde edilmiş maddelere doğal maddeler denir.
Doğal maddelerin bazıları da çeşitli işlemlerden geçirilerek kullanılır. Örneğin tuz doğal bir maddedir ve doğadan elde edildiği gibi kullanıla bilir. Şekerde doğal bir maddedir ve şeker pancarının yada şeker kamışının işlenmesi sonucu elde edilir. Ağaçtan elde edilen kereste ve tahta doğal bir maddedir. Günlük yaşantımızda kullandığımız altın, demir, ağaç, cam, taş, mermer, toprak gibi bir çok cisim eşya, alet ve malzeme doğal maddelerden yapılır.
Günlük yaşantımızda birçok doğal madde kullanırız.


YAPAY MADDELER
Doğal olmayan yollardan elde edilen maddelere yapay maddeler denir. Yapay maddeler doğadan oluşturulmuş maddelerdir. Plastik, naylon, telefon, yapay gübre, yapay ipek, yapay şeker gibi günlük yaşantımızda kullandığımız doğal olmayan sayısız madde, cisim, eşya, malzeme ve alet vardır.
Yapay maddelerden yapılmış eşyalar

BUĞDAYDAN EKMEĞE
Ben bir buğday tanesiyim. Sahibim beni bir çuvalın içinde aylardır bekletiyor. Of!... Çok sıkıldım. Üstelik burada ışıkta yok. Ne zaman dışarı çıkarım bilmiyorum. Herhalde sahibimin bir bildiği vardır. Uzunca bir bekleyişten sonra bir elin, çuvalı uzunca kavradığını ve sırtına alarak kavradığını hissettim.
Of!... nihayet gün yüzü görecektim. Mutluluktan uçuyorum.
Bir at arabasının tıkırtısıyla yola çıktığını anladım. Bir süre sonra araba durdu. Bulunduğum çuvalın arabadan alınıp, yumuşak bir toprağın üstüne konulduğumu hissettim. Ne oluyordu? Nereye gelmiştik? Çuvalın ağzının açılmasıyla bulunduğum yere ışık doldu.
Aman! Ne kadarda özlemişim gün ışığını. Şöyle bir etrafıma baktım bir tarlanın kenarındayım. Sahibim tarlayı sürmüştü. Toprak mis gibi kokuyordu. Biraz sonra sahibim kucağında bir torbadaydım.
Havaya savrulduğumu fark ettim. Havada bir kavis çizdikten sonra toprağa düştüm. Meraktan çatlıyordum. Bir süre sonra üzerim toprakla örtüldü ve ben bu deha tek başıma yine karanlıklar içindeydim. Son hatırladığım derin bir uykuya daldığımdı. Toprağın üstünde ve ışıklı bir dünyadaydım. Bende çok büyük değişiklikler vardı. Büyümüştüm. Yapraklarım vardı artık. Tepemde bir başak olmuştu. İçinde bir çok buğdayın bulunduğu bir başak… Bir süre sonra sıcaklar nedeniyle kurudum. Bir gün üzerimden büyük gürültülerle koca bir makine çeçti.Beni parçaladı; Başağımdaki buğdaylar bir çuvalın içine dolduruldu. Daha sonra kendimi bir değirmende buldum. Beni un haline getirdiler. Son yolculuğum bir hırına olmuştu. Şimdi bir sofrada ali’nin midesine inmek üzeriyim.

 


Doğa Olaylarının Maddelere Etkisi


Yer yüzünün şekli milyonlarca yıldan beri çeşitli doğa olayları nedeniyle sürekli
değişmektedir. Dış etkiler dediğimiz yağmurlar , rüzgarlar, akar sular ve buzlanma gibi doğa olayları yer kabuğunu parçalamış, aşındırmış, değişmesine neden olmuştur.

AKAR SULARIN ETKİSİ
Yer yüzünün değişmesine etki eden kuvvetlerin en önemlisi akar sulardır. Akar sular yağmur yada eriyen kar sularının yerine eğimine uygun olarak akmasıyla oluşurlar. Akar sular yer çekimine uygun olarak akarken geçtikleri yerlerdeki kayaları aşındırır ve parçalar. Kayalarda koparılan bu parçalar ve kumlar denizlere doğru sürüklenirken çarptıkları kayaçları aşındırırlar. Sel suları yamaçlardan hızla akarken verimli toprakları aşındırır, sürükler.
Toprağın verimli bölümünü yok eder. Bu olaya erozyon denir. Akar sular bazı bölgelerde yumuşak kayalar aşındırarak peri bacaları denilen oluşuma neden olurlar. Yurdumuzdaki Kapadokya bölgesinde bu tür oluşmalar vardır.

RÜZGARIN ETKİSİ

Rüzgarda yeryüzünün değişmesine neden olan etkenlerdir. Şiddetli rüzgarların savurduğu kum, toprak gibi maddelerin doğal yapı üzerinde aşındırma etkisi vardır. Yeryüzündeki birçok değişim bu şekilde oluşmuştur. Ayrıca rüzgar torağın verimli bölümünü aşındırarak erezyona neden olur.
Rüzgar yerkabuğundaki değişmelere neden olduğu gibi tarihi yapıların da aşınmasında önemli bir rol oynar. Yeryüzündeki birçok yapı bu nedenle yok olmuştur.


