Bilimden Bir Dilim
 
BİLİMDEN BİR DİLİM
Bilimden Bir Dilim  
  Ana Sayfa
  Okulumuzun Tarihçesi
  Atatürk ve Fen
  GÜNCEL BİLİM HABERLERİ
  Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar
  Domuz Gribi
  Ülkemizde Nesli Tükenen Hayvanlar
  Doğru Bildiğimiz Yanlışlar
  Aileler İçin İnternet Kullanım Önerileri
  Hayata Dair
  Geri Dönüşüm
  Karikatürler
  Fıkralar
  Sizden Gelenler
  Anketler
  Bilmeceler
  Bunları Biliyor Musunuz?İLGİNÇ BİLGİLER-HABERLER
  Ziyaretçi Defteri
  Rehberlik
  Genom Projesi
  SBS Deneme ve Konu Anlatımı
  ÖĞRENCİLERİN YAPTIĞI ETKİNLİKLER
  İletişim
  FORUM
  4. sınıf :fen ve teknoloji
  5.sınıf:fen ve teknoloji
  6.sınıf fen ve teknoloji
  7. sınıf:fen ve teknoloji
  konular8. sınıf -fen ve teknoloji
  TESTLER
  denemeler 5.sınıf
  denemeler-1
  BİR HIKAYE (Akyuvar meydan muhaberesi)
  Sayaç
  Ödüllü Bulmaca
  BU BENİM ESERİM PROJESİ
  RENK KÖRLÜĞÜ
Bu site Cumhuriyet Mahallesi Ahmet Haşhaş İlköğretim Okulu Bilim, Fen ve Teknoloji Kulubü adına Hatice Akbay tarafından hazırlanmıştır.
5.sınıf:fen ve teknoloji

Besinlerdeki Nişasta, Protein, Karbonhidrat ve Yağ Tayini

 

BESİNLERİN TAYİNİ


DENEYİN AMACI : Çeşitli besin maddelerinde bulunan organik bileşikleri saptamak.

 KULLANILAN MALZEMELER: İyot çözeltisi, sıcak su banyosu, biüret ayracı, damlalıklar, pipetler, benedict çözeltisi, nişasta, %5’lik glikoz çözeltisi, makas, eter.
DENEYİN YAPILIŞI, ANALİZİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ:
A. Nişasta Testi
Lam üzerine bir miktar toz nişasta konularak üzerine bir damla sulandırılmış iyot çözeltisi damlatılır ve meydana gelen renk kaydedilir (Şekil 1.1-2-3).
B. Protein Testi
İki adet deney tüpü alınarak 1 nolu tüpe 5 ml. su, 2 nolu tüpe de 5 ml. yumurta akı konur. Her iki tüpe de 10’ar damla biüret ayracı damlatıldıktan sonra oluşan renk kaydedilir (Şekil 1.4-5). 1. tüpe su konulmasının nedeni biüret ayracının mavi renginden reaksiyon rengini ayırt edebilmek içindir.
C. Yağ testi
1. Bir besindeki yağ varlığını tespit edebilmek için katı bir yiyeceği bir kağıda sürerek veya sıvı bir yiyeceği kağıda damlatarak kağıdı kurumaya bırakınız (Şekil 1.6).
2. Kağıt kuruduktan sonra kağıdı ışığa doğru tutunuz (Şekil 1.7).
3. Kağıtta meydana gelen ve kısmen saydam olan leke size yağın varlığını gösterir.
D. Glikoz testi
İçinde %5’lik glikoz çözeltisi bulunan tüpe benedict ayracı eklenir. Mavi renkli benedict ayracında renk değişikliği oluncaya kadar beklenir. Renk değişikliğini hızlandırmak için sıcak su banyosu kullanılabilir (Şekil 1.8-9-10-11).

 


Vitaminlerin, Karbonhidrat , Protein ve Yağların Ayraçları

AYIRAÇLAR=İNDİKATÖRLER


• Çeşitli maddeleri tanımak varlığını anlamak için kullanılan maddelere ayıraç denir.


KARBONHİDRAT


ekmek,pilav,makarna,unlu yiyecekler,patates,süt,süt ürünleri,meyveler v.b.
• Nişasta + İyot Çözeltisi ------- > Mavi - Mor Renk
• Nişasta + Lügol Çözeltisi ------- > Mavi - Mor Renk
• Glikoz + Benedict Çözeltisi ----ISI----> Kiremit Kırmızısı Renk
• Glikoz + Fehling Çözeltisi -----ISI----> Kiremit Kırmızısı Renk
• Selüloz + İyotlu Çinkoklorür------------ >Açık Mavi veya Yeşil Renk
• Glikojen +İyot Çözeltisi------------------- >Kahverengi-Kırmızı renk


PROTEİN
et,süt,yumurta,peynir,bakla,fasülye,nohut,mercimek v.b.
• Protein + Nitrikasit ---------ISI------- > Sarı Renk
• Protein + Biüret -----------ISI------- > Mor - Menekşe Renk
• Protein + Fehling Çözeltisi----ISI----->Menekşe Renk
• Protein + Lügol ------------ISI--------- > Sarı Renk


YAĞLAR
içyağı,kuyrukyağı,zeytinyağı,mısıryağı,pamukyağı,ayçiçekyağı,soyayağı,fındık,ceviz,fıstıkyağı
• Yağ + Eter ---------------------> Kağıt üzerinde saydam leke
• Yağ + Aseton ------------------> Kağıt üzerinde saydam leke
• Yağ + Alkol --------------------> Kağıt üzerinde saydam leke
• Yağ +Sudan III ----ISI-------> Kırmızı damlacıklar


 



Vitaminler

VİTAMİNLER


Vitaminler, hücre ve organların normal işlevleri ve sağlıklı gelişim için gereksinim duydukları, diyet yoluyla belirli düzeyde alınması gereken, yüksek biyolojik etkinliğe sahip organik bileşikler. İnsan organizması, vücudun gereksinim duyduğu miktarın çok altında ürettiği bazı vitaminler dışında vitamin üretemediği için, vitaminlerin dışarıdan alınmaları zorunlu. Yeteri kadar vitamin alınamadığı durumlarda, hücre ve dokularının işlevlerinde bozulmalar ve sonuçta sağlık sorunları ortaya çıkıyor. Vitaminler meyve, bitkisel, hayvansal kaynaklı yada vitamin katkılı hazır gıdalar yoluyla vücuda alınıyorlar.
Vitamin ailesinde iki ana grup altında 13 vitamin yer alıyor. Vitaminlerden birinci grupta yer alanlar yağda çözünen vitaminleri (A. D. E ve K), ikinci grupta yer alanlarsa suda çözünen vitaminleri (B-kompleks grubu ve C vitamini) kapsıyor. B-kompleks grubu içinde, B1 (tiamin), B2 (riboflavin), B3 (niasin), B5 (pantotenik asit), B6 (pridoksin) ve B12 (kobalamin) vitaminleri, biyotin ve folik asit yer alıyor.
Yağda çözünen vitaminlerin, sindirim kanalından emilip (absorbsiyon), vücut tarafından kullanılabilmeleri için belirli miktarda yağla birlikte alınmaları gerekiyor. Bu grupta yer alan vitaminlerin günlük olarak gerekenden fazlası, vücutta depolanıyor. A ve D vitaminleri için karaciğer dokusu, ana depo durumunda. E vitaminiyse vücutta yağ dokusunda depo ediliyor. K vitamini, vücut tarafından düşük düzeyde depo edilebiliyor. A ve D vitaminleri aşırı düzeyde alındıklarındaysa, vücut için zehirli (toksik) etkiye neden oluyorlar.
B-kompleks grubunda yer alan vitaminler ve C vitamini vücutta depo edilemediklerinden, gereksinim duyulan miktarlarının günlük olarak dışarıdan diyetle alınmaları gerekiyor.
Esas beslenme faktörü olan vitaminlerden bazılarının ön formları (pro-vitamin A ve D) vücutta üretilebiliyor. Nikotinamid de, ihtiyacı yeterli düzeyde karşılamasa da, vücut tarafından bir miktar triptofan üzerinden (aminoasit) üretilmekte.
Vitaminler sadece insan sağlığı açısından değil, önemli besin kaynağımız olan çiftlik ve kümes hayvanlarının sağlığı açısından da önemli. Ancak diğer canlıların vitamin gereksinimleri insanlardan bazı yönlerden farklılık göstermekte. Örneğin, C vitamini insan, maymun ve kobayların dışındaki canlılar tarafından, karaciğerde üretiliyor. Çift tırnaklı çiftlik hayvanları B-kompleks grubunda yer alan vitaminleri üretme yeteneğine sahipken, kuşlar K vitaminini ya hiç ya da yeterli düzeyde üretemediklerinden, bu vitaminin eksikliğine karşı oldukça duyarlılar.
İnsanlar vitaminleri uzun süre ihtiyaç duyulan miktarın altında alırlarsa, vitamin yetmezliğine bağlı hastalıklar ortaya çıkıyor. Vitamin yetmezliği daha çok dünyanın yoksul bölgelerinde yaşayan insanlarda görülüyor ve protein yetmezliğiyle benzer görünümler sergilediğinden, çoğunlukla bu durumla karıştırılıyor.
Tek bir vitamin yokluğuna bağlı olarak gelişen tabloya "avitaminoz", normal kabul edilen en düşük düzeyin altında vitamin alımınaysa "hipovitaminoz" deniyor. Birden çok vitamin eksikliği durumu "polihipovitaminoz", aşırı düzeyde vitamin alımı da "hipervitaminoz" olarak adlandırılıyor.
İnsan organizmasında yağda çözünen vitaminler daha çok hücre duvarı yapılarında, suda çözünen vitaminlerse daha çok enzimlerin işlevlerini düzenleyen ko-faktörler olarak işlev görüyorlar.

Vitaminlerin Keşfi
Hastalıkların tedavisinde diyetin yeri ve önemi, diyetle hastalıklar arasında kurulan ilişki, antik çağlara kadar uzanır. Hastalıkların ortaya çıkmasında diyetin yeri ve önemi tarih boyunca insanların ilgisini çekti ve onları arayışlara yöneltti. "En iyi doktor diyettir". "Can boğazdan gelir" gibi ifadelerin zamanımızda da halk arasında kullanılması, toplum hafızasındaki diyetin önemini çok güzel açıklıyor.
Her ne kadar vitaminler konusundaki bilimsel bilgi ve araştırmalar 20. yüzyıl öncesinden başlamış olsa da, kimyasal yapılarının ve biyolojik önemlerinin ortaya çıkması 20. yüzyılın başından ortalarına kadar geçen dönemi kapsar. Bu yüzden de biyolojik bilimlerin tarihinde bu döneme bazı araştırmacılar "vitamin çağı” adını vermişler. Bu dönemde onlarca araştırmacı ve biliminsanı, başarılı vitamin araştırmalarından ötürü Nobel Ödülü aldılar.
1950'li yıllardan sonra vitamin araştırmacıları, vitaminlerin insan ve hayvan sağlığındaki bilinen önemlerinin yanında, mikroorganizmalar için de beslenme faktörü olduğunu ortaya çıkardı.
Önceleri, besinlerle insanların gereksinim duydukları tüm vitaminleri alabildikleri ve sağlıklı bireyler için fazladan vitamin takviyesine ihtiyaç olmadığı görüşü ağırlıktaydı. Zamanımızdaysa, bu görüş değişerek insanlar eskiye göre daha çok vitamin tüketmeye başladılar. Bu nedenle, diğer besinsel faktörlerin (mineraller gibi) yanında vitamin üretimi de, ilaç üretiminde önemli bir sektöre dönüştü. Vitaminlerin gerek tekli, gerekse de çoklu hazırlanan preparatları, özellikle de ekonomik ve teknolojik açıdan gelişmiş olan ülkelerin ilgili bilimsel kuruluşlarının RDA (günlük alınması gereken) önerileri doğrultusunda kitlelerin yoğun kullanımına sunuldu. Zamanımızda vitamin sektörü, ilaç endüstrisi içinde önemli bir yer işgal etmekte ve sağlık harcamalarındaki payı da gittikçe artmakta. Son 15-20 yıl içinde özellikle vitaminlerin, yaşlılık, kronik ilaç kullanımı ve birçok hastalığın tedavisine olan olumlu kalkıları bilimsel araştırmalara konu olduğu gibi, insanların da yoğun ilgisini çekiyor.

Vitaminlerin Önemi
Vitaminler, geçmişte ve günümüzde birçok mesleğin ilgi alanına girdi. Bu meslek grupları içinde tıp ve kimya ile uğraşan araştırmacılar, biyokimyacılar, fizyologlar, beslenme bilimcileri, farmakologlar yer alıyor. Özellikle son yıllarda yaşlanma bilimcileri (geriatristler), estetik tıp alanıyla ilgilenen araştırmacılar, gıda ve ilaç sanayinde çalışan araştırmacılar da vitaminlerle ilgileniyorlar.


Vitamin konusundaki bilgilerimiz antik çağlara kadar gitmesine ve özellikle de 19. yüzyılın ikinci yarısı ve 20. yüzyılın başlarından itibaren yoğunluk kazanmasına, kimyasal yapıları, metabolizmaları ve hastalıklarla olan ilişkileri üzerinde sayısız araştırma ve keşiflerin ortaya konulmuş olmasına karşın, vitaminler, insanlığın ilgisini hiç bir zaman günümüz dünyasında olduğu kadar çekmedi.
Özellikle son yıllarda beslenme ve değişik hastalıklarla vitaminlerin ilişkisini içeren on binlerce araştırma ve makale, bunu kanıtlıyor.
Ayrıca İnternet ortamında her yönüyle vitaminler konusundaki bilgilere kolaylıkla ulaşılabilecek site sayısının gün geçtikçe artıyor olması da bu düşüncenin diğer bir kanıtı sayılabilir.
Geçmişte vitamin eksikliklerinin birçok hastalıkla olan ilişkisi ortaya konulmuş olmasına karşın, günümüzde bu ilişki tekrar değişik boyutlarda ve yeni yaklaşımlarla gündeme taşınıyor. Zamanımızda insanların sağlıklı ve uzun yaşama isteği, tedavisi mümkün olmayan bazı hastalıklar karşısında hasta ve hekimlerin içinde bulundukları psikoloji ve arayışların da vitaminlere olan ilginin artmasına katkı sağladığı düşünülebilir.
Vitaminler konusunda günümüzde en çok ilgi duyulan konu başlıkları şunlar:

- Kanserden korunma ve değişik kanser türlerinin tedavisinde vitaminlerin yeri ve önemi
- Vitaminler ve ilaçların etkileşimi
- Doğuştan metabolik bozuklukların önlenmesinde vitaminlerin yeri ve önemleri. Çoklu (multi) yada yüksek (mega) doz vitamin kullanımı
- Sağlıklı yaşamak için alınması gerekli günlük vitamin düzeyleri: yaşlılıkta, hamilelikte, emzirme döneminde, menopoz sonrası döneminde vitamin alınmasının önemi.
- Merkezi sinir sistemi hastalıkları, felç, kalp-damar hastalıklarına karşı (hipertansiyon) korunmada ve psikiyatride vitaminlerin koruyucu rolleri
- Kronik alkoliklerin tedavisinde, sürekli ilaç kullananlarda ve yatalak hastalar için vitaminlerin tedaviye katkıları
- İlaç bağımlılığı, sigara tiryakileri ve sıkı vejeteryen diyet uygulayanlar, radyasyon ya da kemoterapi alanların fazladan vitamin almalarının gerekliliği konuları
- Özellikle sindirim kanalıyla ilgili olarak ameliyat geçiren hastalar, hemodiyaliz hastaları, yüksek kan kaybına uğrayanlar için vitamin alımının ne kadar önemli olduğu
- Genel anlamda hastalıklara (grip ve soğuk algınlığı başta olmak üzere) karşı savunma gücümüzün (bağışıklık) artırılmasında vitaminlerin yeri
- Çevre kirliliği ve tüketilen sebze, meyve ve tahıllarla aldığımız tarımsal ilaç kalıntılarına karşı vücudumuzun korunmasında vitaminlerin bir öneminin olup olmadığı
- Vitamin kullanımında suistimal konusu ve vitaminlerin yüksek dozda alınmaları durumunda zararlı (toksik)etkileri
- Estetik tıpla ilgili konularda vitaminlerin yeri ve önemi
Kuşkusuz, yukarıda sıralananların dışında daha birçok hastalıkla vitaminler arasındaki ilişkiden söz edilebilir.
Zengin ülkelerde, ekonomik ve sosyal refahın ve yaşam standardının yüksek oluşunda insanlara sağlanan sağlık hizmetlerinin payı oldukça önemli olup, sağlık harcamalarında vitamin harcamalarının payı gün geçtikçe artıyor. Özellikle erişkin ve sağlıklı insanlar, bu ülkelerde alışveriş merkezlerinde kombine ve çok değişik biçimlerde hazırlanmış vitamin ve mineral tabletlerin satıldığı reyonlar yoluyla vitamin ve mineral takviyesine adeta zorlanıyorlar. Bizde de büyük şehirlerde alışveriş merkezlerinde bu tip vitamin ve mineral tabletlerinin satıldığı reyonlara rastlanılmaya başlandı. Ancak bireylerin hekim kontrolü olmadan reçetesiz olarak aldıkları bu vitamin ve mineral preparatlarından nasıl yararlanacakları konusunda, hiç olmazsa temel bazı bilgilere sahip olmaları gerekmekte. Bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadan gelişigüzel ve bilinçsiz vitamin kullanılması, yarar yerine sağlık sorunlarına da yol açabilir. Yalnızca hastalığa yakalandıktan sonra değil, hastalıklara karşı vücudun savunmasını güçlendirmede de vitaminlerin yeri ve önemi konusunda bilgi sahibi olmak, çağımızda artık bir zorunluluk.