BUZLANMA ETKİSİ

Kayaçlar doğal etkiler sonucu çatlarlar. Soğuk mevsimlerde bu çatlakların arasına giren yağmur suları donar. Donan sular gençleştikleri için kayaların parçalanmasına neden olurlar. Bu durum süreklilik gösterdiği için kayaçlar zaman içinde parçalanıp, ufalanırlar. Buzlanmanın etkisi soğuk iklime sahip yerlerde daha çok görülür.
Ayrıca kayaçların arasına giren ve orada büyüyüp gelişen bitki kökleri de parçalanmalarına neden olurlar.

SICAKLIK DEĞİŞİMLERİ
Gece ve gündüz arasındaki farklı maddeler üzerinde etkili olur. Gündüz ısınarak gelişen, gece soğuyarak büzülen kayalar zaman içinde parçalanır, ufalanırlar.

BİLELİM
Yeryüzünü değiştiren dış etmenlerden başka depremler, volkanik gibi iç etmenlerde vardır.


Maddelere ısı verdiğimiz zaman sıcaklığı artar. Buna karşılık ısı kaybeden maddelerin sıcaklığı düşer, soğur.
Isı ve sıcaklık farklı kavramlardır. Isı bir enerji türüdür. Sıcaklık termometreyle ölçülen bir değerdir. Isı ise kalorimetre kabıyla ölçülür. Isı, maddeleri çeşitli yönlerden etkiler. Isınan maddeler genleşir. Soğuyan maddeler büzülür. Yani ısı maddelerin hacmini değiştirir.

SICAKLIĞIN ÖLÇÜLMESİ

Bir maddenin sıcaklığını elimizle dokunarak anlayabiliriz ama ölçemeyiz. Bir maddenin sıcak, soğuk yada ılık oluşu duruma ve kişiye göre değişebilir. Bunu şöyle anlayabiliriz. Birinde soğuk, birinde sıcak, birinde ılık su olan üç kap alalım elimizin birini sıcak diğerini soğuk su olan kapta tutalım. Sonra her iki elimizi de ılık suya daldıralım. Ilık su sıcak sudan elimize soğuk, soğuk sudan çıkan elimize sıcak gelecektir.
Sıcaklık termometre ile ölçülür. Termometreler, ısınan maddelerin genleşmesi soğuyan maddelerin büzüşmesi ilkesine göre çalışırlar. Alkollü, civalı, dijital ve metal termometreler vardır. Sıvı termometrelerin içinde bulunan sıvı, sıcaklık yükseldikçe sıcaklık genleşir ve ince boruda yükselir. Soğuduğu zaman ise bunun tam tersi gerçekleşir ve sıvı ince borudan aşağı doğru iner. Termometrenin üzerinde bulunan çizgilerden ve sayılardan yaralanarak sıcaklıkları anlayabiliriz.
Termometreler çeşitli şekillerde derecelendirilirler. Yurdumuzda ve birçok ülkelerde celsius ( selsiyus ) derecesi kullanılır. Celsius derecesi ‘C sembolü ile gösterilir.
Termometrede görülen 25’C “ yirmi beş derece selsiyus “ olarak ifade edilir.
Sıvılı termometrelerin oda termometresi hasta termometresi, laboratuar termometresi gibi çeşitleri vardır. Bu termometre sıvı olarak alkol yada civa kullanılır.
Metal termometreler sıvı termometrelerin kullanılamadığı yüksek sıcaklıktaki yerlerde kullanılır.


BİLELİM
Termometrelerin suyun donma ve kaynama noktalarına göre derecelendirilirler. Üç çeşit derecelendirme vardır.
Celcius : celcius derecelendirilmesinde suyun kaynama noktası 100’C, donma noktası 0’C dir.
Fhrenheit ( Fahrenhayt ) : bu derecelendirmede suyun kaynama sıcaklığı 212 Fanrenheit, donma noktası 32 Fanrenheit kabul edilir.
Reaumur ( Reomür ) : Reomür derecelendirilmesinde suyun donma noktası 0’Reomür, kaynama noktası ise 80’Reomür olarak kabul edilir.



Maddenin Isı Etkisi ile Değişimi- Hal değişimi

MADDENİN ISI ETKİSİ İLE DEĞİŞİMİ

a)ISINMA-SOĞUMA

* Isı enerjisi alan maddenin sıcaklığı artar.
* Maddenin sıcaklığının artması ısınma sonucunda gerçekleşir.
* Örneğin;Yanmakta olan ocağın üzerinde bulunan çorba ya da yemek bir süre sonra ısınır.
* Yiyeceklerin pişmesi ısınma ile gerçekleşir.
* Özel karışımlı toprakların pişmesi ile seramik,porselen,kiremit,tuğla…vb. malzemeler yapılır.
* Sıcak su ile temizlik iyi sonuçlar verir.
* Havanın ısınması ilkbaharda bitkilerin uyanmasına neden olur.
* Isınan hava bitkilerin gelişmesine ve tohumların çimlenmesine neden olur.
* Demir,cam vb.maddelerin ısınması işlenmesini kolaylaştırır.
* Isı enerjisini kaybeden maddeler soğur.
* Madde yeterince soğursa donma ve yoğunlaşma olur.
* Karayolları soğumanın yol açtığı buzlanma nedeniyle bozulur.
* Soğuk havada mikroplar etkinlik göstermez,yaşamaz.
* Soğuyan maddeler sertleşir.
* Isınma ve soğuma olayları art arta gerçekleştirir ve sütteki mikroplar yok edilir.(Pastorize sütler)
* Dondurulmuş besinler uzun süre saklanır.
* Uzun süre soğukta kalan canlılar ölebilir.