Günde Ne Kadar Vitamin?
Gelişmiş dünya, başta ABD olmak üzere, kendi toplumlarının diyet ve beslenme alışkanlıklarını göz önünde tutarak çocuk, genç, erişkin, yaşlı, erkek ve kadınların günlük olarak ne kadar vitamin almaları gerektiğini belirlemiş durumdalar. Özellikle taze sebze ve meyve tüketiminden mahrum olan ve kış mevsimi uzun süren yerleşim birimlerinde yaşayan insanlar için, yeterli düzeyde vitamin alınması, sağlık açısından gerçekten de önemlidir. Beslenme alışkanlıkları hazır yiyeceklere (fast-food ve yoğun tavuk-piliç eti tüketimi gibi) dayanan insanların, diyetin dışında bazı vitaminleri fazladan almaları önerilmekte. Sıkı diyet uygulayanlar için de durum aynı. ABD'de 1940'larda başlatılan ve "Günlük Olarak Alınması Önerilen" (Recommended Daily Allowance • RDA) vitamin düzeylerinin saptanması uygulaması, her 8-10 yıl arayla yenileniyor.
Özellikle kırsal bölgelerde yaşayanlar ile gelir düzeyi düşük insanlarımızın diğerlerine göre daha belirgin vitamin yetmezliğiyle karşı karşıya olduğu söylenebilir. Ülkemizde taze sebze ve meyve üretiminin bol ve ucuz olması, vitamin yetmezliği riskine karşı birçok dünya ülkesine göre avantajlı olduğumuzu da gösteriyor.
Tablo l'de, Amerikalılar için önerilen günlük RDA değerleri, Tablo 2'deyse Avrupa Birliği ülkelerinden bazıları için alınması önerilen günlük "Minimum-Ortalama-Maksimum" vitamin düzeyleri yer alıyor.
Alınması önerilen vitamin miktarları (RDA) ülkeden ülkeye değiştiği gibi yaşa, cinsiyete, çocukluk ve erişkinlik dönemlerine, hamilelik ve menopoz dönemine, yaşanılan stres durumuna, genetik yapı farklılıklarına, yaşanılan ortamdaki hava ve çevre kirliliğine, alkol ve kronik ilaç bağımlılığı ve sigara alışkanlığı gibi risk faktörlerine bağlı olarak farklılık göstermekte. Hastalık durumu da vitamin gereksinimini etkileyen önemli bir faktör. Günümüzde, özellikle gelişmiş dünyada, tüketimi gittikçe yaygınlaşan hazır gıdaların ne kadar vitamin içermesi gerektiği konusunda bir standardizasyon var ve gıda üreticileri de bu kurala genel olarak uyuyorlar.



Tablo 1: Amerikan Toplumu Vitaminlerin Yaşa ve Cinsiyete Göre Alınması Önerilen Günlük Değerleri
 



Vücudumuzdaki Vitaminler
İnsan organizması, metabolizma açısından önemli olan karbonhidrat, protein, yağ ve mineral maddeleri diyet kaynaklı besinlerden alır. Bu maddelerin vücudumuzda hangi amaçlar için kullanılacağı, bunlara ne kadar gereksinim olduğu, metabolizmaya dahil olduktan sonra hangi yollarla kullanılacakları ve hangi şekilde vücuttan atılacakları, günümüzde izlenebiliyor. Bunların yıkım yolları sonunda oluşan son ürünleri (kanda, idrarda ve diğer vücut sıvılarında) analitik yöntemlerle ölçülebilirken, vitaminlerin vücuttaki miktarlarını, bunların yıkımıyla açığa çıkan metabolitlerin kan, idrar ve değişik vücut sıvılarındaki düzeylerini sağlıklı olarak ölçmek, diğerleri kadar kolay değil. Vitaminlerin metabolizmadaki yıkımları sonunda açığa çıkan ürünleri pratik olarak ölçmek, ileri analitik yöntemleri ve uzun bir analiz sürecini gerektirmekte ve bu da pratik olarak da mümkün olmamakta. Bu nedenle, insan vücudundaki vitaminlerin durumunu kesin olarak belirlemek oldukça zor. Vitaminlerin büyük çoğunluğunun organizmadaki yarılanma süresinin kısa oluşu, her birinin birden çok son ürüne yıkılması, kan ve değişik dokulardaki dağılımlarının farklı olması gibi etkenler, bu zorluğun nedenleri arasında yer almakta. Bu yüzden bazı vitaminlerin doğrudan kan ya da dokulardaki düzeylerini ölçmek yerine, bir fikir sahibi olmak için, bu vitaminlerin yapılarına katıldıkları enzimlerin düzeylerine bakılıyor. Bütün bu gerçeklere karşın, pratikte kolay olması nedeniyle, vücuttaki vitaminlerin durumunu tam olarak yansıtmasa da vitamin düzeylerine çoğunlukla kan örneklerinde bakılmaya devam ediliyor.



Tablo 2: İnsanlarda Günlük Alınması Gereken Vitaminlerin Alt, Ortalama ve
Üst Sınırları

Kimler Daha Çok Risk Altında?
Özellikle kronik alkolikler, sigara içenler, sıkı diyet uygulayanlar, sürekli ilaç kullananlar, kronik bir hastalığı olanlar (sindirim sistemi hastalıkları, ülseratif kolit, inflamatuar bağırsak rahatsızlıkları, kanser, diyabet vb.), hamile ve emziren anneler, erken doğmuş bebekler, doğuştan metabolik bozukluğu olan çocuklar, ergenlik döneminde olan gençler, yaşlılar, yeterli taze sebze ve meyve tüketemeyen ve yoksulluk sınırında olan birey ya da topluluklar vitamin eksikliği riski altında.
Kronik alkoliklerin vitamin düzeyleri, genellikle sağlıklı bireylerden düşük oluyor. Alkol vitaminlerin bağırsaklardan emilmesine engel oluyor ve bazı vitaminlerin organizmada etkin hale dönüşmesini engelliyor (D vitamininin, etkin formuna dönüşümünü engellediği gibi) . Kronik alkoliklerde kanda ölçülen A vitamini düzeyleri normalken, bu bireylerin karaciğer A vitamini depolarının düşük olduğu gözlendi. Alkoliklerde genellikle kan folik asit tiamin, B12 ve B6 vitamini düzeyleri sağlıklı kişilere göre düşük. Yine betakaroten düzeyleri, kronik alkoliklerde normal düzeyin altında. Alkolün, bağırsaklardan C vitamini emilmesini olumsuz yönde etkilediği de biliniyor.
Sürekli sigara içen bireylerin, vitamin A başta olmak üzere betakaroten, folik asit ve C vitaminlerini, normal bireylerden daha az aldıkları da belirtilmekte. Sigara içenlerin günlük olarak, içmeyenlerden 35 mg daha fazla C vitamini almaları önerilmekte. E vitaminiyse, sigara içenlerde, içmeyenlere göre akciğer alveol sıvısında daha düşük düzeyde bulunmuş durumda. E vitamini ve diğer vitaminlerin sigara içenlerdeki düzeyinin düşük oluşu, sigara içenlerin vitamin eksikliği riski altında olduklarını göstermekte.
Antibiyotikler, kortikosteroidler, ülser ve konvülziyonlara (konvülsiyon: genellikle beyindeki bir soruna ya da bir nörolojik etkene bağlı olarak vücutta ya da kol ve bacaklarda gerçekleşen şiddetli titreme ve sarsılmalar) karşı kullanılan ilaçlar, laksatif (bağırsak çalıştırıcı) ilaçlar, diüretikler, doğum kontrol ilaçları, iştah kaybına, kusma ve ishale yol açan ilaçlar, bağırsak florasını etkileyen ilaçlar, vitaminlerin emilimini engelliyor. Kullanılan ilacın türü ve kullanıldığı süre de göz önünde bulundurularak, bu tür durumlarda ek vitamin alınması ihmal edilmemeli. Örneğin, kanser tedavisinde kullanılan ilaçların iştah kaybına yol açarak gıda alınmasına engel olmasının yanında sindirim kanalından vitaminlerin normal emilimini de etkilediği bilinmekte. Laksatif ilaçlar gıdalarla birlikte vitaminlerin de sindirim kanalından çok çabuk uzaklaşmasına yol açar; vitaminlerin bağırsaklardan emilmesine engel olur. Kolesterol düşürücü ilaçlar da yağda eriyen vitaminlerin emilimlerine engel olur.


Büyüme çağında olan adolesan dönemdeki çocuklarda, özellikle de enerji metabolizmasına bağlı olarak, tiamin, riboflavin ve niyasin; biyosentez süreçleri ve dokuların oluşması için de B6, folat ve B12 vitaminine duyulan gereksinim artmakta. Yine bu dönemde iskelet gelişimi için D vitaminine, yeni hücre büyümesi için de A, C ve E vitaminlerine gereksinim artmakta.
Hamilelik ve süt emzirme dönemlerindeyse, gerek fetusun büyümesi gerekse annede kırmızı kan hücrelerinin üretimi için folat gereksinimi artıyor. Emzirme döneminde de süt ile folat kaybının, anne için yerine konması gerekiyor.
Erken doğan bebeklerin C, A ve E vitamini düzeyleri, normal bebeklerden çoğu durumlarda düşük olduğundan, erken doğanlara mutlaka yağda çözünen vitaminler, folat, C ve B6 vitamini takviyesinin yapılması, bebeklerin sağlıklı büyümeleri açısından gerekli.
Down sendromu gibi doğuştan metabolik bozukluklarda yüksek doz vitamin takviyesi, az da olsa bazıları tarafından önerilmekteyse de, özellikle Down sendromlu çocukların vitamin gereksinimlerinin diğer sağlıklı çocuklardan farklı olmadığı, bilimsel çalışmalarla kanıtlandı. Ancak, bu çocuklar arasında beslenme ve sindirim sistemi sorunları olanlarına vitamin takviyesi önerilebilir. Hangi vitaminin hangi doz ve süre içinde çocuklara uygulanacağına mutlaka bir çocuk hekiminin karar vermesinin gerekli olduğu da unutulmamalı.
Yaşlılık döneminde ortaya çıkan bazı sorunlar özellikle hareket yeteneğinin azalması, besinlerden yeterli düzeyde yararlanamama, uzun dönem kullanılan ilaçların besinlerin sindirimine engel olması, kronik hastalıklar, sindirim sorunları gibi durumlar, vitamin yetersizliği riskini artırmakta. Yaşlıların, özellikle D vitamini yönünden risk altında olduğu söylenebilir. Yaşlıların yeterli düzeyde güneş ışığı alamamaları ve kapalı yerlerde uzun süre bulunmaları da bu riski artırmakta. Yaşlılıkta vücut direncinin azalması, yaşlılık döneminde C vitamini ve diğer antioksidan vitaminlere olan gereksinimi de artırmakta. Yatalak kalan hastalar da vitamin eksikliği açısından riskli grup içinde yer alıyorlar.
Kansere yakalanmış, kemoterapi, radyoterapi ve ameliyat geçirmiş olanlar da, vitaminlerin sindirimi ve emilimi konusunda yaşanan sorunlar nedeniyle vitamin eksikliği riski altında bulunuyorlar. Sirozda tiamin, B6, riboflavin, folat ve yağda eriyen vitaminlerin eksikliği riski sözkonusu. Ülseratif kolit, inflamatuar bağırsak hastalığı olan sindirim sistemi hastalarında da B12, C, folat ve yağda eriyen vitaminler için durum aynı.
 


En Sağlıklı 60 Besin Maddesi
BESİNLER
NELERİ İÇERİYOR?
NEYE YARIYOR?
ELMA
Pektin, Bioflanovoid, C vitamini
Kolesterol düzeyini düşürüyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
ENGİNAR
Cynarin, bol miktarda B ve C vitamini
Kan şekerini düzenliyor. C vitamini kalbi güçlendiriyor.
AVOKADO
Doymamış yağ asidi
Kalp ve kan dolaşımı için birebir. Kansere karşı koruyucu
MUZ
Potasyum, B6 vitamini, Serotonin, Magnezyum
Rahatlatıyor ve uyumaya yardımcı oluyor.
FASULYE
Demir, Kalsiyum, B ve C vitamini, Protein
Kan ve hücre yapımına yardımcı oluyor.
BROKOLİ
Magnezyum, A ve C vitamini, Potasyum
Kansere karşı koruyor, kasları güçlendiriyor.
ESMER BUĞDAY
Lysin, Lezithin
Beyni ve sinirleri besliyor, öğrenmeyi güçlendiriyor.
MANTAR
Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum
Kasları güçlendiriyor, saç ve tırnakları besliyor.
ACI MARUL
Yaşamsal önem taşıyan maddeler, Eser element, Potasyum, Fosfor
Yağ metabolizmasını düzenliyor, felç riskine karşı koruyor.
BEZELYE
Bitkisel protein, Magnezyum
Kolesterol düzeyini düşürüyor, bğırsak kanser riskni azaltıyor.
ÇİLEK
C vitamini, Kalsiyum, Potasyum
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, metabolizmayı harekete geçiriyor.
REZENE
C vitamini, Uçucu yağlar, Demir, Potasyum, Kalsiyum
Öksürüğü önlüyor, vücuda oksijen alımını artırıyor.
KÜMES HAYVANLARI
Protein, Potasyum, Magnezyum, B vitamini, Çinko
Baş ağrısı sorununa karşı etkili, stresten arındırıyor.
GREYFURT
Folikasit, C vitamini
Kan basıncını azaltır, kan yapımını artırır.
YULAF
Karbonhidrat, Demir, Magnezyum, B vitamini
Enerji sağlıyor, kas kramplarını önlüyor, idrar söktürüyor.
KUŞBURNU
Likopen, C ve E vitamini, Demir
Soğuk algınlığı ve gribe karşı önleyici etkiye sahip.
RİNGA BALIĞI
Omega3 yağ asidi, Sodyum, Potasyum
Damar sertliğini ve yüksek tansiyonu önlüyor.
AHUDUDU
C vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Demir, Folikasit
Virüs ve bakterilere karşı koruyor, tümör oluşumuna engel oluyor.
MÜRVER
Potasyum, B1 vitamini, C vitamini
Terleten ve öksürüğü azaltan etkiye sahip. Kabızlığa iyi geliyor.
YOĞURT
Kalsiyum, Riboflavin, B12 vitamini
Bağırsak kanserine karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
FRENK ÜZÜMÜ
C vitamini, Niasin, Kalsiyum
Sinir ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor.
PEYNİR
Protein, Sodyum, Potasyum, Kalsiyum
Kemikleri güçlendiriyor, sinirleri koruyor.
HAVUÇ
A vitamini, Selenyum
Sperm üretimini sağlıyor, vücudu enfeksiyonlara karşı koruyor.
PATATES
Mieraller, C vitamini, Bitkisel Protein, Potasyum
Kansere karşı koruyucu, vücudu toksinlerden arındırıyor.
KEFİR
Asit laktik, Asit laktik bakterileri
Bağırsak enfeksiyonuna, kabızlığa ve gaza iyi geliyor.
KİVİ
C vitamini, Karotionid, Flavonoid
Zayıflatıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
SARIMSAK
Quercetin, Ajoene ve Allisin
Kansere karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
SOM BALIĞI
Omega3 yağ asidi ve D vitamini
Kemikleri güçlendiriyor, meme kanseri riskini azaltıyor.
PIRASA
Allisin, Çinko, Manganez, Selenyum
Kan basıncını düşürüyor, kalbi ve damarları güçlendiriyor.
MERCİMEK
Çinko ve Aminoasit
Yorgunluğu gideriyor, strese karşı etkili
MISIR
Çinko, Magnezyum ve B vitamini
Stresle savaşıyor, bağırsak kanserini önlüyor.
USKUMRU
Omega3 yağ asidi, D, B6-B12 vitaminleri ve İyot
Kan basıncını düşürüyor, moral yükselten etkiye sahip
MANGO
A ve B vitamini, Çinko
Cinsel enerjiyi yükseltiyor,orgazm yeteneğini artırıyor.
DENİZ BİTKİLERİ
Omega3 yağ asidi, Pantothenik asit
Kolesterol düzeyini düşürüyor, kalp krizi riskini azaltıyor.
SİYAH TURP
C vitamini, Kalsiyum, Potasyum, Demir
Bağışıklık sistemini ve kan dolaşımını güçlendiriyor.
KAVUN
Mahnezyum, Potasyum ve Kalsiyum
Vücuttaki su düzeyini ayarlıyor, idrar oluşumunu artırıyor.
SÜT
Kalsiyum, D, A ve B2 vitaminleri
Kemik oluşumunu teşvik ediyor, bağırsak kanserine karşı koruyor.
PEYNİR SUYU
Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Laktik asit bakterileri
Sindirim sistemi şikayetleri ve mide yanmasına karşı iyi geliyor.
CEVİZ, FISTIK, FINDIK
B ve E vitamini, Çinko, Demir
Sakinleştiriyor, uyumayı sağlıyor, stresi azaltıyor.
ZEYTİNYAĞI
Doymamış yağ asidi, E vitamini
Kötü huylu kolesterol düzeyini düşürüyor, hücreleri koruyor
PORTAKAL
B ve C vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Selenyum
Vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor.
PAPAYA
Karotinoid, Enzimler, C vitamini
Kalp hastalıklarını önlüyor, stresi azaltıyor
YEŞİL-KIRMIZI BİBER
Capsaicin, A ve C vitamini, Çinko
Baş ağrısı ve migrene karşı koruyucu etkiye sahip
ERİK
Potasyum, Demir, B vitamini
Vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor, enerji veriyor.
KIRILMAMIŞ PİRİNÇ
Protein, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum
Mide anması ve gaza karşı etkili. Vücuttaki fazla suyu atıyor.
RAVENT
Magnezyum, Manganez, Kalsiyum, B vitamini
Sağlıklı kemiklerin oluşumuna katkıda bulunuyor.
DANA ETİ
Demir, Protein ve Potasyum
Soğuk algınlığı, öksürük ve gribe karşı iyileştirci etkiye sahip.
LAHANA TURŞUSU
Laktik asit bakterileri ve B12 vitamini
Tümör oluşumunu önlüyor.
KEREVİZ
Potasyum, Sodyum, Kalsiyum, Magnezyum
Kabızlık, mide ve bağırsak sorunlarına karşı etkili.
SHIITAKE MANTARI
Lentinan, D vitamini
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, kanser oluşumunu engelliyor.
SOYA
Yağ, E vitamini ve Protein
E vitamini hücreleri koruyor, kanser riskini azaltıyor.
ISPANAK
A vitamini, Folik asit, Magnezyum, E vitamini, Manganez
Sinirleri güçlendiriyor. Özellikle hamilelikte tavsiye ediliyor.
TOFU
Protein, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum
Metabolizmayı uyarıyor. Kemik yoğunluğu için önemli.
DOMATES
Likopen, Folikasit, Tyrosin
Likopen kansere karşı koruyor, folikasit hücre yapımını uyarıyor.
TON BALIĞI
Omega3 yağ asidi, D vitamini, Potasyum, İyot
Kolesterol düzeyini düşürüyor, sinir hücrelerini koruyor.
KABA ÖĞÜTÜLMÜŞ ÇAVDAR
Magnezyum, Karbonhidrat, B vitamini
Enerji sağlıyor, stresi azaltıyor.
KABA ÖĞÜTÜLMÜŞ BUĞDAY
B vitamini, Demir ve Magnezyum
Bacak kaslarındaki krampları yok ediyor. Uyku süresini azaltıyor.
KIRMIZI ÜZÜM
Phyto-östrojen, Potasyum, Kalsiyum
Yüksek tansiyona karşı iyi geliyor, trombozları önlüyor
BEYAZ-KIRMIZI LAHANA
C vitamini, az oranda B vitamini, Kalsiyum
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, stres semptomlarıyla savaşıyor.
LİMON
C vitamini ve Glucarate
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, mide kanserini önlüyor.