Havadaki ısınma ve soğuma;

* Yağışların
* Rüzgarların
* Toprak oluşumunun
* Şimşek ve yıldırımların oluşmasına neden olur.

b)HAL DEĞİŞİMLERİ

* Maddeler bir halde diğerine geçebilirler.
* Örneğin su sıvıdır.Buzluğa koyduğumuzda Donar ve katılaşır.Isıttığımızda ise gaz halini alır.
* İşte bu değişime Hal değişimi denir.
* Hal değişimleri Erime,donma,buharlaşma,yoğunlaşma ve süblimleşme şeklinde olur.

1)Erime ve Donma
* Katı haldeki bir madde yeterince ısı alırsa sıvı duruma geçer.Bu olaya erime denir.
* Her madde kendine göre bir sıcaklık derecesinde erir.Bu maddelerden bazıları aşağıda verilmiştir.
*
Madde Erime Sıcaklığı (ºC)
Buz 0
Civa -39
Naftalin 79
Tuz 800
Demir 1532


* Yeterince soğuyan sıvı maddelerin katı hale geçmesine de Donma (katılaşma) denir.
* Donma olayı erimenin tersidir.Bir maddenin erime ve donma sıcaklıkları aynıdır.
* Eriyen maddenin hacmi büyür.Donan maddenin hacmi küçülür.
* Erime ile çözünme olayı çok farklıdır.
* Erime ısı etkisi ile gerçekleşir.Çözünme ise katı maddelerin sıvı içinde çok küçük parçacıklar biçiminde dağılmasıdır.

2)Buharlaşma ve Yoğunlaşma (Yoğuşma)

* Yeterince ısınan sıvı maddelerin gaz haline geçmesine buharlaşma denir.
* Buharlaşma her sıcaklık derecesinde gerçekleşir.Bundan dolayı buharlaşma derecesi yoktur.
* Islak maddelerin kuruması; bu maddedeki suyun buharlaşarak uzaklaşması sonucunda olur.
* Buharlaşma sırasında gerekli ısıyı veren madde ısı kaybeder;soğur.
* Karpuz dilimi bir süre dışarıda bekletilirse yüzeyi soğur.
* Suyu sızdıran testiler suyu soğuk tutar.

Bazı etkenler buharlaşmayı hızlandırır.Bunlar;
* Sıcaklığın artması
* Yüzeyin büyümesi
* Basıncın azalması
* Havanın rüzgarlı olması
* Havanın kuru olması

Doğada Su Döngüsü

* Yeryüzündeki sular yerle gök arasında durmadan devam eden bir döngü içindedir. Bunun nedeni suyun halden hale geçmesidir.
* Güneşin etkisiyle buharlaşan sular gök yüzünde bulutları oluşturur. Bulutlar çok küçük su damlacıklarından oluşur.
* Soğuk bir hava tabakasına rastlayınca ısı kaybettikleri için bulutlardan yoğuşma çoğalır.
* Yoğuşmayla ağırlaşan su damlacıkları yer yüzüne doğru düşmeye başlar. Buna yağmur denir.
* Bazen soğuk hava tabakası buluttaki su damlacıklarını doldurur. Bu durum kar yağmasına neden olur.
* Dolu ise yağmur damlalarının daha soğuk bir hava tabakasına rastlayarak donması sonucu oluşur. Yeryüzüne yağışlarla tekrar dönen su yine Güneşin etkisiyle buharlaşarak gökyüzüne yükselir.
* Böylece yeryüzündeki su, dengesi sürekli olarak korunmuş olur.


* Gaz maddelerin ısı vererek Sıvı duruma geçmelerine Yoğunlaşma (yoğuşma) denir.
* Kışın odadaki havada bulunan su buharı soğuk cam yüzeyine çarpar ve yoğunlaşır.Bu durumda camda sulanmalar meydana gelir.
* Bulutlar; havadaki su buharının yoğunlaşması sonucu oluşurlar.
* Yoğunlaşan madde ısı verir…..(ÇOK ÖNEMLİ SAKIN UNUTMA)
* Yoğunlaşma olayı;
Suyun doğal döngüsünü
Soğutma devrelerinin çalışmasını
Suyun arıtılarak içme suyu olarak kullanılmasını sağlar..




3) Kaynama

* Kaynama; buharlaşmanın hızlı halidir.Buharlaşma olayı sının yüzeyinde gerçekleşir.
* Kaynamakta olan bir sıvının ise her noktasında buharlaşma görülür.
* Her madde belli sıcaklıklarda kaynar.
* Örneğin su 100°C de, Hava -191°C de, Civa 357°C de kaynar..
* Basıncın artması kaynama hızını arttırır.
* Örneğin; düdüklü tencereler basınçlı olduğundan yemekler daha hızlı pişer.
* İstanbul’da hava basıncı Ankara’dan daha yüksek olduğundan; İstanbul’da sıvılar daha yüksek sıcaklıkta kaynar.
* Yabancı maddeler kaynama sıcaklığını arttırır.
* Saf su 100°C de kaynarken; kireçli,şekerli,tuzlu su daha yüksek derecelerde kaynar.
* Çorbanın kaynama sıcaklığı suyunkinden yüksektir.

4) Bozunma (Bozulma)

* Isı bazı maddelerin yapısında değişikliğe yol açar.
* Isı etkisiyle maddenin yapısında olan bu değişikliğe bozunma(Bozulma)denir.
* Örneğin; pişirilen yiyeceklerin yapısı değişir.Oda sıcaklığında bekletilen bazı yiyecekler kokuşur.
* Isıtılan şeker kömürleşerek bozunur.
* Odun kömürü odunun ısıtılması sonucunda oluşur.
* Kullandığımız kömür,petrol canlı yapılarının milyonlarca yılda bozunmasından oluşur.


NOT: Kaynama, Buharlaşma ve erime için maddenin ısı alması gerekir.
Yoğunlaşma olayında ise maddenin ısı vermesi gerekir…….(ÇOK ÖNEMLİ)

 


Maddenin Değişimi

MADDENİN DEĞİŞİMİ

* Maddenin değişimi biçim ya da yapı yönünden gerçekleşebilir.
* Basınç,ısı gibi etkenler maddenin değişimine etkili olabilir.
* Birbiri içine katılan maddelerle farklı özellikte yeni maddeler elde edilebilir.
* Madde işlenerek biçimde değişikliğe uğratılabilir.
* Bu yolla kaşık,gözlük,kalem….vb. eşyalar yapılır.
* Maddenin yapıca ve biçimce değişimi 2 yolla olur.

1)İnsan eli ile
2)Doğa olayları ile

İNSANLAR İŞLEYEREK MADDEYİ DEĞİŞTİREBİLİR

* Fabrikada işlenen demirden dikenli tel,çivi,tel,iğne,raptiye,ataş…vb.maddeler yapılır.
* Farklı plastik maddelerin işlenmesi ile poşet,cetvel,sandalye,kova,oyuncak…vb.yapılır.
* Un buğdayın,çimento ise toprağın işlenmesi ile elde edilir.
* Ayakkabı,terlik,kemer,çanta ….vb.maddeler hayvan derilerinin işlenmesi ile elde edilir.

Maddenin işlenmesi biçim değişikliği ile de olabilir.Örneğin;
* Tahtanın işlenmesi ile dolap,masa,sandalye gibi eşyalar elde edilir.

DOĞA OLAYLARI İLE MADDE DEĞİŞEBİLİR

* Rüzgar,deprem,erozyon…vb.nedenlerden dolayı doğanın şekli değişir.
* Kayalar; rüzgar ve erozyon nedeniyle küçük parçalara ayrılır.Zamanla toprak oluşur.
* Yaşlanan ağaçlar böcekler ve yağmur etkisiyle çürür ve kurur.
* Şimşek ve gökgürültüsü havada azotlu bileşikler oluşmasına neden olur.
* Günümüzde kullandığımız kömür; milyonlarca yıl önce bitkilerin toprak içinde kömürleşmesiyle oluşmuştur.
* Petrol;Milyonlarca yıl toprak altında kalan hayvan ve bitki artıklarından oluşmuştur.
* Havayı kirleten maddeler binaları ve heykellerin yüzeyini aşındırır.Su ve hava demirin paslanmasına yol açar.
* Peri bacaları doğanın değişimine en güzel örneklerdendir..Pamukkale de aynı şeklide gösterilebilir.


Bozulma


 Doğada bazı katı maddeler ısı etkisiyle sıvı hale geçebilirken, bazı maddeler geçemezler. Örneğin şeker, tuz, un gibi maddeler ısıtıldığında farklı bir maddeye dönüşür. Bu olaya bozunma denir. Bir tüp içine koyduğumuz şeker ispirto ocağında ısıttığımızda bozulma olayını gözlemleyebiliriz.


Hal Değişimi


Maddeler ısı etkisi ile hal değiştirebilirler. Su yeterince soğuduğunda donar, buz halini alır. Buz suyun katı halidir. Çeşmeden akan su, dereler, göller ve denizler suyun sıvı haline örnektir. Kaynamakta olan çaydanlıktan çıkan su buhar ise suyun gaz halidir.
Dondurma ve çikolata sıcağın etkisi ile erimeye başlar.


Erime ve Donma :
Katı bir maddenin sıvı ısı alarak sıvı hale gelmesine erime denir. Sıvı bir maddenin ısı kaybederek katı hale gelmesine donma denir.
Erime ve donma birbirinin tersidir. Katı haldeki çikolatayı ısı etkisi ile eritip kalıplara döktüğümüzde çikolata ısı kaybeder. Donar ve tekrar katı hale gelir.

Buharlaşma ve Yoğuşma :
Sıvı bir maddenin ısı etkisiyle gaz haline gelmesine buharlaşma denir. Çaydanlıkta kaynayan sudan çıkan buhar suyun gaz haline iyi bir örnektir.
Gaz halindeki bir maddenin ısı kaybederek tekrar sıvı hale gelmesine ise yoğuşma denir. Çaydanlıktan çıkan su buharına soğuk tencere kapağını tuttuğumuzda su buharı tencere buharında ısı kaybeder ve su damlacıkları oluşur.

Doğada Su Döngüsü

Yeryüzündeki sular yerle gök arasında durmadan devam eden bir döngü içindedir. Bunun nedeni suyun halden hale geçmesidir.
Güneşin etkisiyle buharlaşan sular gök yüzünde bulutları oluşturur. Bulutlar çok küçük su damlacıklarından oluşur. Soğuk bir hava tabakasına rastlayınca ısı kaybettikleri için bulutlardan yoğuşma çoğalır. Yoğuşmayla ağırlaşan su damlacıkları yer yüzüne doğru düşmeye başlar. Buna yağmur denir. Bazen soğuk hava tabakası buluttaki su damlacıklarını doldurur. Bu durum kar yağmasına neden olur. Dolu ise yağmur damlalarının daha soğuk bir hava tabakasına rastlayarak donması sonucu oluşur. Yeryüzüne yağışlarla tekrar dönen su yine Güneşin etkisiyle buharlaşarak gökyüzüne yükselir. Böylece yeryüzündeki su, dengesi sürekli olarak korunmuş olur.