Vitaminler Hangi besinlerde Bulunur? Ne işe Yararalar?

Konuyu Hazırlayan: Hem.Yasemin Yazgünoğlu

Vitaminler, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan organik bileşiklerdir. Vitamin Latince yaşam anlamına gelen “vita” sözcüğünden kaynaklanır. Vitaminler yağda ve suda eriyenler olarak iki gruba ayrılır .

YAĞDA ERİYEN VİTAMİNLER : A, D, E ve K vitaminleridir .

SUDA ERİYEN VİTAMİNLER : B grubu vitaminler ile C vitaminidir .

ÖNEMİ

A vitamini Enfeksiyonlara karşı direnci arttırır normal büyüme, üreme, kemik ve diş gelişimi, görme için gereklidir. Cildin tırnakların ve saçların sağlıklı kalmasını sağlar. Diş ve dişetleri için büyük önem taşır .

Kayısı,kuşkonmaz,maydanoz,ıspanak, havuç,kereviz, marul, portakal, erik, domates

D vitamini İnce bağırsaklardan kalsiyumun emilmesine yardımcı olur, kalsiyumun kemiklerde ve dişlerde tutulmasını sağlar .

Balık yağı, balık, yumurta, tereyağı, karaciğer, et, sebzeler, güneş

E vitamini Antioksidan etkilidir. Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatıyor Yaşlı kişilerde bağışıklık sistemini güçlendirir. Hücrelerin daha uzun yaşamasını ve yenilenmesini sağlar .

Buğday, tohumlu besinler, soya fasülyesi yağı, arı sütü, ceviz, marul, tere, kereviz, maydanoz, ıspanak, lahana, mısır yağı, mısır, yulafta

K vitamini Karaciğere gelen Kvitamini burada üretilen bazı pıhtılaşma faktörlerinin yapımında rol alır. Kvitamini takviyesi yanlızca kanamalı hastalarda verilir.

Ispanak,kabak, marul, yeşil domates, yeşil biber, inek sütü, peynir, tereyağı, yumurta, kırmızı et, pirinç, karaciğer, mısır, muz, şeftali, çilek

B1 vitamini Kasların ve sinir sisteminin faliyeti için gereklidir.Yetersizliğinde iştahsızlık, huzursuzluk, bellek zayıflığı ve dikkat azalması görülür.

Buğday, kepek, bira mayası, taze sebze meyve, koyun eti, sığır eti, balık eti, yumurta, süt

B2 vitamini Eksikliğinde dilde kızarma, yanma hissi, ağız çevresi ve dudaklarda kızarma, tahriş, çatlaklar, gözlerde kaşıntı, yanma hissi, katarakt oluşumu, saçların dökülmesi, çocuklarda büyüme yavaşlaması, kilo kaybı, sindirim sorunları oluşur .

Karaciğer, böbrek, buğday unu, patates, et, süt, yumurta, peynir, kepek, yeşil sebzeler, havuç, fındık, yer fıstığı, mercimek

B3 vitamini Yetersiz beslenme sonucu deriyi sinir sistemini tutan pellegra adlı hastalık ortaya çıkar. Hücrelerin oksijeni kullanabilmeleri için gereklidir. Midede sindirimin temel taşları olan asitlerin üretimini sağlar.

Bira mayası, kepek, yer fıstığı, sakatat, kırmızı et, balık, buğday, baklagiller, un, yumurta, süt, limon, kabak, incir, portakal, hurma

B5 vitamini Doğada bol olduğu için eksikliğine rastlanmaz. Ayrıca bir miktar bağırsaklarda da yapılmaktadır. Eksikliği kan şekerinde düşme, ellerde titreme, kalp çarpıntıya neden olur .

Karaciğer, kırmızı et, tavuk, yumurta, ekmek, sebzeler

B6 vitamini Sinir sistemi ve hormonların çalışmasını düzenler.Vücudun savunmasında antikor ve akyuvar oluşumunda rol oynar. Eksikliğinde migren tipi baş ağrısı, kansızlık, ciltte kuruluk, görme problemleri, uyuşukluk, adele zayıflığı ve krampları oluşur .

Karaciğer, böbrek, kırmızı et, balık, yumurta, ekmek, sebzeler

B11 vitamini Kırmızı kan hücreleri ve sinir dokularının oluşumunda aktif rol oynar. Hücre bölünmesi için gereklidir. Bu etkisi ile büyümeyi de sağlar. Anne karnındaki bebeğin sinir sisteminin gelişimi için de gereklidir. Eksikliğinde iştahsızlık, kilo kaybı, bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, unutkanlık, çarpıntı gibi bazı kalp sorunları oluşabilir .

Karaciğer, böbrek, kırmızı et, ıspanak, marul, yumurta, ekmek, portakal, muz

B12 vitamini Besinlerle veya sigara gibi alışkanlıklarla vücuda giren siyanürü etkisiz hale getirir. Eksikliğinde dilde hassasiyet, şişme, kızarma, hayal görme, depresyon, adalelerde kasılmalar, sinir iltihaplarına bağlı olarak el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma şikayetleri oluşur .

Karaciğer, yürek, böbrek, kırmızı et, tavuk, balık, süt, peynir, yumurta

C vitamini Vücudumuz C vitaminini üretemez bitkiler ve bazı hayvanlar bu vitamini üretebilmektedir. Besinlerle alınan vitamin 2 saat içersinde kullanılır 4 saat sonunda kandan uzaklaşır. Yaraların iyileşmesini, damarların sağlıklı olamalarını sağlar.Vücudun savunma sistemini artırıcı etkisi vardır. Histamin yapımını azaltarak allerjik olayların şiddetini düşürür. Eksikliğinde diş eti kanamaları ve çekilmeleri olur.

Siyah üzüm, narenciye, çilek, kavun, karpuz, yeşil biber, maydanoz, brokoli, havuç, soğan, bezelye


Sigara Ve Alkolün Zararları

* Sigara ve alkol, insan ve toplum sağlığını olumsuz etkiler.
* Sigaradan en çok etkilenen organ akciğerlerdir.
* Sigara, kan dolaşımını olumsuz etkiler, kalp krizi riskini artırır. Kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltır. Çeşitli organların kansere yakalanma riskini arttırır. Uyku düzenini bozar, görme ve duyma bozukluklarına yol açabilir.
* Sigara içmeyen fakat sigara içilen ortamlarda bulunan insanlar da sigara dumanından zarar görür.
* Sigara kullanmak aile ve ülke ekonomisi için de zararlıdır.
* Alkol kullanımının insan vücudu üzerinde geçici ve kalıcı etkileri vardır.
* Alkol, zihinsel etkinlikleri olumsuz etkiler, bilinç kaybına neden olur. İnsanların duygusal tepkilerini kontrol etmelerini zorlaştırır. Görme ve konuşma güçlüğüne, reflekslerin yavaşlamasına neden olur. Vücut hareketlerinin kontrolünü ve algılamayı engeller
* Karaciğer, beyin ve sinirler alkolden en faza zarar gören yapılardır.
* Çeşitli spor etkinliklerine katılmak, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıkları önlemede etkili olabilir. Sigara ve alkol içilen ortamlardan uzak durulmalıdır.






Yağmur Nasıl Oluşur?

İŞTE YAĞMURUN OLUŞMASI!
 Yağmurun oluşmasında 2 işlem gerçekleşiyor. Yoğunlaşma ve buharlaşma. Güneş ışığının etkisi ile her gün yüz binlerce metreküp su buharlaşarak atmosfere doğru yükseliyor. Ve yükseldikçe soğumaya başlıyor. Öyle biran geliyor ki su buharı işinin çok düşük olduğu bir bölgeye geliyor.
 Soğuk hava katmanına rastlayan buhar tanecikleri havadaki toz parçacıklarına tutunarak su damlaları haline dönüşüyor. Bunlar birleşerek bulutları oluşturuyor. Bu su damlacıklarının yeryüzüne düşmesi yani yağmur oluşturması için belirli bir büyüklüğe gelmesi gerekiyor. Bu da yüz binlerce su damlacığının birleşmesi anlamına geliyor. Yeterli büyüklüğe ulaşınca yerçekiminin etkisiyle yere düşmeye başlıyor. Bütün bu anlattığımız işlemler ise ortalama 8 gün sürüyor.
 Sizlere bir soru; yağan yağmurun süresi neye bağlı? Bir bulutun yarısı yağmur olarak yağar bu da tahminen 30 dakika sürer. Ama bulutlar devamlı oluşursa yağmur günlerce yağar.
 Peki hava kapalı olduğu halde bazen yağmur yağmaz bunun sebebi ise; su damlalarının sıcak ve kuru bir hava katmanından geçiyor olmasıdır. Burada su damlaları yeniden buharlaşır ve yağmur oluşmaz.
 Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, sağanak yağmur yağarken ilk taneler her zaman daha iridir. Bunun sebebi de yağmur damlalarının yeryüzüne inerken soğuk ve nemli hava ile karşılaşmasıdır. Soğuk ve nemli katmandan geçen damlalar buharlaşmadan yeryüzüne inerler. Bu sırada hacim yönünden büyüdükleri gibi havanın nemini de aldıkları için daha da büyürler. Ve sağanak yağmurda ilk taneler daha büyük olur. Arkadan gelen damlalar ise nemi azalmış bir katmandan geçtikleri için ilk tanelerden daha küçüktür.
 Yağmurun yağması için su damlalarının belirli bir büyüklüğe gelmesi gerektiğin söylemiştik. Bu da damlaların birbiri ile birleşmesi ile olmaktadır. Bu birleşme 2 türlü olur. Çarpışma ile birleşme ve kristalleşme ile birleşme.
 1-Çarpışma İle Birleşme:
 Buluttaki su tanecikleri rüzgârın etkisi ile bir oraya bir buraya itilirler. Birbirlerine çarptıkça birleşerek su damlacıklarını oluştururlar. Oluşan su damlacıkları da kümeleşerek su damlalarını meydana getirirler. Bu damlalar belirli bir ağırlığa ulaşınca havadan daha ağır hale gelerek yere yağmur olarak düşerler.
 
 2-Kristalleşme Yolu İle Birleşme:
 Hava sıcaklığı birdenbire düşerse su tanecikleri donarak buz kristallerini oluştururlar. Bu kristaller yere düşerken daha sıcak bir hava katmanının içinden geçer. Burada eriyip yeryüzüne yağmur olarak iner.
 Bu yazımızda sizlere yağmurun oluşmasını anlatmaya çalıştık. Yağmur deyip geçmeyin. Bakın öğrendiniz bile nasıl oluştuğunu!




Yoğunluk ve bazı maddelerin yoğunluk değerleri

Cismin suda batması için daha ağır olması önemli değildir. Maddenin yoğun olması önemlidir.
Maddelerin ne kadar yoğun olduğu, eşit hacimli kütlelerinin tartılmasıyla bulunabilir. Her maddenin yoğunluğu, 1 ml hacmindeki kütlesi tartılarak bulunur.
Maddenin 1 mL hacmindeki kütle miktarı, yoğunluk ya da birim hacim kütlesi diye tanımlanır.
Kütle ölçülürken birim gram (g), hacim birimi mililitre (mL) olarak alındığında, birim hacim kütle g/mL (gram bölü mililitre)'dir.
Her maddenin birim hacim kütlesi farklıdır. Aşağıdaki tabloda bazı maddelerin birim hacim kütlesi verilmiştir.
Birin hacim kütle, maddelerim ayırt edici özelliğidir.

 

Madde Birim hacim

 kütle (g/mL)

Su

1

Hava

0,0013

Zeytinyağı

 0,9

İspirto

0,8

Buz

 0,9

Alüminyum

 2,7

Bakır

 8,9

Benzin

 0,7

Demir

 7,8

Altın

 19,3

Gümüş

 10,5



Yoğunluk Niçin Önemli?

İnsanlar; yaşantılarını kolaylaştırmak için birçok eser yapmış, değişik araçlar icat etmişlerdir. Bir eser ya da araç yapılırken kullanım amacına uygun malzemenin seçilmesi çok önemlidir.
 Bu nedenle:
 • Yapılacak iş için hangi malzeme uygun?
 • Seçilen malzeme ile yapılan eserin kullanım süresi ne kadar olur?
 • Kullanılan malzemenin fiyatı uygun mu?
 • Yapılan işte kullanılan malzeme ile istenilen verim alınabilir mi? gibi soruların cevapları yanında seçilen malzemenin yoğunluğu da çok önemlidir.
 Tek katlı binalar ahşap, tuğla, kerpiç gibi malzemeler kullanılarak yapılabilir. Çok katlı binaların yapımında kullanılan malzemelerde ise dayanıklılık, fazla yük taşıma gibi Özellikler aranır. Bu nedenle çok katlı binaların yapımında demir, çelik gibi yoğunluğu fazla olan malzemeler kullanılır.
 Uçakların kolayca uçabilmesi için uçak yapımında demir yerine alüminyum kullanılır. Çünkü yoğunluğu demirden az olan alüminyum, ayrıca demire göre daha hafif ve daha dayanıklı bir maddedir.





Suyun Canlılar için önemli olan ilginç özellikleri

Suyun ilginç özellikleri

*Su, her yerde bulunabilen ve bütün canlılar için önemli olan bir maddedir. Oda sıcaklığında sıvı hâlde bulunur. Buz ise suyun katı hâlidir.
*Bir sürahideki suya atılan buz, suyun üstünde yüzer.
*+4°C sıcaklıktaki suyun birim hacim kütlesi 1 g/mL iken, buzun birim hacim kütlesi 0,9 g/mL'dir.
*Buzun yoğunluğu sudan az olduğu için yüzer.
*Genellikle maddelerin, sıcaklıkları arttıkça hacimleri genişler, ayrıca katı hâlleri, sıvı hâllerinden daha yoğundur. Suyun kendine has özellikleri vardır.

*0 °C'taki su, yavaş yavaş ısıtılırsa 4°C'a kadar büzülür. Bu sıcaklıktan sonra genleşmeye başlar.
*Su, +4°C sıcaklıkta en yoğundur.
*0°C sıcaklıkta suyun yoğunluğu daha az olduğu için buzlanma suyun üst kısmından başlar.
*Su donarken yoğunluğu azalır, buz su üstünde yüzer.
*Buz tabakası suyun üstünde oluştuğu için alttaki suda canlılar yaşar.
*Buz, su içinde yaşayan canlıları dış etkilerden korur.
*Suyun bu özelliği, suda yaşayan canlılar için önemlidir. Buzlanma suyun altından başlasaydı sularda yaşayan canlılar donarak ölebilirdi.