Yeryüzünün %71’nin sularla kaplı olduğunu bu suların yalnızca %3’nün içilebilir olduğunu BİLİYOR MUYDUNUZ?

Yeryüzündeki içilebilir nitelikteki %3 oranındaki suyun %1’nin bulutlarda, %1’nin ise ulaşılamayacak yerlerde olduğunu, insanların ancak kalan %1’lik kısmında yararlanabildiğini BİLİYOR MUYDUNUZ?
 








Saf madde ve karışım arasındaki farklar

MADDELER DOĞADA KARIŞIK HALDEDİR

A)Saf Maddeler

* Çevremizdeki bazı maddeler saf durumundadır. İçlerinde kendinden başka madde bulunmayan maddelere saf maddeler denir..Saf maddeler 2 grupta toplanır.

1)Elementler
2)Bileşikler

Bunları açıklayalım;

1)Elementler:Tanecikleri aynı cins atomlardan oluşan maddelere ELEMENT denir.Örneğin; havadaki oksijen, azot, helyum gibi maddeler elementtir.Kükürt,İyot,LKalsiyum,hidrojen,demir,altın gibi maddeler birer elementtir.

2)Bileşikler: En az 2 farklı atomun birleşmesiyle oluşan maddelerdir. Örneğin; su,yağ,alkol,şeker,yemek tuzu,karbondioksit,çamaşır sodası….vb.

NOT:Süt; su ,şeker,protein,yağ gibi besinlerin karışımından oluşur.Saf süt deyimi; ste başka maddeler katılmadığını belirtir.

B)Karışımlar

* Çevremizdeki bir çok madde karışımlar halindedir. Birden çok saf maddelerin kendi özelliklerini kaybetmeden bir araya gelmesiyle oluşan maddelere karışım denir. Toprak, şekerli su, limonata, ayran, ekmek, süt, reçel, bal, hava, deniz suyu, harç karışımdır.

* Karışımlar 2 gruba ayrılır.

1)Homojen karışımlar
2)Heterojen karışımlar

Bunları açıklayalım;

1)Homojen Karışımlar:Her yanı aynı özelliği göstermeyen karışımlarıdır.

2)Heterojen Karışımlar:Her yanı aynı özelliği gösteren karışımlardır.Heterojen Karışımlar birbiri içinde çözünmeyen karışımlardır.Ayran,süt,toprak,bulut,sis,çamurlu su….vb.Heterojen Karışımların en önemli özellikleri şunlardır;

* Saydam Değildir.
* Bekletildiklerinde maddelerin biri ya da birkaçı dibe çökebilir.
* Süzgeçten geçirildiğinde maddeler birbirinden ayrılır.
C)Çözeltiler ve Çözünme Olayı

* Katı sıvı ya da gaz bir maddenin bir sıvı içerisinde dağılması sonucu oluşan saydam sıvı karışımlarına çözelti denir.
* Şekerli ve tuzlu su, maden suyu, gazlı içecekler, deniz suyu çözeltilere örnektir. Şeker, tuz gibi maddeler suda erimezler, çözünürler
* Her çözeltide çözen (çözücü) ve çözünen madde vardır.
* İki maddeden birinin diğerinin içine dağılarak gözden kaybolmasına Çözünme denir.
* Her maddede çözen (çözücü) ve çözünen maddeler vardır.
* Çözeltilerin başlıca ellikleri şunlardır;

- Homojendir (aynı özellikte)
- Saydamdır
- Çözünen madde gözle görünmez
- Çözelti dinlendirilse de çözen ve çözünen maddeler birbirinden ayrılmazlar.

* Çözünen maddesi az olan çözeltilere seyreltik, çözünen maddesi çok olan çözeltilere derişik denir.
* Örneğin; demli çay açık çaya göre derişik çözeltidir.
* Üç şekerli çay bir şekerli çaya göre daha derişiktir.
* Tuz yönünden Akdeniz’in suyu Karadeniz’in suyundan daha derişiktir.
* Seyreltik bir çözeltiye;

-Çözünen madde eklenirse,
-Isıtılarak buharlaştırılırsa

Derişik çözelti halini alır.
 



Saf Madde ve Karışım Nedir?

Su ve şeker saf maddedir. Limonata, tuzlu su, şekerli su ve ayran ise karışımdır. Limonata karışımdır; çünkü içinde şeker, su ve limon suyu vardır. Su saf maddedir. Çünkü içinde kendisinden başka bir madde yoktur. Limonata örneğinde olduğu gibi iki ya da daha fazla maddenin özelliklerini kaybetmeden bir arada bulunmaları ile oluşan maddeye karışım denir.
Karışımlar kendilerini oluşturan maddenin özelliğini taşır. Karışımı oluşturan maddelerin miktarı her oranda olur. Örneğin ayran, yoğurt ve sudan meydana gelen bir karışımdır. Bir ölçü yoğurdun içine istersek iki, istersek üç ölçü su koyabiliriz.