Üniteye Ait Akla Gelen Sorular ve Cevapları

1. Havadaki su buharı hangi etkiyle meydana gelir?
S u,maddedir. Isının etkisi altında buharlaşır. Sular ısındığı zaman gaz haline geçerler, yani buhar olurlar. Meydana gelen su buharı da havaya karışır.
2. Buhar nedir? Buhar suyun gaz halidir.
3. Havada her zaman su buharı var mıdır? Havada her zaman su buharı vardır.
4. Havadaki su buharı nelerden meydana gelir?
Havadaki su buharı yeryüzündeki bütün sulardan bitkilerden, hayvanlardan ve insanlarda
 meydana gelir.
5. Nemli hava neye denir?
Bir bölgede ne kadar çok su varsa o bölgedeki havanın su buharından, o kadar artma olur.
Böyle havaya nemli hava denir.
6. kuru hava neye denir?Bir bölgedeki sular ne kadar azsa, havada o kadar az nem bulunur.
Su buharları,nem olmayan havaya kuru hava denir.
7. Bulutlar nasıl meydana gelir?
Biz havadaki su buharını gözümüzle göremeyiz. Havaya karışan su buharı, hava akımı ile
yükselir. Yükseklerde soğuyunca, su tanecikleri bir birleriyle birleşirler(yoğunlaşma). Gözle
göreceğimiz durumu alırlar Böylece bulutlar meydana gelir.
8. Yağmur oluşturan, kar bulutları hangisidir ?
Koyu renkli ve yere en yakın bulutlardır. Bunlar, genellikle yağmur bulutlarıdır. Hava çok soğuksa, kar meydana getirirler.
9. Su kaç halde bulunur ve bunlar hangileridir?
Su, üç halde bulunur. Bunlar;
a) katı (buz)          b) sıvı (su)           c) gaz (su buharı)
11 Suyun düzensiz olan hali hangisidir ?
Suyun üç halinden, bulut (su buharı) dediğimiz gaz halidir.
12.Suyun  hacmi ne zaman genişler ?
Donanarak buz olduğu zaman
13. Suyun neden belirli bir şekli yoktur, fakat belirli bir hacmi vardır?
Su, sıvıdır ve sıvılar akışkan olur. İçinde bulunduğu kabın şeklini alırlar. Akışkan olan sıvıların bu
nedenle belirli bir şekli yoktur.
     Hacim, belirli yer kaplayan ve işgal edendir. Suda bulunduğu yeri kaplıyor ve yer işgal ediyor. Boşlukta bir yer işgal ediyor İşgal ettiği yer onun hacmini verir. Onun için belirli bir hacmi vardır.
14. Güneş enerjisini elektrik enerjisine çeviren düzeneklere ne ad verilir?
Güneş pili (güneş pili panelleri)
15. Dünya ekonomisinin ana enerji kaynağım hangi yakıtlar oluşturur?
Fosil yakıtlar
16. Yakıtlardaki, depolanmış güneş enerjisine ne ad verilir? İç enerji (potansiyel enerji-kimyasal enerji)
17. Isı, sıcaklık ve sesten hangisi enerji değildir ?
       Sıcaklık
18. Sıcaklık nedir ? Sıcaklık bir enerji türü değildir.Birimi celcius(selsiyus)’tur.C ile gösterilir ve termometre ile ölçülür.
19-Isı nedir?Isı bir enerjidir.Diğer enerjilere dönüşebilir.
20, Hangi özelliklere sahip yüzeyler ısı ışınlarını yansıtırlar? Beyaz ve parlak pürüzsüz yüzeyler.
21. Kış mevsiminde, soğuktan korunmak mı yoksa terlemenin kolay olması mı önemlidir?
Soğuktan korunmak.
22. Kış mevsiminde hangi renkli kumaşları tercih etmeliyiz?Koyu renkli.
23. Güneş ısısı hangi yolla Dünya'ya ulaşmaktadır?
Işıma ile.
24. Elektrik enerjisini, ısı enerjisine çeviren araçlara örnekler veriniz. Fırın, elektrik sobası, ütü vb...
 25. Doğalgaz nasıl bir gazdır?
Yerin altında, kendiliğinden oluşmuş bir gazdır.

26. Çevreyi hiç kirletmeyen ısı kaynağı hangisidir?
Elektrik
27. Elektrik enerjisi, hangi aletlerde ısı enerjisine çevrilir?  Elektrik ocağı, ütü, fırın
28. Başlıca ısı kaynakları nelerdir? Maddeler halinde yazınız.
a) Güneş  b) Elektrik enerjisi  c) Yakıtlar
29. Karalar mı yoksa denizler mi daha çabuk ısınır? Geceleri hangisi daha çabuk soğur?
Suyun ısı kapasitesinin büyük olması. hava sıcaklığını da düzenler. Gündüzleri Güneş
ışığında, karalar, denizlerden daha çabuk ısınır. Gece olduğunda gündüzleri sudan daha
çabuk ısınan karalar, daha çabuk soğur. Suların soğuması daha geç olur.
30. Isıyı hareket enerjisine dönüştürmek üzere yapılmış alet ve makineler nelerdir?
Buhar makinesi. buhar tirbünü, havayi fişek, füze, roket, içten patlamalı motor.
31. Isıtılan katı madde, sıvıda ve gazlarda ne gibi değişiklikler olur?
Isıtılan katı maddelerin boyu uzar ve hacimleri büyür. Sıvılar, hacimce ve yüzeyce genleşir.
32. Sıvılar mı, yoksa katı maddeler mi daha çok genleşir? Sıvılar
33. Gözlük camları nasıl takılır?
Gözlük camları yerleştirilirken metal çerçeve ısıtılarak genleştirilir. Camlar çerçeve takılarak
soğutulur. Çerçeve soğuyunca camı sıkıca sarar.
34. Genleşmenin olumsuz etkileri nelerdir?
a) Kışın su borularındaki su donarak genleşir ve boruların çatlamalarına yol açar.
b) Elektrik direkleri arasında teller uygun uzunlukta olmasa, kışın büzülerek kopabilir.
c) Demir yolu rayları arasında boşluk bırakılmazsa, yazın genleşerek uzayan raylar bükülür. Raylar üst üste binerek tren raydan çıkarak kaza olur.
35. Su kaç C'de kaynar?100 C'de kaynar.
36. Kaynama noktası neye denir?
Suyun veya başka bir maddenin kaynamaya başladığı sıcaklık derecesine kaynama sıcaklığı
veya kaynama noktası denir.
37. Buharlaşma neye denir? Bir sıvı maddenin gaz haline geçmesine buharlaşma denir
38. Yoğunlaşma neye denir?
Gaz halinde olan buhar sıvı hale geçer, yani sıvılaşır. Bu gaz halinde olan buharın sıvı hale geçmesine yoğunlaşma denir.
39. Donma neye denir?
Sıvı haldeki bir maddenin ısı kaybederek katı hale geçmesine donma denir.
40. Maddelerin ayırt edici özelliği ne demektir?
Maddelerin birbirine uymayan birini diğerinden ayıran yapısına ayırt edici özellik denir.
41. Maddelerin ayırt edici özellikleri nelerdir?
a) Donma noktası   b) Erime noktası c) Kaynama noktası   d) Tat   e) Yoğunluk f) Renk    g) Koku
42.Kaynama süresince maddenin sıcaklığı değişir mi?
Kaynama sıcaklığı maddelerde sabittir ve değişmez. Kaynama müddetince maddelerin sıcaklığı değişmez. Her maddenin kaynama sıcaklığı ayrı ayrıdır.
43. Sıcaklık değişimi sırasında alınan veya verilen ısı nelere bağlıdır ?
1. Maddenin kütlesine bağlıdır. 2. Maddenin cinsine bağlıdır. 3. Sıcaklık farkına bağlıdır.
44. Isı alıp veren maddelerde ne gibi değişmeler olur?
1. Isı alıp veren maddelerde sıcaklık değişimi olur. 2. Hal değişimi olur. 3. Genleşme olur.
4. Yüksek sıcaklıktaki maddelerin ısısı düşer.
5. Küçük sıcaklığa sahip olan maddenin sıcaklığı yükselir.
45. Hal değişimi neye denir?
Doğada katı, sıvı ve gaz halinde bulunan maddelerde ısı vererek yada ısı alarak hal durumunu değiştirebiliriz. Maddelerin bir halden başka bir hale geçmesine hal değiştirme denir.
46. Kestiğimiz karpuzu, kısa bir süre güneşte tutarsak soğur bunun sebebi nedir?
Kesilen karpuz güneşe tutulursa. suyun bir kısmı karpuzdan ısı alarak buharlaşır ve
karpuz soğur. Bu olay suya buz koyduğumuzda suyun soğuması, buzun suda ısı almasıyla olur.
47. Isı, sıcaklık ve sesten hangisi enerji değildir?  Sıcaklık.
48. Bazı büyük mağazaların kapıları üzerinde bulunan ısıtıcılarla ve mikrodalga fırınlarında ısıtma işlemi hangi yolla olur?   Işıma yolu ile.
49. Doğa olayları yaşantımıza etki eder mi?
Her alanda doğa olaylarıyla iç içeyiz. Yaşantımız doğa olayları ile ilgilidir. Toprak bile doğa olayları neticesinde meydana gelir. Yağmur bir çeşit doğa olayıdır. Kısaca doğa olayları yaşantımızı etkiler.
50. Isı ve sıcaklık birimleri nelerdir?  Isı birimi kalori,sıcaklık birimi derecedir.
51. Bir ısı alış-verişinde hangi cisim ısı verir? Hangi cisim ısı alır?
Değişik iki çeşit ısıya sahip olan cisimlerden biri düşük sıcaklıkta ise diğeri yüksek
sıcaklıkta olur. Bu değişik ısıya sahip olan iki cisim arasında ısı alış-verişi olur. Bu durumda alınan ısı verilen ısıya eşit olur. Sıcaklığı yüksek olan cisim ısı verir, sıcaklığı düşük olan cisimde ısı alır.
52) 30C lik ısıya sahip olan demir, sıcaklığı 85 dereceye sahip olan suyun içine atılıyor.Bu
durumda 5 dk bekleniyor. Su ile demirin aynı sıcaklıkta olmadığı ortaya çıkıyor. Bu iki
cisimden hangisi ısı vermiş, hangisi ısı almıştır. Suyun 85 C lik sıcaklığı neden aşağıya
indi? Bunu nasıl yorumlarsınız?
           Demirin sıcaklığı 30 C dir. Suyun sıcaklığı 85 C  dir. Sıcaklığı 85 "C olan su, demirden daha yüksek sıcaklığa sahip olduğundan su ısı verir.
    Sıcaklığı suyun sıcaklığından daha düşük olan demir ısı alır. Suyun verdiği ısı, demirin aldığı
ısıya eşittir. Yani su ne kadar ısı verirse, demirde o kadar ısı alır. Alınan ısı verilen ısıya eşittir.
Alınan ısı= verilen ısı
Suyun ve demirin sıcaklıkları eşit oluncaya kadar, ısı alış-verişleri devam eder. Bu ısı
alışverişinde suyun ısısı düşer, demirin ısısı yükselir. Bu ısı alışverişleri her ikisinin ısısı da
eşit akıncaya kadar devam eder.
Her iki maddede ortak sıcaklığa kavuşunca ısı alışverişleri son bulur. Son bulunan bu sıcaklığa
ise ortak sıcaklık (son sıcaklık) denir.
53. Sıcaklık ne ile ölçülür?  Termometre ile
54. Kaç çeşit termometre vardır?
içinde bulundurdukları sıvıya göre iki çeşit termometre vardır.
1. Cıvalı termometre         2. Alkollü termometre
55. Isının yol açtığı değişiklikler nelerdir?
1. Maddelerde hal değişmesine yol açar.
2. Sıcaklık değişimine yol açar.
3.cisimlerde boyut değişir.
4.Havanın değişiminde etkili olur.
NOT:Yağmurun yağması, cisimlerin en, boy ve yüksekliğinin değişmesi ısı etkisiyle olur.Rüzğar da
 ısı değişimi sonucu ortaya çıkar. Kayalar ısı değişimi sonucu parçalanır.
56. Maddeler doğada hangi durumda bulunur? Maddeler, doğada karışık halde bulunur.
57. Islak çamaşır rüzgarlı havada mı, yoksa rüzgarsız havada mı daha çabuk kurur?Neden?
Çamaşır, rüzgarlı havada daha çabuk kurur. Hava akımı buharlaşmayı kolaylaştırır.
Rüzgarlı hava hava akımını sağlar.
58. Hangi haldeki maddeler bulundukları kabın, şeklini alırlar?Sıvı ve gaz halinde bulunan maddeler.
59. Hangi haldeki maddeler cisim olma özelliğine sahiptir?Katı maddeler
60. Kahverengi üç şişede ayrı ayrı su, kolonya ve benzin bulunmaktadır. Bu maddeleri
birbirinden nasıl ayırt edebilirsiniz?
  Kokularından.
61. Çözünme neye denir?
Bir maddenin çözücü bir sıvı içerisinde gözden kaybolurcasına eş dağılım yapı göstererek
dağılmasından meydana gelen olaya çözünme denir.
62. Şekerli suda çözen hangisi çözünen hangisidir?
Şekerli suda, çözen sudur, çözünen ise şekerdir. Tuzlu suda, çözen su, çözünen ise tuzdur.
Su maddeleri iyi çözer. Onun için iyi bir çözücüdür.
63. Çözelti neye denir?
Katı bir maddenin bir sıvı içerisinde eriyerek gözle görülmeyecek kadar yok olması ya da çözünmesi olayına çözelti denir.
                                                                               


Hareket ve Kuvvet

• El arabasının hareket etmesinin nedeni, arabaya uygulanan itme kuvvetidir.
 • Yukarıya doğru atılan topun yükselmesinin nedeni, topa uygulanan itme kuvvetidir.
 • Yukarıya atılan cisimlerin tekrar yere düşmesinin nedeni yer çekimi kuvvetidir.
 • Kapıları açıp, kapatmak için itme ve çekme kuvveti uygularız.
 • Kuvvet etkisiyle oluşan hareketler şunlardır:Dönme, sallanma, hızlanma, yavaşlama ve yön değiştirmedir.
 • Kuvvet etkisiyle şekil değişikliği oluşturulabilir.Örneğin; bükme, sıkma, germe ve vurma gibi.
 • Kuvvet uyguladığımızda her cismi hareket ettiremeyebiliriz.
 • Kuvvet uygulayarak her cismin şeklini de değiştiremeyebiliriz.
 • Cisimlere kuvvet uygulandığında cisimler hareket eder, hareketli ise durur, şekli değişebilir, bazen de hareket ettiremeyiz. Eğer cisimlere uygulanan kuvvet bedenimiz veya başka bir cisim temasından kaynaklanıyorsa, buna fiziksel temas gerektiren kuvvetler denir.
 Temas Gerektiren Kuvvetler:
 1. Bizim sandalyeyi hareket ettirmemiz.
 2. Topa vurmamız ya da durdurmamız
 3. Saçımızı taramak
 4. rüzgarın cisimleri hareket ettirmesi
 5. Duvarda delik açmak için uygulanan kuvvet gibi…
 Temas Gerektirmeyen Kuvvetler:
 1. Kazağımızı çıkardığımızda saçımızı etkileyen kuvvet
 2. Saçımıza sürdüğümüz tarağın küçük kağıt parçalarını çekmesi.
 3. Mıknatısın demir, kobalt ve nikeli çekmesi.
 4. Çıtıdan kiremitin düşmesi gibi….
 • Yünlü kumaşa sürttüğümüz tarağı çok az açılmış bir musluktan akan suya yaklaştırdığımızda suyu çeken kuvvet temas gerektirmeyen kuvvettir.




Mıknatısın özellikleri

Magnetik adı verilen demir oksit (Fe3O4) bileşiği tabii bir mıknatıs olarak bilinir.
Demir, nikel, kobalt gibi maddeleri çekme özelliği gösteren cisimlere mıknatıs denir.
Üç çeşit mıknatıs vardır.
Doğal mıknatıs : Doğada oluşan ve taş olarak bulunan mıknatıslardır.
Yapay mıknatıs : Demir, nikel ya da kobalttan yapılır. Çubuk, pusula iğnesi, U şekline ve at nalı şekline benzeyen çeşitleri vardır. Bu mıknatıslara daimi ya da geçici mıknatıslık kazandırılabilir.


Elektromıknatıslar : Magnetik özellik gösteren maddeye örneğin demir üzerine tel sarılıp telden akım geçirildiğinde oluşan mıknatıslardır.
Mıknatısın Kutupları
Mıknatısların uçları çekme ve itme özelliği gösterirler. Mıknatıslık etkisinin en şiddetli olduğu bu uçlara kutup adı verilir. Bir mıknatısın şekli nasıl olursa olsun iki kutbu bulunur.

Bir mıknatıs ortadan iple asılırsa, kuzey-güney doğrultusuna yönelerek durur. Kuzeyi gösteren kutba N, güneyi gösteren kutba ise S kutbu denir.
Elektrik yüklerinde olduğu gibi, mıknatıslarında aynı kutupları birbirini iter, zıt kutupları ise birbirini çeker.

Mıknatıslar, demir, nikel, kobalt gibi maddeleri ve bunların alaşımlarını çeker. Bu nedenle bu maddelere magnetik maddeler denir. Cam, kağıt, tahta, plastik gibi maddeleri mıknatıs çekmez.
Magnetik Alan Kuvvet Çizgileri
Bir mıknatısın çekim etkisini gösterdiği alana magnetik alan denir.
Bir cam levha üzerine demir tozları serpildikten sonra levhanın altına çubuk mıknatıs yerleştirilip levhaya yavaş yavaş vurulduğunda, demir tozları mıknatısın magnetik alan çizgilerine paralel hale gelirler. Demir tozlarının oluşturduğu çizgilere bakılarak normalde görülmeyen çizgilerin nasıl olduğu anlaşılır.

Çubuk mıknatısın çevresindeki magnetik alan çizgileri şekildeki gibidir.
Magnetik alan kuvvet çizgileri N kutbundan S kutbuna doğrudur.
Çizgilerin uç noktalarında sık olması magnetik alanın uç kısımlarında şiddetli olduğunu gösterir.

Magnetik alan çizgilerinin bulunduğu yerlere pusula iğneleri konulduğunda, pusula iğneleri yerdeki magnetik alan çizgilerine paralel olacak şekilde dengede kalırlar.
Magnetik alan, çizgilerinin paralel olduğu yerlerdeki alana düzgün magnetik alan denir.