Saf Maddeler , Karışımlar , Çözeltiler

Çevremizde çeşitli amaçlarla kullanılan sayısız madde vardır. Çevremizdeki bu maddelerin bir kısmı saf, bir kısmı da karşım halindedir.

Saf Maddeler

Çevremizdeki bazı maddeler saf durumundadır. İçlerinde kendinden başka madde bulunmayan maddelere saf maddeler denir. Şeker, tuz, cam, altın, alüminyum gibi maddeler saf maddelerdir.


Karışımlar
Çevremizdeki bir çok madde karışımlar halindedir. Birden çok saf maddelerin kendi özelliklerini kaybetmeden bir araya gelmesiyle oluşan maddelere karışım denir. Toprak, şekerli su, limonata, ayran, ekmek, süt, reçel, bal, hava, deniz suyu, harç karışımdır.


Çözeltiler

Katı sıvı yada gaz bir maddenin bir sıvı içerisinde dağılması sonucu oluşan saydam sıvı karışımlarına çözelti denir. Şekerli ve tuzlu su, maden suyu, gazlı içecekler, deniz suyu çözeltilere örnektir. Şeker, tuz gibi maddeler suda erimezler, çözünürler
BİLELİM
Deniz suyu bir çözeltidir. Fakat tüm denizlerde tuzluluk oranı aynı değildir. Örneğin Akdeniz Karadeniz’e göre daha tuzludur. Bunun nedeni Akdeniz’de buharlaşmanın, Karadeniz’de ise yağışların fazla oluşudur.



Basit karışımları ayırma yöntemleri

KARIŞIMLAR AYRILABİLİR Mİ?

* Karışımları ayırmada kullanılan altı temel yöntem vardır. Bunlar;
1-)Süzme
2-)Mıknatısla ayırma
3-)Buharlaştırma
4-)Eleme
5-)Yüzdürme
6-)Dinlendirme


1-)SÜZME:
* Suda çözünmeyen katı maddelerin suyla oluşturduğu karışımlar süzme yöntemiyle ayrılabilir.
* Bulanık sıvılar içindeki katı tanecikler bir süzgeçten ya da kum tabakasından geçirilerek ayrıştırılır.
* Yukarıdaki örnekleri süzme metodu ile ayırabilirken, şekerli su ya da tuzlu suyu süzerek ayıramayız.
* Çünkü; suyun içersinde tuz ya da şeker çözünmüşlerdir.

2-)MIKNATISLA AYIRMA:
* Mıknatıs tarafından çekilebilen demir,nikel,kobalt gibi maddelerle yapılan karışımları ayırmada mıknatıs kullanılabilir.
* Demir tozu ile kumu, nikel ile tuz…gibi karışımları bu yöntemle ayırabiliriz.

3-)BUHARLAŞTIRMA:
* Suyla, tuz, kum, demir tozu gibi maddelerin oluşturduğu karışımları buharlaştırma yöntemiyle ayırabiliriz.

4-)ELEME:
* Elek ya da süzgeç adı verilen alet yardımıyla farklı boyutlardaki katı taneleri birbirlerinden ayrılabilir.
* Kum ile çakılı, unun içindeki kepeği, kuru çayın içindeki tozu eleyerek birbirlerinden ayırabiliriz.

5-)YÜZDÜRME:
* Odun talaşı ve mercimek karışımı su dolu kaba boşaltıldığında , odun talaşı su yüzeyine çıkarken mercimek su dibine batar. Böylelikle odun talaşı ile mercimek ayrışırlar.

6-)DİNLENDİRME:
* Katı-sıvı karışımları dinlendirildiğinde yani bir süre bekletildiğinde, katıların sıvı dibine çökmesi sağlanabilir.
* Bir miktar kum-su karışımını dinlendirirsek su içindeki kum tanecikleri dibe çöker. Sirke dinlendirildiğinde ise dibinde tortu oluşur.


 



Karışımlar Kendilerini Meydana Getiren Maddelere Nasıl Ayrılır?

Maddeler birbiri ile her oranda karıştıkları gibi basit fiziksel işlemlerle de ayrılabilir. Ayırma yöntemlerinden bazıları şunlardır:

Süzme ve Yüzdürme:
Katı bir madde ile sıvı bir madde birbirlerinden süzülerek ayrılır. Örneğin suda haşladığınız makarnayı süzmek için süzgeç kullanırsınız.
Birbirine karışmış farklı yoğunluktaki katı maddeler sıvı içinde yüzdürülerek ayrılır.
Annenizi pilav yaparken izlediniz mi? anneniz pirincin içinde bulunan yabancı maddeleri su içerisinde yüzdürerek ayırır. Pirinç dibe çöker, yabancı maddeler su yüzeyinde kalır.

Mıknatısla Ayırma:
Mıknatıs; demir, nikel ve kobaltı çeker. Bu maddeler yabancı maddelerle karıştırıldığında birbirinden mıknatıs yardımıyla ayrılır. Demir talaşını yerdeki tozların içinden mıknatıs yardımıyla ayırabiliriz.

Buharlaştırma:
Tuzlu su bir karışımdır. Tuzun su içinde çözünmesiyle oluşmuştur. Tuz ve suyu birbirinden ayırmak için buharlaştırma yöntemi kullanılır.




Karışımların ayırma yöntemleri

Karışımları eleme, süzme, yüzdürme, dinlendirme, mıknatısla ayırma, buharlaştırma ve damıtma yöntemleriyle ayırabiliriz.
Eleme
Değişik irilikteki katı taneciklerden oluşan karışımları birbirinden ayırmak için eleme yöntemi kullanılır. Çakıl-kum, kepek-un, kömür-kömür tozu bu yöntemle birbirlerinden ayrılır.
Süzme
Katı taneciklerle karışmış sıvı maddeler süzme yöntemiyle birbirinden ayrılır. Yıkanmış pirinci haşlanmış makarnayı içinden yaprak tanecikleri olan çayı süzdürme yöntemiyle birbirinden ayırabiliriz. Ayrıca içme ve kullanma sularındaki katı taneciklerde süzülerek temizlenir.
Yüzdürme
Birbiriyle karışmış olan tanecikler yüzdürme yöntemiyle ayrılabilir. Samanla karışmış buğday, sapla karışmış mercimek, toprakla karışmış ıspanak bu şekilde birbirinden ayrılır.
Dinlendirme
Bir sıvı ve içine dağılmış katı tanecikleri dibe çöktürülerek birbirinden ayrılması, dinlendirme yöntemiyle yapılır. Bir bardağın içine bir miktar su koyup karıştırdığımızda bulanık bir karışım elde ederiz. Karışım bir süre beklettiğimizde toprağın dibe çöktüğünü saydam suyun üstte kaldığını görürüz.
Kentlerde kullanılan suların bir kısmı gölgelerden ve akarsulardan elde edilir. Taş ve toprakla karışmış durumdaki bu sular önce dinlendirme havuzlarına alınarak taş ve toprağın dibe çökmesi sağlanır.

Mıknatısla Ayırma

Demir gibi mıknatısın çektiği maddelerle karışmış başka maddeleri ayırmada mıknatıs kullanılır. Çöplerden demir türü maddeler mıknatısla ayrılır. Demir tozuyla karışmış toz şeker karışımını mıknatısla ayırabiliriz.


Buharlaşma
Bir sıvı madde ile karışmış başka bir maddeyi birbirinden ayırmak yada karışımı koyu bir kıvama getirmek için kullanılan bir yöntemdir.
Süt tozu sütteki suyun; deniz tuzu, özel havuzlara alınan deniz suyunun buharlaştırılmasıyla elde edilir. Salça, reçel, pestil, pekmez, marmelat yapılırken de buharlaşma yöntemi kullanılır.
Damıtma
Birbiriyle karışmış sıvıların ayrılmasında damıtma yöntemi kullanılır. Karışan maddelerin kaynama noktalarının farklı olmasından yararlanılır. Farklı kaynama noktasına sahip iki sıvıdan kaynama noktası düşük olan sıvı daha buharlaşmaya başlar ve ayrı bir kapta toplanarak yoğunlaştırılır. Böylece iki sıvı ayrılmış olur.
Rafinelerde petrol damıtılarak petrol gazı, benzin, gaz yağı, motorin, fuel oil, makine yağları ve asfalt elde edilir.
 