Mıknatısı Bölmek
Çubuk şeklindeki bir mıknatıs ikiye bölündüğünde, oluşan her bir parça yine N - S kutuplu mıknatıs olur.
Bölme işlemi atomik boyuta kadar devam ettirildiğinde de yine mıknatıs özelliği devam eder. Yani tek kutuplu mıknatıs elde edilemez.
Geçici Mıknatıslanma
Yapay mıknatıslardan faydalanılarak magnetik özelliği olan demir, nikel ve kobalt geçici olarak mıknatıslanabilir. Üç yolla geçici mıknatıslanma elde edilebilir.
3 çeşittir. Bunlar;
SÜRTÜNME İLE MIKNATISLANMA
DOKUNMA İLE MIKNATISLANMA
ETKİ İLE MIKNATISLANMA

 

1. Sürtünme ile Mıknatıslanma


Bir demir çubuğa, şekildeki gibi mıknatısın her defasında aynı kutbu aynı yönlü sürtürülürse, mıknatısın ilk sürtülen uç kısmı mıknatısla aynı kutuplu olacak şekilde demir çubuk geçici olarak mıknatıslanır.
2. Dokunma ile Mıknatıslanma

Mıknatısa dokundurulan demir parçalarını mıknatıs tutar.
Çünkü demir parçası mıknatısın dokunduğu kutupla zıt kutupla kutuplanır ve onu çeker. Demir parçaları uç uca eklenirse, her bir uç bir öncekine göre zıt kutuplanır.
3. Etki ile Mıknatıslanma


Mıknatısın magnetik alanı içine konulan demir parçaları geçici olarak mıknatıslık özelliği kazanır. Şekilde demir parçasına mıknatısın S kutbu yaklaştırılırsa, demirin S ye yakın olan kısmı N, diğer tarafı ise S kutbu olur.
Bir mıknatıs demir çubuğun orta kısmına şekildeki gibi yaklaştırılırsa, demir çubuğun uç kısımları N, orta kısımları ise S kutbu olacak şekilde etki ile mıknatıslanır.
Yerin Magnetik Alanı


Yerin magnetik alanının olduğu deneylerle tespit edilmiştir. Dünya, sanki kuzey yarı kürede S, güney yarı kürede N kutbu bulunan bir çubuk mıknatıs varmış gibi davranır. Magnetik kuzey ve güney kutup ile coğrafi kuzey ve güney kutup tam çakışmıyor. Belli küçük bir açı kadar sapma gösteriyor.
Ağırlık merkezinden asılmış bir çubuk mıknatıs, bulunduğu yerden geçen dünyanın çevresindeki magnetik alan kuvvet çizgilerine teğet olmak zorundadır. Bu nedenle ağırlık merkezinden asılmış bir çubuk mıknatısın N kutbu magnetik kuzeyi, S kutbu ise magnetik güneyi gösterir.
Kuzey yarı kürede, ağırlık merkezinden asılan bir çubuk mıknatıs veya pusula iğnesinin N kutbu, güney yarı kürede ise S kutbu aşağı eğilir. Ekvatorda yere paralel, kutuplarda ise yere dik konuma gelir.
Mıknatısların Kullanıldığı Alanlar
Mıknatıslar;
pusula yapımında,
kapı zilinde,
telefon,
radyo,
televizyon,
voltmetre,
ampermetre,
elektrik motorları,
bazı oyuncakların yapısı gibi bir çok yerlerde kullanılmaktadır.
Sanayide demir parçalarını diğer maddelerden ayırmak için yine mıknatıslar kullanılır.




Mıknatıs Çeşitleri ve Günlük Hayattaki Kullanım Alanları

MANYETİZMA: Mıknatıslık olaylarını inceleyen bilim dalına denir. M.Ö. 600 yıllarında Manisa ili Magnesia olarak biliniyordu. Mıknatıs ilk olarak burada bulunduğu için(Eski Yunanlılar,bu kayaların bazı metalleri çekerek kendilerine yapıştıklarını gördüler) siyah taşı andıran demir,nikel,çelik ve kobaltı çeken demir filizine manyetit adı verilmiştir. Bugün mıknatıs diyoruz.
Demir,nikel,kobalt gibi metalleri çekme özelliği gösteren cisimlere mıknatıs denir. Cisimlerin bu özelliğine de mıknatıslık denir. Doğal ve yapay mıknatıs olmak üzere iki çeşittir.
DOĞAL MIKNATIS: Doğada manyetit adı verilen demir oksit (Fe2O4) bileşiği taşlara denir.
YAPAY MIKNATIS: İnsan eliyle yapılan mıknatıslardır. Günlük hayatta sıkça kullanılır. U,çubuk,at nalı pusula,elektro mıknatıs gibi çeşitleri vardır.
Mıknatıs;demir,nikel,kobalt gibi maddeleri çekme özelliği gösterir.Mıknatısın çekme özelliği gösterdiği bu maddelere manyetik maddeler denir.
Cam,tahta,plastik,kağıt,deri gibi maddeler mıknatıs tarafından çekilmezler.Mıknatıs tarafından çekilmeyen bu tür maddelere manyetik olmayan maddeler denir.
MIKNATISIN KUTUPLARI
Mıknatısın çekme özelliği en fazla olan uç kısımlarına kutup denir. Ortadan asılan mıknatısın kuzeye yönelen ucu Kuzey(N) kutbu,diğeri ise güney (S) kutbudur. Her iki kutupta aynı çekme özelliğine sahiptir. Mıknatıs kaç parçaya bölünürse bölünsün daima iki kutbu vardır. Aynı isimli kutuplar birbirini iter. Farklı isimli kutuplar birbirini çeker.
Mıknatıslar;çubuk,at nalı,yuvarlak,halka,kare ve pusula iğnesi,biçiminde yapılır.

YER KÜRENİN MANYETİK ALANI:
Ortasından bir iplik ile bağlanarak asılan çubuk mıknatısın belirli bir doğrultuyu alması, mıknatısa bir manyetik alanın etki ettiğini gösterir. Bu alan Yer’ in manyetik alanıdır. Bu alan, yer’ in dönme ekseni ile yaklaşık 150 lik açı yapacak şekilde Yer’ in merkezine konmuş büyük bir çubuk mıknatısın manyetik alanına çok benzer.
Bir pusula ibresinin daima kuzey-güney doğrultusunda olması, Yer’ in manyetik alanının varlığını gösterir. İbrenin kuzey kutbu, kuzeye yöneldiğinden, kuzeyde bir güney mıknatıs kutbu, güneyde de kuzey mıknatıs kutbu vardır. Böylece yer kürenin coğrafi kutupları ile manyetik kutupları aynı noktalara rastlamaz.
Yer kürenin coğrafi kutupları ile manyetik kutupları çakışık olmadığından pusula ibresi Yer üzerinde çok yerde coğrafi kuzey kutbu göstermez. Pusula ibresi ile coğrafi kuzey-güney doğrultusu arasında bir açı vardır. Bu açı sapma açısıdır. Sapma, bulunulan yere göre doğuya veya batıya doğru olur. Sapma, yıllara ve mevsimlere göre değişir.
Yer kürenin manyetik alan çizgileri ile çubuk mıknatısın manyetik alan çizgileri birbirine benzer.
Dünya dönme ekseniyle küçük bir açı yapacak şekilde Kuzey yarım kürede mıknatısın S kutbu,diğer kürede N kutbu varmış gibi davranır.
Bu nedenle mıknatısın S kutbunu gösterdiği yere manyetik güney kutbu,diğerine manyetik kuzey kutbu denir.
Yerkürenin coğrafi ve manyetik kutupları birbirinin tersidir. Pusula iğnesinin de farklı kutuplar birbirini çekeceğinden dünyanın coğrafi kuzey kutbunu gösterir.
Pusula iğnesinin yatayla yaptığı açıya eğilme açısı denir. Manyetik eğilme dünyanın her yerinde farklıdır. Türkiye'de yaklaşık 60,kutuplarda 90,ekvatorda 0 derecedir.
PUSULA
Mıknatısın kuzey-güney doğrultusunu göstermesi özelliğinden dolayı yapılmış yön bulmaya yarayan aletlere pusula denir. Pusulanın kutusu manyetik özelliği olmayan cisimlerden yapılır. Manyetik sapmadan dolayı pusula iğnesi tam kuzeyi göstermez. Teknik hesaplarla kuzey bulunur.
MIKNATISIN KULLANILDIĞI YERLER
1- Denizciler pusula ile yönlerini bulurlar.
2- Hurda yığınları arasındaki demir parçalarının ayıklanmasında
3- Vinçler de ağır yükleri kaldırmak için elektro mıknatıs kullanılır.
4- Elektrik motorlarında,kapı zillerinde,telgraf ve telefon gibi araçlarda
5- Elektrik santrallerinde jeneratörlerde elektrik elde etmek için kullanılır.
MANYETİK ALAN KUVVET ÇİZGİLERİ:
Altında mıknatıs bulunan cam levha üzerindeki demir tozları belirli bir şekil alır. Demir tozlarının belirli bir şekilde sıralanmasını sağlayan bir kuvvet bulunmaktadır. Demir tozları cam levha altında kapalı eğriler şeklinde dizilirler. Demir tozlarının dizilişi, bize bir mıknatısın çevresinde oluşturduğu manyetik alan kuvvet çizgilerinin dağılımını gösterir.
Mıknatıs etrafındaki manyetik alan, yalnız yatay düzlemde olmayıp, mıknatısın çevresinde her yöndedir. Manyetik alan kuvvet çizgilerinin, mıknatısın kuzey kutbundan çıkıp güney kutbuna girdikleri kabul edilir.
Bir mıknatıs çubuğun manyetik alan kuvvet çizgileri, mıknatısın uçlarına yakın bölgelerde daha sık, uzak bölgelerde daha seyrektir. Manyetik alanın şiddeti, alan çizgilerinin sık olduğu yerde daha büyük, seyrek olduğu bölgede ise daha küçüktür.

Manyetik Bir Alan Oluşturan Bir Mıknatısın Kutuplarını Pusula İle Belirleme
Kutupları belirlenmemiş bir mıknatısın hangi ucunun kuzey , hangi ucunun güney olduğunu bir pusula kullanarak belirleyebiliriz. Pusula içindeki ibre de bir mıknatıstır. Mıknatısın bir kutbunu, pusula ibresinin kuzey yönü gösteren ucuna yaklaştırdığımızı düşünelim. Eğer bir çekme etkisi gözlersek, mıknatısın bir ucu, S kutbu demektir. Diğer ucu ise, N kutbudur.

KAPI ZİLİ, RADYO, TELEFONDA MIKNATIS BULUNUR
Kapı zili: Kapı zilinin esas yapısını elektromıknatıs oluşturur. Elektromıknatısın karşısında, elektromıknatısın kutuplarına değmeyen şerit şeklinde bir yayla tutturulmuş ve yumuşak demirden yapılı bir armatürü vardır. Armatürün arkasında değme vidası bulu¬nur.
Zilin anahtarı kapalı du¬ruma getirilince devreden akım geçer ve elektromıknatıs mıknatıslanır. Elektromıknatıs
armatürü çeker ve tokmak çana vurur. Tokmak çana vururken armatür değme nokta¬sından ayrılacağından, devredeki akım kesilir. Akım kesilince elektromıknatısın çekme özelliği kaybolacağından tokmak geriye gelir. Armatür yay yardımıyla değme vidasına dokunduğunda, devre tekrar kapanır ve zil tekrar çalar.




Mıknatısların Günlük Hayatta Kullanıldığı Yerler Nelerdir?

Mıknatıslar her şekil ve boyutta olabilir. Günümüzde mıknatısların çok değişik kullanım alanları
 Buzdolaplarının kapağının kapanmasını mıknatıs sağlar.
 • Radyo, televizyon, bilgisayar gibi elektronik cihazların yapımında mıknatıs kullanılır.
 • Cep telefonu, elektrik motorları, kapı zilleri mıknatısla çalışır.
 • Ağır cisimlerin kaldırılmasında güçlü mıknatıslar kullanılır.
 Çöplerin içindeki bazı metal maddeler, mıknatıs kullanılarak ayrılır.
 Mıknatıslar; bazı elektronik donanımlı araçları etkiler, onların bozulmasına neden olur. Bu nedenle; bankamatik ve telefon kartları, bilgisayar disketi gibi araçları mıknatısa yaklaştırmamak gerekir.


Mıknatıs ve özellikleriile ilgili tüm sorular ve cevapları

1. Mıknatıs neye denir?Demir, nikel, çelik, kobalt gibi cisim ve maddeleri çeken cisimlere mıknatıs denir?
2. Mıknatıs her uzaklıktan cisimleri çeker mi?
Hayır. Mıknatıs her uzaklıktan cisimleri çekmez. Mıknatısın tesir edebildiği belli bir uzaklık vardır. Bu uzaklık mıknatısın tesir edebildiği alandır. Bu alana giren ve çekebildiği cisimleri çeker.
3. Mıknatısın çekim alanına giren alana ne denir? Mağnetik alan denir.
4. Bir mıknatısın mıknatıslığı giderilir mi? Bir mıknatıs erime derecesine kadar ısıtılırsa mıknatıslığı kaybolur.
5. Bir mıknatısta kaç kutup vardır? İki(2)
6. Mıknatısın iki kutbu var diyorsunuz. Bu kutuplar hangileridir? isimleri nedir?
Mıknatıstaki iki kutuptan biri kuzeyi gösteren (N) kutbu, diğer kutbu ise güneyi gösteren (S) kutbudur.
1. Kuzey kutbu (N) 2. Güney kutbu (S)
7. Bir mıknatısta eksi (-) ve artı (+) kutbu var mıdır? Varsa hangi kutbu (+), hangi kutbu (-) dir?
Bir mıknatısın N ile gösterilen kısımları pozitif kutbu (+), S ile gösterilen kutbu ise negatif(-) kutbudur.
8. Mıknatısın hangi kutbu diğer kutbundan daha fazla çekme özelliğine sahiptir?
Her iki kutupta aynı büyüklükte (şiddette) çekme özelliğine sahiptir. Mıknatısın bir kutbu diğer kutbundan daha
fazla çekme özelliğine sahip değildir.
9. Bir mıknatısın kuvvet alanı ne demektir?
Mıknatıs etrafında bulunan demir tozlarına veya iğneye tesir edebildiği alana o mıknatısın kuvvet alanı denir.
10. Bir mıknatısın çekme özelliğinin en fazla olduğu yere ne denir? Mıknatısın kutupları (uç noktaları)
11. Tek kutuplu mıknatıs var mıdır? Hayır. Yoktur.
12. Bir mıknatısın çekme ve itme özelliğini şekil üzerinde gösteriniz?
Farklı cins kutuplar birbirini çekerler. Aynı cins kutuplar birbirini iterler.
14. En önemli magnetik maddeler hangileridir.
En önemli magnetik maddeler, demir, nikel, çelik ve kobalttır. Magnetik doğal bir mıknatıstır.Siyah birtaşı andıran ve doğada tabii olarak bulunan demir, nikel, çelik ve kobaltı çeken demir filizine magnetit adı verilir.
15. Mıknatısları korumak için yere düşürmemek gerekir. Niçin?
Mıknatısta atomlar belli bir çizgi üzerinde düzenli bir biçimde dizilirler. Mıknatıs yere çarpınca bu diziliş bozulabilir ve mıknatıs kırılabilir. Büyük mıknatısın magnetik çekim alanı da büyük olur. Mıknatıs yere düşüp kırıldığında mıknatıslık özelliğini kaybetmez, fakat mıknatıs ikiye bölünürse, küçülür. Küçük mıknatısın magnetik çekim alanı azalmış olur. Mıknatıs ne kadar parçaya ayrılsa da, yine her parçasının kuzey (N) ve (S) kutbu
vardır. Bu özellik kaybolmaz. Bir mıknatıs yüksek sıcaklığa kadar ısıtılırsa, mıknatıslığı zayıflayarak kaybolur.
16. Bir pusula île bir mıknatısın kutbunu nasıl bulursunuz?
Kutbu bilinmeyen mıknatısı, pusulaya yaklaştırırız. Pusula iğnesinin hangi kutbunu itiyorsa, mıknatıs pusula
kutubu ile aynı kutupludur. Çektiği uçlar ise zıt kutupludur.
17. "Pusulanın kutusu demir olamaz" diyoruz. Neden? Bu kutu hangi madde ya da maddelerde yapılmalıdır?
Pusulanın kutusu demir otursa, magnetik özelliğini zamanla kaybeder. Kutu magnetik olmayan madde ya da maddelerden yapılmalıdır. Örneğin; plastik, tahta vb. gibi.

18. Bir mıknatısın demirden mi yoksa, çelikten mi olduğunu nasıl anlarsınız?
Magnetik özelliği gösteren maddeler, tek yönde sürtme ile mıknatıslanır. Sürtme ile elde edilen mıknatıslanma kısa süreli mıknatıslanmadır. Çelik mıknatıslanırsa, mıknatıslanma özelliğini uzun süre korur. Makas sürtme ile mıknatıslanır. Eğer mıknatıslık özelliği uzun süre kalırsa, makas çelikten yapılmış demektir. Sürtme ile mıknatıslık özelliği çok kısa sürede kaybolursa, demirden yapılmış olduğu anlaşılır. Elinizdeki demirden yapılmış veya plastikten yapılmış tükenmez kaleminizi kazağımıza sürterek, küçük kağıt parçalarının üzerine tuutunuz. Negörürsünüz? Kaleminiz küçük kağıt parçalarını çeker. Sonra bu çekme özelliği hemen kaybolur.
Eğer kaleminiz çelikten yapılmış olsaydı, bu mıknatıslık özelliği uzun süre kaybolmayacaktı.
19.Bir mıknatısı at nalı şeklinde yapmanın ne gibi yararı vardır?
At nalı şeklinde olan mıknatıslarda, her iki kutup yani N ve S kutbu birbirine çok yakındır. Bundan dolayı kutuplar arasında güçlü bir magnetik alan oluşur. Bu mıknatısılar demir tozu içine sokulduğunda demir tozları iki kutup arasında ip gibi dizilir.Herhangi bir magnetik maddeye yaklaştırıldığında daha çok şiddetle çeker.
20. Bir mıknatısta yalnız S yada yalnız N kutbu elde edilebilir mi?
Hangi çeşit mıknatıs otursa olsun, parçalara ayırsanız dahi, yine N ve S kutuplu mıknatıslar
elde edersiniz. Tek kutuplu mıknatıs elde etmek mümkün değildir.
21. Bir çubuk mıknatısın kutupları neresinde bulunur?
Bir çubuk mıknatısın kutupları, mıknatısın uç kısımlarında bulunur. Bir çubuk mıknatısını demir tozları içerisine daldırırsak, en fazla uç kısımlarında demir tozlarının toplandığını görürüz. Demir tozlarının toplandığı bu uç
kısımlara mıknatısın kutupları denir.
22. Bir çubuk mıknatısın kutupları, çubuğun uçlarından eşit uzaklıkta mıdır?
Bir mıknatısta kutuplar uçlardan eşit uzaklıktadır. Kutuplar; çekim şiddeti
(kuvveti)bakımından birbirine eşit ve simetriktir.

23. Aynı isimli mıknatıs kutuplarının birbirine yaptığı etkiyi, şekil çizerek açıklayınız?
Karşılıklı konulan iki mıknatısın birbirlerini itmesi veya çekmesi kutuplarına bağlıdır.Aynı isimli kutuplar birbirini iter. Zıt isimli kutuplar ise birbirlerini çekerler. Mıknatısların karşılıklı konan S kutbu N kutbunu çeker. Bir mıknatısta N kutuplar ya da S kutuplar karşılıklı konulursa, birbirini ittiği görülür.

Karşılıklı konulan aynı cins kutuplar birbirini iter.Birinden diğerine kuvvet çizgisi ulaşmaz.
Bir mıknatısta, karşılıklı konulan zıt isimli kutuplar birbirini çekerler. N kutbundan çıkan kuvvet çizgileri,
diğer mıknatısın S kutbuna ulaşarak çekim kuvvetini sağlar.

4. Çubuk mıknatıslarında, mıknatıslık özelliklerinin uzun süre devam edebilmesi için,mıknatıs kullanılmadığı zaman nasıl bir önlem alınmalıdır?
Çubuk mıknatısların, mıknatıslık özelliğim uzun süre koruyabilmeleri için, magnetik olan maddelerden, yani mıknatısın çekme özelliği olan maddelerden uzak tutması gerekir.Örneğin; sürekli olarak bir demire yakın tutulan mıknatısın mıknatıslık özelliği azalmış olur.
25. Etkiyle mıknatıslanan çelik iğne mi, yoksa yumuşak demir çivi mi mıknatıslığını daha uzun süre korur?
Etkiyle (tesirli) mıknatıslanmada, çelikten yapılmış olan, çelik türü maddeler daha uzun süre kalan mıknatıslık özelliği gösterirler. Yani çelik iğnenin mıknatıslık özelliği demir çividen daha uzun sürelidir.
26. Çelik bir kayık yapıp mıknatısladıktan sonra yüzdürürseniz, nasıl bir durum gözlersiniz?
Kayık çelikten yapılmış ve mıknatıslanmış olduğu için, mıknatıslık özelliğini uzun süre koruyacaktır. Mıknatıslık özelliği suda da geçerlidir. Yani mıknatıs özelliğim kayık suda da gösterecektir. Onun için kayık suda ilk karşılaştığı demir, nikel ve kobalttan yapılı bir cisme yapışarak kalacaktır. Örneğin, bu kayık bir demirden yapılı geminin yanından
geçemez. Gemiye yapışıp kalır. Çünkü; mıknatıs özelliğinde olan bu kayık suda da mıknatıslık özelliğini gösterecektir.
27. Geçici ve daimi mıknatıslanma ne demektir? Açıklayınız.
Mıknatıslık özelliğim uzun süre koruyamayan ve kolayca kaybeden maddelere geçici mıknatıs denir. Örneğin; ham demir, mıknatısa sürtülüp, bir süre bekletilirse, başlangıçta kazandığı mıknatıslık özelliğim kaybeder.
Mıknatıslık özelliğini uzun süre koruyabilen (sert çelik gibi) maddelere daimi yani sürekli mıknatıs denir.
Yer'in manyetik kutupları ile coğrafi kutupları çakışık olmadığından pusula ibresi. Yer üzerinde çok yerde coğrafi kuzey kutbu göstermez. Pusula ibresi ile coğrafi kuzey-güney doğrultusu arasında bir açı vardır. Bu açı sapma açısıdır. Sapma, bulunulan yere göre,doğuya veya batıya doğru olur. Sapma, yıllara ve mevsimlere göre değişir.
28. Mıknatıs, bir pusulaya yaklaştırıldığında, pusula iğnesi neden sapar?
Pusula iğnesi bir mıknatıstır. Başka bir mıknatısın çekim alanına (magnetik alan) girerse pusula iğnesi sapar.
29. Mıknatısın kullanım alanlarım sayınız.
Mıknatıs günlük yaşantımızda hemen hemen her yerde kullanılmaktadır.Sanayiden elektronik eşyalara, evlerde kullandığınız araç gereçlere kadar her yerde mıknatıs vardır.Denizciler, pusula ile denizlerde yönlerini bularak yolculuk yaparlar.Vinçler, ağır demir yüklerim elektromıknatıs sayesinde kaldırırlar.Kapı zili, telgraf, telefon, radyo, televizyon gibi bir çok araçlar elektromıknatıs sayesinde çalıştırılır.Elektrik motorlarının yapısında mıknatıs bulunur. Hurda yığınlarının arasından demir parçalarını ayırmak için yine mıknatıs kullanılır.Elektrik santrallerinde jeneratörlerden elektrik elde etmek için yine elektromıknatıslardan yararlanılır.
 



Mıknatısın yapısı ve özellikleri

Manyetik kuvvet: Demir, nikel kobalt gibi maddeleri çekme özelliği gösteren
 maddelere mıknatıs, mıknatısın çektiği maddelere de manyetik maddeler denir.
 Mıknatısın , manyetik maddelere uyguladığı kuvvete manyetik kuvvet adı verilir.
 Bir mıknatısın etkisi boşluk dahil her yerde aynıdır.
 Hava, su ve boşluk( havasız ortam) gibi üç farklı ortamda bulunan mıknatıslar ,
 kendilerine eşit uzaklıkta bulunan demir tozlarını aynı miktarda çeker.
 Mıknatısın çekme özelliği cam, tahta ve kağıt gibi maddelerden geçer.Üç çeşit
 mıknatıs vardır.( Yuvarlak , çubuk ve U şeklinde )
 Mıknatıslarda iki kutup vardır.
 N = Kuzey S = Güney
 
 • Mıknatıslarda iki farklı kutup ( N ve S) birbirini çeker.
 • Mıknatıslarda iki aynı kutup ( N ile N ) ve ( S ile S ) birbirini iter.
 • Bir mıknatısı kaç parçaya bölersek bölelim bütün parçalarında N ve S kutupları oluşur.
 • Dünyamız bir mıknatıs gibi davranır. Bu sayede pusula ile yön bulabiliriz.
 • Mıknatıslarla bir deney yapıyorsak, etrafımızda TV, bilgisayar ekranı, bankamatik kartı, cep telefonu, disket, CD gibi araçların olmamasına dikkat etmeliyiz. Çünkü mıknatıs bu cisimlere zarar verir.
 • Sihirbazlar yaptıkları gösterilerde bazen mıknatıs kullanırlar.




Sürtünme kuvveti ve hayatımızdaki önemi

Bir cismi farklı yüzeylerde hareket ettirmenin, cismin hareketinde değişiklikler yaptığını günlük yaşantımızdan bilmekteyiz. Pürüzlü, kaygan veya cilalı yüzeylerde aynı cismin hareketi farklı farklı olmaktadır. Cam üzerinde bir cisim daha kolay hareket ederken tahta üzerinde hareket etmesi daha zordur.


Cismin hareket ettiği yüzeyin pürüzlü olması, cismin harekete geçmesini zorlaştırırken, düz veya pürüzsüz yüzeylerde aynı cisim daha kolay harekete geçer. Bu nedenle halı, tahta, taşlı zemin gibi yüzeylerde cismi harekete geçirmek için gerekli olan kuvvet; cam, asfalt, yağlı zemin gibi yüzeylerdeki aynı cismi hareket ettirmek için gerekli olan kuvvetten daha büyüktür. Yani cismin temas ettiği yüzeyin pürüzlüğü arttıkça, cismin harekete geçmesi için gerekli olan kuvvete artmaktadır.



Şekilde olduğu gibi iki traktör yolda gitmektedirler. Bu traktörlerden bir tanesi asfalt yolda giderken diğer taşlı bir yolda gitmektedir. Taşlı yolda giden traktörle düz yolda giden traktörün aynı hızda gitmeleri için taşlı yoldaki traktörün daha fazla kuvvet kullanması gerekmektedir.
Bir zemin üzerinde bulunan bir cismi harekete geçirmek için, yüzeyin cisme uygulanan hareketin zıt yönünde oluşan sürtünme kuvvetinden daha büyük bir kuvvete gereksinim vardır. Aksi taktirde uygulanan kuvvet cismin sürtünme kuvvetinden daha küçük veya eşitse cisim harekete geçmez.
Sabit hızla hareket eden bir cisme etkiyen sürtünme kuvveti ile harekete geçirici kuvvetin bileşkesi sıfırdır. Çünkü cismi harekete geçirici kuvvet ile sürtünme kuvveti ters yöndedir.
Bu bilgilerden hareketle; cisimler hareket ederken temas ettikleri yüzeylerin sürtünmesinden kaynaklanan ve yer değiştirmeye zıt yönde ortaya çıkan kuvvete sürtünme kuvveti denir.


Sürtünme Kuvvetinin Bağlı Olduğu Etkenler


a) Yüzeyin pürüzlü olması
Cismin hareket edeceği yüzeyin pürüzlü olması cismin hareketinde önemlidir. Pürüzlü yüzeylerde cisimlerin hareket etmesi için daha büyük kuvvete ihtiyaç vardır.
Bütün yüzeylerde mutlaka pürüz vardır. Cisimler birbiri üzerinde hareket ederken, yüzeylerindeki girinti ve çıkıntılar birbirinin içerisine girerek cismin hareket etmesini güçleştirirler. Cilalı yüzeylerde bu girinti-çıkıntılar daha az olduğundan sürtünme kuvveti de o oranda azdır. Bu nedenle pürüzlü yüzeylerin yağlanması ile bu girintiler azaltılarak daha az sürtünme kuvveti uygulaması sağlanabilir.
b) Cismin ağırlığı
Bir cismin ağırlığı arttığında cismin ve yüzeyin girinti-çıkıntıları daha fazla birbiri içine gireceğinden sürtünme de artar. Yani cismin hareketini engelleyen kuvvetin büyüklüğü de artar. Cismin hareket etmesini engelleyen bu kuvveti yenmek için, bu kuvvetten daha büyük bir kuvveti cisme uygulamak gerekir.


Sürtünme Kuvvetinin Etkileri


Sürtünme kuvveti, cisimlerin yüzeyde tutunmasına yardım eden bir etkendir. Eğer sürtünme kuvveti var olmasaydı birçok yaşamsal faaliyet mümkün olmazdı. Yolda yürüyemez, bir yerde oturamaz, yemek yiyemez, yazı yazamaz, araç kullanamazdık. Örneklerde de görüldüğü gibi her türlü hayati olayın gerçekleşmesinde sürtünme kuvvetinin etkisi vardır. Araba örneğini biraz açacak olursak, yolda hareketine başlayan bir aracın durması sürtünme kuvvetinin etkisi ile oluşmaktadır. Bu kuvvet olmasaydı frenler tutmayacağı için araba sürekli hareket ederdi.
Buzun sürtünme kuvvetinin toprak veya asfalta göre daha düşük bir sürtünme kuvveti olduğu bilinmektedir. Kışın buzlu yollarda araçlar daha fazla kaymakta ve frenlerin etkisi daha az olmaktadır. Bu nedenle kışın meydana gelen kazalar, diğer zamanlara göre daha fazla olmaktadır. Bu nedenle kışın buzun erimesi için tuz kullanılması (suyun donma sıcaklığını düşürür) veya toprak atılması bu sürtünme kuvvetini artırmak içindir.
Sürtünme kuvvetinin hayatımızı kolaylaştıran çok büyük etkilerinin yanında günlük yaşantıda işleri zorlaştırdığı da bilinmektedir. Çünkü sürtünme kuvvetini yenerek, cisimleri harekete geçirmek için daha büyük kuvvet kullanılması gerekir. Ve büyük yükleri, sürtünme kuvveti nedeni ile kas gücümüzle hareket ettiremeyiz. Bundan dolayı çeşitli makineler kullanarak bu yükleri hareket ettiririz.
Makineler çalışırken, içerisindeki parçalar birbirine sürtünürler. Sürtünen bu parçalar zamanla aşınarak kullanılmaz hale gelirler. Makinelerin yıpranmasını engellemek için sürtünme kuvvetini düşürücü önlemler almak gerekir. Yani sürtünme kuvvetinin çok büyük yararları olmakla beraber bazı zorlukları da vardır.


Sürtünme Kuvvetini Artırmak ve Azaltmanın Yolları
Sürtünme kuvvetinin, bir olayın gerçekleşmesi için yetersiz kaldığı durumlarda alınması gereken tedbirler vardır. Bunlardan bazılarını sıralayacak olursak;
a) Kışın araba lastiklerine zincir takılması,
b) Sporcuların ayakkabılarının altına dişler yapılması,
c) İş makinelerinin tekerlerinde dişlerin daha büyük yapılması,
d) Büyük kütlelerin altına tekerlek tipinde cisimlerin konulması,
e) Makinelerin yağlanması,
f) Dik yokuşlarda ulaşımı kolaylaştırmak için önlemler alınması,


Sürtünme Kuvveti Yaşantımızı Nasıl Etkiler?

ünlük yaşantımızda sürtünme kuvvetinin değişik etkileri vardır:
• Bir yere tutunmadan yürüyebilmemizi ve hareket etmemizi sağlar.
• Cisimleri tutmamızı ve durdurmamızı sağlar.
• Cisimlerin hareket etmeye başlaması için sürtünme gereklidir.
• Sürtünme, yüzeyler arasında ısınma yapar.
• Yüzeylerin aşınmasına neden olur.

 • Bisikletin, otomobilin istenildiği anda durmasını sağlar.
Sürtünme kuvvetinin bazı durumlarda az, bazı durumlarda çok olması gerekir.
 

Neden Sonuç
Buzlu kaygan yollarda; kışlık kalın ayakkabılar giyer, otomobillerimizin lastiklerine zincir takarız. Böylece sürtünmeyi artırır, daha güvenli hareket ederiz
Çanta, bavul, buzdolabı, elektrik süpürgesi gibi araçlara tekerlek takarız. Böylece sürtünmeyi azaltarak kolay hareket etmelerini sağlarız.
Bisikletimizin zincir ve dişlilerini yağlarız. Sürtünmeyi azaltarak kolay hareket etmesini sağlar, aşınmasını önleriz.
Bisikletimizin fren pabuçlarındaki lastikleri sık sık değiştiririz. Frenlere bastığımızda sürtünmeyi artırarak istediğimiz anda durmasını sağlarız.
Karlı, buzlu havalarda, yollara kum ve toprak dökeriz. Yolu pürüzlü hâle getirerek yayaların, taşıtların kaymasını önleriz.


 



Bazı Kuvvetlerin Tanımları


Bir cismin başka bir cisme göre yer değiştirmesine hareket denir. Örnek:Hareket halindeki trende bulunan yolcular trene göre hareketsizdir. Ancak yere göre hareketlidir.

Konum: Cismin bulunduğu yerdir.Bir cisim ilk konumundan son konuma geçerse yer değiştirmiş olur.

Sabit hızlı hareket (düzgün doğrusal hareket):Hareket eden cismin hareket anındaki hızı değişmiyorsa (sabit kalıyorsa) sabit hızlı harekete sahip demektir. Ör:70 km. hızla giden araç aynı hızla gideceği yere varmışsa sabit hızlı harekete sahip demektir.

Hızlanan hareket:Hareket eden bir otomobil , harekete başladığı hızla devam etmeyip ,hızını artırıyorsa hızlanan harekete sahip demektir.

Yavaşlayan hareket:Hareket eden cisim harekete başladığı hızı zamanla yavaşlatıyorsa yavaşlayan harekete sahiptir.

Doğrusal hız: Yüksek yerden aşağıya bırakılan taş,demir vs.doğrusal hıza sahiptir.
Eğrisel hız:Hortumdan akan su,viraja giren araba gibi…hareketliler eğrisel hıza sahiptirler.

Dairesel hız:Saatin, akrep ve yelkovanının hareketleri dairesel hıza sahiptir.
Kuvvet: Duran bir cismi hareket ettiren,hareket halindeki bir cismi durduran şeklini,hızını ve yönünü değiştiren etkiye hız denir. Kuvvetin şiddetini ölçmeye yaran araçlara dinamometre denir.Kuvvet kısaca itme ve çekmedir.Evrende itme ve çekme birlikte bulunur.

Elektrostatik kuvvet:Elektrik yüklü cisimlerin birbirleri ile oluşturdukları itme-çekme kuvvetleri sonucu oluşan kuvvettir.Sürtünme sonucu oluşur.