Kuvvet Konusu Soru Cevap Çalışması

1.Hareket neye denir?
 Bir cismin seçilen bir ilk başlangıç noktasına göre zamanla yer değiştirmesine hareket denir.
 2.Bir cismin kendisinin hareket ettiğini nasıl gösterir?
 Bir cismin sabit kabul edilen bir noktaya göre zamanla uzaklığının değişmesi cismin hareket ettiğini gösterir.
 3.Ne ne zaman ve niçin hareket edilir?
 Bir yerden bir yere gitmek için hareket edilir.İstediğimiz mesafeye ulaşmak için,hareket eder ve yol alırız.O da bizim yer değiştirmemiz olur.İstediğimiz zaman hareket eder,bir yerden bir yere varırız.
 4.Hareketsiz cisim nedir?
 Bir cisim sabit noktadan uzaklaşıp yer değiştirmiyorsa,böyle cisimler hareketsiz
 cisimdir.
 5.Bir cisim ne zaman hızlı ne zaman yavaş hareket eder?
 Hareketsiz bir cismi harekete geçirmek için buna kuvvet uygulamamız gerekir.
 Kuvvetin etkisi olmadan bir cisim hareket etmez.Etki eden kuvvetin büyüklüğüne göre hızlı ya da yavaş hareket eder.Etki eden kuvvet büyük ise cisim hızlı,kuvvet az ise cisim yavaş hareket eder.
 6. Yer değiştirme ne demektir?
 Her hangi bir varlığın bir yerden başka bir yere gitmesi yani hareket ederek uzaklaşmasıdır.
 Örneğin:Yerimden kalkıp,çöp kutusuna kalem açmam ve geri dönüp yerime oturmam,yer değiştirmeye örnektir.
 7.Yer değiştirme ile alınan yol arasında bir ilgi var mıdır?
 Yer değiştirme yol almak demektir.Ne kadar yer değiştirmiş isem o kadar yol almışım demektir.
 8.İlk konum ile son konum ne demektir?
 Evden arabaya bindim hareket ettim.İşyerime geldim.İlk konum yola çıktığım yer yani evimdir.Son konum iş yerim yani vardığım yerdir.
 9.Bir otomobilin veya bir insanın yer değiştirmesi nasıl bulunur?
 Bir taşıtın veya insanın ilk başlangıç yeri, ilk konum demektir.Son vardığı yer ise son konumdur.
 Yer değiştirme= son konum- ilk konum
 Formülü ile bulunur.
 SORU: Evden okula doğru giden Rıfkı,okul geldiğinde 450m yol gittiğini söylüyor.
 a) Rıfkı’nın ilk konumu ile son konumu neresidir?
 b) Rıfkı ne kadar yer değiştirmiştir?
 c) Rıfkı ne kladar hareket etmiştir?
 a)Rıfkının ilk konumu hareket yeri olan evidir.Yani 0 (sıfırdır)
 Rıfkının son konumu ise vardığı yer yani okuldur. 450 metredir.
 Yer değiştirme= son konum-ilk konum
 Yer değiştirme= 450m-0 Yer değiştirme=450m olur.
 10.Hızlanan hareket ne demektir?
 Hareketli bir varlığın eşit zaman aralıklarında aldığı yol artıyorsa,bu hrekete hızlanan hareket denir.
 11.Yavaşlayan hareket ne demektir?
 Hareketli bir varlığın eşit zaman aralıklarında aldığı yol azalıyorsa,bu harekete yavaşlayan hareket denir.Yavaşlayan harekette hız sürekli olarak azalır.
 12.Ortalama hız ne demektir?
 Bir taşıtın hareketi süresince yer değiştirmesinin toplamının hareket için geçen süreye ortalama hız denir.
 Toplam yer değiştirme
 Ortalama hız=─────────────────
 Toplam geçen süre(zaman)
 SORU:Bir araç 480 metrelik yolu 12 saniyede alıyor.Bu aracın bir saniyedeki ortalama hızı kaç metre /saniyedir?
 Alınan yol=480m
 Zaman= 12 saniye
 Ortalama hız = ? yol 480
 Ortalama hız=────── Ortalama hız=────=4m/sn’dir
 Zaman 12
 13.Bir varlığın yörüngesi ne demektir?
 Hareketli bir cismin veya bir taşıtın izlediği yola o hareketlinin yörüngesi denir.Yörüngeler doğrusal ya da eğrisel şekillerde olabilir.Hareketler yörüngelerine göre adlandırılır.
 Buna göre;düzgün doğrusal hareket,eğrisel hareket,dairesel hareket.
 14.Kuvvet neye denir?
 Duran bir cismi hareket ettiren,hareket halindeki bir cismi durduran ve cisimler üzerinde şekil değişikliği yapan nedene kuvvet denir.
 15.Kuvvetin etkileri nelerdir?
 a)Duran bir cismi hareket ettirebiliriz.
 b)Hareket halindeki bir cisim durdurulabilir.
 c)Hareketli bir cismin hızını veya yönünü değiştirebiliriz.
 d)Kuvvet kullanarak cismin şeklini değiştirebiliriz.
 16.Kuvvet ile hareket arasında nasıl bir ilişki vardır?
 a) Duran bir cisim hareket ettirilebilir.
 b) Hareket eden bir cismi durdurabiliriz.
 c) cismin hareketini hızlandırıp veya azaltabiliriz.
 d) Cismin hareket yönünü değiştirebiliriz.
 e) Hareket eden bir cismi durdurabilmemiz için cismin hareket yönünün tersi bir yönde bir kuvvet uygulayabiliriz.
 17.Dinamometre neye denir?
 Dinamometre ile kuvvet ölçülür.Cisimlerin esneklik özelliğinden yararlanılarak dinamometreler yapılmıştır.Yaylı el kantarı dinamometrelere bir örnektir.
 18.Esnek cisimler neye denir?
 Üzerinde bir ağırlık (kuvvet ) uygulandığında şekli değişen ve kuvvet kaldırıldığında tekrar eski haline dönen cisimlere esnek cisimler denir.
 19.Yer çekiminin bir kuvveti var mıdır?
 Yukarıdan düşen cisimleri gözlemişizdir.Bu düşmeler,cisme etki eden bir kuvvet sayesinde olur.Bu kuvvete yer çekimi kuvveti denir.
 Eğer yerin merkezi,cisme ne kadar çekim gücü uyguluyorsa,cisim de o kadar ağırlıkta gelir.
 20.Ağırlık nedir?
 Aynı yerde kütleleri farklı olan cisimlere etki eden yer çekimi kuvvetide farklıdır.Yer çekimi de bir kuvvettir.Bir cisme etki eden yer çekimi kuvvetinin büyüklüğüne o cismin ağırlığı denir.
 Örneğin:Dünya’da 30 kg gelen bir çocuk,Ay’a gitse Yaklaşık 5 kg gelecektir.Çünkü Ay’ın yer çekimi kuvveti Dünya’mızın yaklaşık 1/6 ‘i kadardır.
 21.Hız ne demektir?
 Bir zaman birimi içerisinde alınan yola hız denir.150km uzaklığında olan bir yola bir otobüs ile bir tren yol alıyor ve bu yolu tren 2 saatte, otobüs 1 saatte alıyorsa otobüs trenden daha hızlıdır denir.

 




Anket  
  Daha hiç anket oluşturulmamış!


 
Reklam  
   
DUYURULAR  
 
.

*
Ziyaretçi Defterimize yazıp sitemiz hakkındaki düşüncelerinizi bize bildirin.

 
Neler Yeni?  
 
*



*Yorum özelliği eklendi. Artık bazı sayfalarla ilgili yorumlarınızı direkt o sayfaya yazabileceksiniz. /font>



*FORUM açıldı. Kayıt olup onaylandıktan sonra kullanmaya başlayabilirsiniz.

*

<>
 
İstatistikler  
  1 Şubat 2009 tarihinden beri kez ziyaret edildik.

Ziyaretçi haritamızı görmek için buraya tıklayın.
 
Bugün 14 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Bilimden Bir Dilim