Manyetik kuvvet:Elektrik akımının oluştuğu yerlerde çekim özelliğine sahip bir manyetik alan oluşur.Bu manyetik alana düşen cisimlerde manyetik kuvvet tarafından çekilir.ör:İçinden elektrik akımı geçen iletken telin çevresinde manyetik alan oluşur.Bu telin yanına bir pusula iğnesi getirilirse iğnenin yönünde bir sapma olacaktır.Mıknatıs:Demir,nikel vs.maddeleri çekme özelliği gösteren cisimlere denir.

Yer çekim kuvveti-ağırlık:Herhangi bir cisme yer tarafından uygulanan çekim kuvvetine ağırlık denir.

Ağırlıkta bir kuvvettir. Cisimlerin ağırlıkları yerin merkezine yaklaştıkça artar. Uzaklaştıkça azalır. Deniz seviyesinden uzaklaştıkça (yükseldikçe) ağırlık azalır. Dünya’daki çekim kuvveti Ay’daki çekim kuvvetinden 6 kat fazla olur.
Kütle:Bir cismin sahip olduğu madde miktarına kütle denir.Eşit kollu terazi ile ölçülür. Kütle asla değişmez. Ancak ağırlık bulunduğu yere göre değişir.




Sürtünme kuvveti ve hayatımızdaki önemi

Hareket halindeki bir cisme hareketi ile zıt yönde etki eden kuvvete sürtünme kuvveti denir.
 Sürtünme kuvveti; yüzey ile cisim arasında, cismin hareketini zorlaştıran veya engelleyen bir
 kuvvettir.
 DİKKAT!!!: Sürtünme kuvveti, cismin hareketi ile zıt yönde oluşur.
 Sürtünme kuvveti;
 *. Sürtünen cisimlerin cinsine bağlıdır.
 *. Pürüzlü yüzeylerde daha büyüktür.
 *. Cismin ağırlığına bağlıdır.
 *. Cismin hızını azaltır.
 *. Cisimlerin hareketine karşı koyan bir kuvvettir.
 DİKKAT: Sürtünme temasa gerektiren bir kuvvettir.
 Sürtünme kuvveti;
 *. Hareketli cisimleri durdurmaya,
 *. Duran cisimlerin ise hareketini engellemeye çalışır.
 *. Cisimleri harekete geçirebilmek için sürtünme kuvvetine eşit ya da daha büyük kuvvet
 uygulamak gerekir
 
 HAVA DİRENCİ

 Hava ortamında hareket eden cismin, hareketini zorlaştıran kuvvete hava direnci denir.
 Hava direnci;
 *. Temas kuvvetlerinden biridir.
 *. Cisim yüzeyi ile, hava arasındaki sürtünme sonucunda meydana gelir.
 *. Cismin hareket yönü ile ters yönde olduğu için hızını azaltır.
 *. Cisim ne kadar hızlı hareket ederse hava direnci o kadar büyük olur.
 ÖRNEKLER
 1. Hava direnci; paraşütle atlayan birinin hızını azaltarak güvenli bir şekilde yere inmesini sağlar.
 2. çok hızlı uçan jet uçakların kısa pistlere inerken, paraşüt açarak durmasını kolaylaştırır.
 3. hava taşıtlarının hava ile temasını azaltmak için burun kısmı sivri olarak tasarlanır.
 
 SU DİRENCİ
 Su içerisinde hareket eden cismin hareketini zorlaştıran kuvvete su direnci denir.
 Su direnci;
 *. Temas kuvvetlerinden biridir.
 *. Su içindeki cismin yüzeyi ile su arasındaki sürtünme sonucunda meydana gelir.
 *. Cismin hareket yönü ile ters yönde olduğu için hızını azaltır.
 *. Suyun yoğunluğu arttıkça su direnci artar.
 
 
 
 
 
 
 
 
 SÜRTÜNME KUVVETİ GÜNLÜK YAŞANTIMIZI NASIL ETKİLER
 
 *. Bir yere tutunmadan, güvenli bir şekilde ve kaymadan yürüyebilmemizi ayakkabı tabanımızla
 yer arasındaki sürtünme kuvvetine borçluyuz.
 *. Sürtünme kuvveti sayesinde cisimler bıraktığımız yerde kalır.
 *. Otomobilinizin frenlerini sıktığınızda, fren pabuçları tekerleğin metal kısmına doğru çekilerek
 bastırılır. Aralarındaki sürtünme artar ve otomobil durur.
 
 SÜRTÜNME KUVVETİNİ AZALTAN VE ARTIRAN YÖNTEMLER
 
 *. Makine parçalarının sürtünerek aşınmasını önlemek için yüzeyler arasında yağ kullanılır.
 *. Bir çok ağır makinelerin hareketini kolaylaştırmak için altına tekerlek konarak, sürtünen
 yüzeyler küçültülür. Bunun sonucunda sürtünme azalır.
 *. Kışın karlı ve buzlu yollarda kaymadan hareket edebilmek için;
 I. Ayakkabı ve botların tabanlarının girintili, çıkıntılı olması,
 II. Taşıtlara çivili lastik ya da zincir takılması gerekir. Böylece yüzeyler arasındaki sürtünme
 kuvveti artırılır.
 *. Cisimlerin ağırlıklarının artırılması da sürtünme kuvvetini artırır.
 
 
 
 UYARI ! ! !
 ***. Pürüzlü yüzeydeki sürtünme, düz yüzeydekinden fazladır.
 ***. Geniş yüzeydeki sürtünme, dar yüzeydekinden fazladır.
 ***. Ağır cisimle taban arasındaki sürtünme, hafif cisimle taban arasındaki sürtünmeden daha fazladır.
 
 



Sürtünme kuvveti

Hareket eden cisimlerin hareketini zorlaştıran veya engelleyen kuvvete sürtünme kuvveti denir.
 • Buz pateni halı üzerinde yapılamaz ,çünkü halı kaygan değildir.
 • Kışın arabaların lastiklerinin buzda kaymaması için değiştirilir ve kar lastiği takılır.
 • Paraşüt yüksekten atlayan insanların yere yavaş inmesini sağlar.
 • Deniz taşıtlarının suyla temas eden kısımlarının aynı olması, deniz taşıtlarının suda daha rahat ve hızlı hareket etmesini sağlar.
 • Kışlık ayakkabılarımızın tabanlarının yazlık ayakkabılarımızın tabanlarından farklı olmasının nedeni karlı ve buzlu havalarda ayağımızın kaymasını önlemektir.
 • Traktör ve dozer gibi araçların tekerlekleri dağlık, taşlık ve toprak yollarda daha rahat hareket etmesini sağlamak için diğer arabaların tekerleklerinden farklıdır.
 • Sürtünme kuvveti günlük hayatımızın her anında etkilidir. Sürtünme kuvveti bazen hayatımızı kolaylaştırır, bazen zorlaştırır.
 • Sürtünme kuvveti fazla ise hareket yavaş olur.
 • Sürtünme kuvveti az ise hareket hızlı olur.
 • Hızlıca koştuğunuzda hava yüzünüze bir sürtünme kuvveti uygular.
 • Uçakların havada hızlı hareket edebilmesi için burun kısmı sivridir. Burundaki sivrilik havanın sürtünme kuvvetini azaltır. Böylece uçak daha hızlı yol
 • Hava direnci de bir sürtünme kuvvetidir.
 • Suyun direnci havanın direncinden fazladır.
 • Her yüzeyde sürtünme kuvveti farklıdır.
 • Sürtünme kuvveti hareketi zorlaştırır ve engeller.
 • Sürtünme kuvveti cismin hareketiyle zıt yöndedir.
 • Yüzey pürüzlü ise harekete geçmek çok zor, durmak kolaydır.
 • Sürtünme kuvveti olmasaydı yürüyemezdik, oturamazdık, yemek yiyemezdik. Harekete başladığımızda hareketimiz sonsuza kadar devam ederdi.
 • Aynı anda eşit yükseklikten serbest bırakılan eşit kütleli bir metal bilye ile metal levhanın yere düşme süresi aynı değildir. Çünkü hava direnci levhaya daha çok etki eder. Bilyeye daha az etki eder.
 • Cisimlere kuvvet uygulandığında, uygulanan kuvvet sürtünme kuvvetini yeniyorsa , cisim harekete geçebilir. Uygulanan kuvvet sürtünme kuvvetini yenemiyorsa cisim harekete geçmez.
 • Hava direncini, hareketin hızlı olmasını istediğimiz zamanlarda azaltmak, hareketin yavaş olmasını istediğimiz zamanlarda ise artırmak gerekir.
 • Arabalar ve uçakların daha hızlı gitmesi için hava direncini azaltıcı çalışmalar yapılır.
 




Dünya' nın Şekli Ve Boyutları

Dünya' nın Şekli Ve Boyutları
 
Dünya' nın şekli tam bir küre olmayıp kutuplardan biraz basık, Ekvator bölgesinde ise daha şişkin küreye yakın bir şekildir. Dünya’ nın bu özel şekline GEOİD denir.
 
 
DÜNYA'NIN ŞEKLİNİN  SONUÇLARI
 
1. Ekvator’dan kutuplara gidildikçe yerçekimi artar.
2. Güneş ışınlarının düşme açısı kutuplara gidildikçe daralır.
 
3. Paralellerin boyları kutuplara gidildikçe küçülür.
 
4. Meridyenlerin arası kutuplara gidildikçe daralır.
 
5. Yeryüzünden yükseldikçe görülen alan genişler.
 
6. Dünya’ nın dönüş hızı Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe azalır. (Ekvator'da 1670 km/saat Kutuplarda O km/saat)
 
7. Kuzey kutbundan güneye gidildikçe Kutup Yıldızının görünüm açısı küçülür.
 
8. Doğuya gidildikçe Güneş daha erken batar.
 
9. Dünya’nın bir yarısında gece diğer yarısında gündüz yaşanır.
 
10. Ay tutulmasında Dünya’nın gölgesi Ay üzerine daire biçiminde düşer.
 
11. Ekvator'dan kutuplara doğru sıcaklık azalır.
 
12. Ekvator çemberi, meridyenlerden ve paralellerden daha uzun olur.
 
 
DÜNYANIN  GEOİT ŞEKLİNE BAĞLI SONUÇLAR:
 
Dünya'nın  geoid şekli nedeniyle, yerçekimi Ekvator'dan kutuplara  doğru artar
Dünya, geoid değil de küre şeklinde olsaydı, yerçekimi Dünya'nın  her yerinde aynı olurdu.
Dünya'nın geoid şekli nedeniyle Ekvator diğer paralellerden ve meridyenlerden daha uzundur. Dünya küre şeklinde olsaydı, Ekvator  çevresi (kutupları çevreleyen iki meridyenin uzunluğu) birbirine eşit olurdu.
 
Ekvator çevresi =40.077 km
 
Kutuplar çevresi=40.009 km



Ay'ın Dünya İçin Önemi

DÜNYA’NIN UYDUSU AY’IN DÜNYA ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Yaşam için gerekli olan iklim koşullarının korunmasına yardımcı olur.
Dünya’nın çekirdeğindeki sıvı halin korunmasına yardımcı olur.
Dünya’nın manyetik akışını sabit tutar.
Yeryüzünü kozmik radyasyondan çıkarır.


AY OLMASAYDI NELER OLURDU?


Günler 24 saat değil 18 saat olacaktı.
Dünya’nın kendi etrafındaki dönüş süresi 10 saat olacaktı.
Fırtınalar ve kasırgalar artardı.
Gel git olaylar %70 oranında azalırdı.
Canlılar gelişmezdi ve mevsimler olmazdı.
Dünya bitkilerden ibaret boş bir gezegen olurdu.
Dünyamız göktaşları tarafından yok olabilirdi.
Dünyamız çok hızlı dönme yelemi yapacak ve zamanla atmosferden dışarı çıkacaktı.
Ay’dan kaynaklanan Dünyamızın küçük salınım hareketleri, Ay olmasa ortadan kalkacaktı.



Güneş, Dünya ve Ay

Güneş, Dünya ve Ay

Bulutsuz bir günde gökyüzüne baktığımızda Güneş’i, gece ise Ay ve yıldızları görürüz. Güneş, Dünya, Ay ve bütün yıldızlar uzay adı verilen sonsuz bir boşluk içinde bulunmaktadır. Günümüzde Güneş, Dünya ve Ay’ın küreye benzediğini biliyoruz.

Geçmişte insanlar Güneş, Dünya ve Ay’ın şekilleri hakkında değişik görüşler ortaya atmışlardır. Anaximenes’e göre (M.Ö. 585-525) Dünya düz bir tepsi gibi olup hava içinde yüzer, Güneş ise ince bir yaprak gibi gökyüzünde hareket edermiş. Mısırlı bilim adamları da Dünya’nın tepsi biçiminde olduğunu, ortasında verimli bir çukurluk çevresinde yüksek dağlar olduğunu ve bu tepsinin suda yüzdüğünü ortaya aymışlar.

Yukarıdaki düşüncelerden de anlaşıldığı üzere insanlar meraklarını gidermek amacıyla sürekli araştırmalar yapmışlardır. Bilim insanları, uzay ve gök cisimlerinin gizemini çözmek amacıyla gözlem evleri kurmuş, teleskopu icat etmişlerdir. Teleskop, gök cisimlerini gözlemek amacıyla kullanılıp Güneş, Dünya ve Ay’ın bilinmeyen birçok yönünü çözmemizi sağlamıştır.

• GÜNEŞ: Çok sıcaktır ve yanmakta olan gazlardan oluşan ateşten bir topa benzer. Çok güçlü bir ısı ve ışık kaynağıdır. Güneşin güçlü ışığı gözlerimiz için çok zararlıdır. Bu nedenle hiçbir zaman güneşe çıplak gözle, özellikle de teleskop ve dürbün ile bakılmamalıdır.

• DÜNYA: Güneşin çevresinde dolanan bir gezegendir. Dünyanın katmanlardan oluşan bir küreye benzediğini dördüncü sınıfta öğrenmiştik.

• AY: Küre biçiminde bir gök cismidir. Ay’dan gelen ışığın kaynağı Güneş’tir. Ay’ın kendi ışığı yoktur. Bu nedenle dürbün ve teleskopla bakılabilir.

Yapılan gözlemlere göre, Ay’ın çapını 1 birim olarak kabul edersek Dünya’nın çapı 4 birim, Güneş’in çapı ise 400 birimdir. Diğer bir ifade ile Güneş’in çapı: Dünya’nın çapının 100, Ay’ın çapının ise 400 katıdır.

Ay, Dünya’dan yaklaşık 348 bin km uzaklıkta, Dünya’ya en yakın gök cismidir. Güneş ise çok uzaktadır. Güneş, Dünya’ya Ay’dan 400 kez daha uzaktadır. Güneş, Ay’dan çok büyük olmasına rağmen, Dünya’ya olan uzaklıklarının farklı olması nedeniyle aynı büyüklükteymiş gibi görünür. Camdan dışarı baktığınızda uzaktaki bir arabayı, yakındaki bir arabadan daha küçük görürsünüz. Çünkü cisimler uzaklaştıkça gerçek boyutlarından daha küçük görünürler. Aslında gerçekte aralarında bu kadar büyüklük farkı yoktur. Siz de benzer örnekler verebilir misiniz?


Gece ve Gündüz Nasıl Oluşur?

Çok eskiden insanlar gökyüzündeki Güneş ve Ay’ın, Dünyanın çevresinde döndüğüne inanılırdı. Günümüzde ise Dünya’nın, Güneş’in etrafında döndüğünü biliyoruz. Dünya aynı zamanda sürekli olarak kendi etrafında da dönmektedir.



Bir el feneri Güneş olarak düşünülürse, önüne konulan topun bir tarafı aydınlanırken, diğer tarafı karanlık kalır.

Bu durumda sizce gündüz nasıl geceye, gece nasıl gündüze dönüşür?

Dünya’mızın kendi ekseni etrafında dönmesiyle gece ve gündüz oluşur.




 


Konuşmalarımızda “Güneş doğdu.” , “Güneş battı.” sözlerini sıkça kullanırız. Bu sözlerden ne anlıyorsunuz?

• Dünya’nın, kendi etrafındaki dönüş hareketinin yönü batıdan doğuya doğrudur.
• Dünya’nın kendi etrafındaki bir tam dönüşünü tamamladığı süreye bir gün adı verilir.
• Bir günlük süre içinde bir kez gündüz, bir kez gece olur.
• Dünya’nın ışık alan bölümlerinde gündüz, ışık almayan bölümlerinde ise gece yaşanır.
• Gece ve gündüzden oluşan bir günlük süre, Dünya’nın kendi etrafındaki bir tam dönüş hareketinin tamamlandığı doğa olayıdır.
• Saat ise insanların, Dünya’nın bu hareketini tamamladığı bir günlük süreyi, 24 zaman dilimine ayırmasıyla oluşturduğu bir zaman süresidir.
• İnsanlar bir günlük süreyi 24 saat kabul etmişlerdir.

Tarih boyunca insanlar, zamanı gittikçe daha küçük parçalara bölüp ölçmüşlerdir. Zamanı günlere bölmek tarlalarda çalışanlar ve avcılar için önemliydi. Sonraları, fabrikada çalışanlar için ücretlerini belirlemede saatler ön plana çıkmıştır. Günümüzde ise bilim adamları, dakika, saniye ve daha küçük zaman dilimleri kullanmaktadır. Tüm bu ölçüler, dönemin şartlarına göre değişim göstermektedir. Saat, dakika, saniye ve diğer ölçüler, insanlar tarafından şartlara göre belirlenmiştir
 

 

 

 




Güneş mi Yoksa Dünya mı Hareket Ediyor?

Hepiniz çeşitli taşıtlarla yolculuk etmişsinizdir. Hızlı hareket eden bir otomobilde ya da trende yolculuk yaparken yol kenarındaki ağaçlar ve telefon direkleri, hızla hareke ediyorlarmış gibi görünür. Oysa siz hareketli, ağaçlar ve direkler ise hareketsizdir.

Dünya dönmekte ve Güneş’in etrafında dolanmaktadır. Buna rağmen biz, bunu hissetmez; yeryüzü sabit, Güneş’i hareketliymiş gibi hissederiz.

Artık biliyoruz ki hareket eden Güneş değil, Dünya’dır. Güneş’i hareketliymiş gibi hissetmemizin nedeni ise Dünya’nın kendi etrafında dönmesidir.

Dünya’mızın hareketlerini bir topacın dönüşüne benzetebiliriz. Topaç kendi ucunda dönerken zemin üzerinde de daireye benzer bir yol üzerinde dolanır.
Dünya’mızın Güneş etrafındaki hareketi de, topacın dönerken yerdeki dolanımına benzer. Dünya kendi çevresinde dönerken bir yandan da Güneş’in çevresinde dolanır.
Dünya bu dolanımını ne kadar sürede tamamlar?



Aşağıdaki resimde Dünya’nın Güneş’in çevresindeki dolanımını görüyorsunuz.
 

 




• Dünya, kendi etrafında dönerken aynı zamanda güneşin çevresinde de dolanır.
• Bu dolanımı hayali bir çizgi üzerinde gerçekleştirir.
• Dünya’nın Güneş etrafındaki dolanımına dönme ya da devir adı verilir.
• Dünya, Güneş etrafındaki bir tam dolanımını 365 günde tamamlar.
• Bu süreye 1 yıl adı verilir.

Gün ve yıl, Dünya’nın hareketleri sonucu oluşan zaman dilimleridir. Dünya’nın Güneş etrafındaki bir tam dönüşünü tamamlamasıyla oluşan bir yıllık süre, insanlar tarafından ay ve hafta gibi zaman dilimlerine ayrılmıştır.


AY’IN HAREKETLERİ

Ay’ın Dünya ve Güneş’ten çok küçük olduğunu, Dünya’dan bakıldığında yaklaşık olarak Güneş’le aynı büyüklükte göründüğünü öğrendik. Çünkü Ay, Dünya’ya en yakın gök cismidir. Bu yüzden diğer gök cisimlerinden büyükmüş gibi gözükür.

Bulutsuz gecelerde Ay’ı değişik şekillerde görebiliriz. Ay’ı görebildiğimize göre Ay’dan gözümüze ışık gelmektedir. Oysa Ay bir ışık kaynağı değildir. Size göre Ay’dan gelen ışığın kaynağı nedir?

Dünya’mız gibi Ay’ın da hareketleri vardır.

1. Kendi etrafında döner.

2. Dünya’nın etrafında dolanır.

3. Dünya ile birlikte Güneşin etrafında dolanır.



 

 

 

 

 

Alican Gözlem Yapıyor…

Meraklı Alican Ay’ın evrelerini merak etmiş. Her akşam oturup teleskopuyla Ay’ı gözlemlemiş.

Günler birbirini takip etmiş. Ay’ı hep farklı şekillerde gözlemlediği için Ay’ın farklı evrelerinin olduğunu anlamış.

Ama bu gözleminde bir şey dikkatini çekmiş. Her gece ayın hep gülen yüzünü görüyormuş. Bir gün bile Ay’ın arka tarafını görememiş. Bunun nedenini araştırmaya karar vermiş.
 

 

 

 

 


Ay da Dünya gibi kendi etrafında döner. Ay’ın kendi etrafındaki bir tur dönme süresi ile Dünya etrafındaki bir tur dolanma süresi birbirine eşittir. Bu süre 28 gündür. Bu zamanların eşit olması nedeniyle Ay’ın hep aynı yüzü görülür. Arka yüzü hiçbir zaman görünmez. İki arkadaş yüz yüze durduğunuzu düşünün. Arkadaşınız kendi etrafında dönerken aynı zamanda sizin etrafınızda dolansın. Çevrenizde dolanıp bir tur attığında yüzünün yine size dönük olması bu durum ile aynıdır.
Ay’ın ışığını Güneş’ten aldığını öğrenmiştik. Bazen Ay’ı göremeyebiliriz. Eğer Ay’ın Dünya’ya bakan tarafı güneş ışığını almıyorsa onu gözlemleyemeyiz.







Ay’ın görünümleri, 28 günlük dönme hareketi süresince değişen ve tekrarlanan doğa olayıdır.
Dünya’dan bakıldığında Ay’ın Dünya çevresindeki dolanım süresince, görünümünde düzenli değişmeler vardır. Ay’ın görünüşünde belirli aralıklarla tekrarlanan bu değişikliklere Ay’ın evreleri adı verilir. Ay’ın dört ana evresi vardır:






Ay’ın evreleri; Dünya’nın kendi çevresindeki hareketi ile, Ay’ın Dünya etrafındaki dolanımı sonucu oluşur.
6.sayfadaki resimde, Güneş’in Dünya ve Ay’ı nasıl aydınlattığını görüyorsunuz. Resmi inceleyiniz.



Defalarca Ay’a bakmışsınızdır. Peki gördüğünüz şekiller aşağıdaki şekillere benziyor muydu?
Öğrendiğiniz evrelerin şekillerini gösteriniz. Hangi şekil hangi evreyi temsil ediyor?





Ay’ın bu dört ana evresinin dışında farklı şekillerin de olduğunu görüyoruz. Bu ara evrelerin isimleri şekillerinden de anlaşılacağı gibi hilal evresi ve şişkin evredir. Yukarıdaki şekil üzerinde bu evreleri de gösterebilir misiniz?
 

Dünyamızın şekli nasıldır?

Dünyamızın yuvarlak olduğunu nasıl ispatlarız?





 




Ay Nasıl Oluştu?

Dünya'nın uydusu Ay'ın, Dünya ile Mars büyüklüğündeki bir asteroitin çarpışması sonucu oluştuğu ileri sürüldü. Colorado'daki Southwest Araştırma Enstitüsü'nden araştırmacı Robin Canup, ''ilerlemiş bilgisayar teknolojisinden faydanılarak yapılan yeni canlandırmaların ve yeniden gözden geçirilen önceki canlandırmaların, Dünya'ya çarpan Mars kütlesindeki bir nesnenin, her ikisini şimdiki konumuna sokmak için yeterli olduğunu gösterdiğini'' söyledi.

Bilim adamları ayrıca, aralarında Dünya'daki yerçekiminin Ay'ı yakaladığı ya da Dünya ve Ay'ın eş zamanda oluştuğunun bulunduğu diğer teorileri geçersiz sayıyorlar.

Öte yandan, Mars büyüklüğündeki asteroit teorisini ilk ortaya atan Harvardlı araştırmacı Al Cameron, Canup'un canlandırmasının tam oluşumu değil, ilk çarpışmayı kapsadığını ve çarpışmadan çıkan materyali taş yığını değil sert bir kaya varsaydığını bildirdi. Cameron, Ay'ı oluşturacak çarpışma zamanında Dünya'nın, Canup'un bildiği gibi tamamen değil, yalnızca 3/2'sinin oluştuğunu kaydetti.






Güneş, Dünya ve Ay

Güneş, Dünya ve Ay

Bulutsuz bir günde gökyüzüne baktığımızda Güneş’i, gece ise Ay ve yıldızları görürüz. Güneş, Dünya, Ay ve bütün yıldızlar uzay adı verilen sonsuz bir boşluk içinde bulunmaktadır. Günümüzde Güneş, Dünya ve Ay’ın küreye benzediğini biliyoruz.


Geçmişte insanlar Güneş, Dünya ve Ay’ın şekilleri hakkında değişik görüşler ortaya atmışlardır. Anaximenes’e göre (M.Ö. 585-525) Dünya düz bir tepsi gibi olup hava içinde yüzer, Güneş ise ince bir yaprak gibi gökyüzünde hareket edermiş. Mısırlı bilim adamları da Dünya’nın tepsi biçiminde olduğunu, ortasında verimli bir çukurluk çevresinde yüksek dağlar olduğunu ve bu tepsinin suda yüzdüğünü ortaya aymışlar.

Yukarıdaki düşüncelerden de anlaşıldığı üzere insanlar meraklarını gidermek amacıyla sürekli araştırmalar yapmışlardır. Bilim insanları, uzay ve gök cisimlerinin gizemini çözmek amacıyla gözlem evleri kurmuş, teleskopu icat etmişlerdir. Teleskop, gök cisimlerini gözlemek amacıyla kullanılıp Güneş, Dünya ve Ay’ın bilinmeyen birçok yönünü çözmemizi sağlamıştır.

• GÜNEŞ: Çok sıcaktır ve yanmakta olan gazlardan oluşan ateşten bir topa benzer. Çok güçlü bir ısı ve ışık kaynağıdır. Güneşin güçlü ışığı gözlerimiz için çok zararlıdır. Bu nedenle hiçbir zaman güneşe çıplak gözle, özellikle de teleskop ve dürbün ile bakılmamalıdır.

• DÜNYA: Güneşin çevresinde dolanan bir gezegendir. Dünyanın katmanlardan oluşan bir küreye benzediğini dördüncü sınıfta öğrenmiştik.

• AY: Küre biçiminde bir gök cismidir. Ay’dan gelen ışığın kaynağı Güneş’tir. Ay’ın kendi ışığı yoktur. Bu nedenle dürbün ve teleskopla bakılabilir.

Yapılan gözlemlere göre, Ay’ın çapını 1 birim olarak kabul edersek Dünya’nın çapı 4 birim, Güneş’in çapı ise 400 birimdir. Diğer bir ifade ile Güneş’in çapı: Dünya’nın çapının 100, Ay’ın çapının ise 400 katıdır.



Gece ve Gündüz Nasıl Oluşur?

Gece ve Gündüz Nasıl Oluşur?

Çok eskiden insanlar gökyüzündeki Güneş ve Ay’ın, Dünyanın çevresinde döndüğüne inanılırdı. Günümüzde ise Dünya’nın, Güneş’in etrafında döndüğünü biliyoruz. Dünya aynı zamanda sürekli olarak kendi etrafında da dönmektedir.



Güneş mi Yoksa Dünya mı Hareket Ediyor?

Güneş mi Yoksa Dünya mı Hareket Ediyor?

Hepiniz çeşitli taşıtlarla yolculuk etmişsinizdir. Hızlı hareket eden bir otomobilde ya da trende yolculuk yaparken yol kenarındaki ağaçlar ve telefon direkleri, hızla hareke ediyorlarmış gibi görünür. Oysa siz hareketli, ağaçlar ve direkler ise hareketsizdir.

Dünya dönmekte ve Güneş’in etrafında dolanmaktadır. Buna rağmen biz, bunu hissetmez; yeryüzü sabit, Güneş’i hareketliymiş gibi hissederiz.

Artık biliyoruz ki hareket eden Güneş değil, Dünya’dır. Güneş’i hareketliymiş gibi hissetmemizin nedeni ise Dünya’nın kendi etrafında dönmesidir.


Dünya ve Ay'ın hareketleri,Ay'ın evreleri

DÜNYA, GÜNEŞ VE AY

Dünya, üzerinde yaşadığımız gezegendir. Güneş sisteminin dokuz gezegeninden biridir. Dünya uzaydaki cisimler arasında ancak küçücük bir nokta gibi kalır. Çünkü uzay, her biri birer güneş kadar olan sayısız yıldızlarla doludur. Bu yıldızlar arasından bizim dünyamızdan milyon kere daha büyükler vardır.
Dünyamız küreye çok benzeyen geoit şeklindedir.


DÜNYA'NIN ŞEKLİ ÜZERİNDEKİ BİLGİLERİN GELİŞMESİ
* Bundan 4000 yıl önce yaşayan Mısırlılar, Dünya'yı uzunca bir kutu, gökyüzünü de onun kapağı olarak hayal ediyorlardı.
* Eski Hintliler ise Dünya'yı filin sırtında duran büyük bir disk biçiminde olduğunu sanıyorlardı.
* Eski Yunanlılar, MÖ 850 yıllarında Dünya'yı uçsuz bucaksız sularda yüzen bir disk biçiminde sanıyorlardı.
* Dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyen ilk kişi M.Ö. 6. yüzyılda yaşamış eski Yunanlı bilgin Pisogor'dur.
*Gene de 16. yüzyılda kaşifler Dünya'nın çevresini denizden dolaşıncaya kadar Dünyanın yuvarlak olduğu benimsenemedi.
Dünya'nın küre biçiminde olduğunu kanıtlayan diğer gözlemler şunlardır.
• Bir gemi veya uçak, hep aynı yöne giderse hareket ettiği noktaya geri döner.
• Kıyıda duran bir insan, ufuktan yaklaşan bir geminin önce dumanını, bacasını daha sonra tekne kısmını görür. Eğer Dünya yuvarlak olmasaydı görüş alanımıza giren gemiyi bütünüyle görebilirdik.
• Ay tutulması olduğunda Dünya'nın Ay üzerine vuran gölgesi yuvarlaktır. Buradan Dünya'nın yuvarlak olduğu sonucuna varılabilir.
A - DÜNYAMIZ
• Kutuplardan basık, ekvatordan şişkin küre biçimindedir.
• Dünya'mızı ortadan yatay olarak iki eşit parçaya ayıran çizgiye ekvator denir. Kuzeyindeki parçaya Kuzey Yarım Küre, güneyindeki parçaya Güney Yarım Küre denir.
• Dünya ekseninin yer küreyi deldiği noktalara Kutup Noktası denir. Kuzeydekine kuzey Kutbu güneydekine Güney Kutbu denir.
• Yeryüzünün 3/4 ü sularla kaplıdır.
• Dünya ekseni yörünge düzlemine eğiktir.

DÜNYANIN HAREKETLERİ


1) Dünya'nın Kendi Etrafındaki Hareketi
• Batıdan doğuya doğru döner.
• Gece ve gündüz oluşur.
• Bir dönüşü 24 saatte (1 günde) tamamlar.
• Güneş ışığının alındığı zaman aralığına gündüz, güneş ışığının alınmadığı zaman aralığına gece denir.
• Ekvatorda gece ve gündüz süreleri her zaman eşittir.
• Ekvatordan uzaklaştıkça gece, gündüz süreleri değişir.
• Güneş ışınlarının dik veya eğik gelmesi gece - gündüz sürelerini değiştirir.
• 21 Mart - 23 Eylül tarihlerinde Dünya'nın her yerinde gece gündüz süreleri eşittir. En uzun gece 21 Aralık, en uzun gün ise 21 Hazirandır.
2) Dünya'nın Güneş Etrafındaki Hareketi
• Batıdan doğuya döner.
• Mevsimler oluşur.
• Bir dönüşü 365 gün 6 saatte (1 yılda) tamamlar.
• Güneş ışınlarının dik geldiği yerlerde yaz, eğik geldiği yerlerde kış yaşanır.
• Kuzey Yarım Küre'de yaz mevsimi yaşanırken, Güney Yarım Küre'de kış mevsimi yaşanır.
• Kuzey Yarım Kürede ilkbahar mevsimi yaşanırken, Güney Yarım Küre'de Sonbahar mevsimi yaşanır.



B- AY

• Ay Dünya'nın uydusudur. (Bir gezegenin çevresinde dönen gök cismine uydu denir.)
• Yaklaşık küre biçiminde, ışıksız bir gök biçimidir. Güneş'ten aldığı ışığı yansıtarak görünür hale geçer.
• Atmosfer tabakası ve su yoktur. Bu yüzden rüzgâr ve yağışlar oluşmaz.
• Yüzeyi çukurlar, sıra dağlar, düzlükler ve tepelerle kaplıdır.
• Çapı Dünya'nın çapının 1/4 ü kadardır.
AY'IN HAREKETLERİ
1) Kendi etrafında dönüşü
2) Dünya etrafında dönüşü
3) Dünya ile birlikte Güneş etrafında dönüşü
Ay'ın kendi ekseni ve Dünya etrafında dönüş süresi eşittir. (29, 5 gün) Bu sebeple Dünya'dan Ay'ın hep aynı yüzü görülür.
* Ay kendi ve Dünya etrafında batıdan doğuya doğru döner.
* Ay kendi etrafında yavaş, Dünya etrafında hızlı döner.

AY'IN EVRELERİ



• Ay'ın görünen değişik şekillerine Ay'ın evreleri denir. Ay'ın Dünya etrafında dönmesi sonucu meydana gelir.

1) YENİ AY: Ay, Dünya ile Güneş arasındadır. Ay'ın karanlık yüzünün Dünya'ya baktığı evredir.
2) İLK DÖRDÜN: Yeni Ay evresinden yaklaşık 1 hafta sonra oluşur. Ay'ın Dünya'ya bakan yüzünün sağ yarısı aydınlık görünür.
3) DOLUNAY: İlk dördün evresinden bir hafta sonra oluşur. Dünya'ya bakan yüzünün tamamı aydınlık görünür.
4) SON DÖRDÜN: Dolunay evresinden yaklaşık bir hafta sonra oluşur. Ay'ın Dünya'ya bakan yüzünün sol yarısı aydınlık görülür.

C- GÜNEŞ
• Çapı Dünya'nın çapının 100 katı olan bir yıldızdır. Gaz halindedir.
• Yapısının çoğunu Hidrojen, geri kalan kısmını Helyum ve diğer gazlar oluşturur.
• Enerjisinin kaynağı, çok yüksek sıcaklık ve basınçta Hidrojen atomlarının Helyuma dönüşmesidir.
• Her tarafında sıcaklık aynı değildir.
• Dünya'daki tüm enerjilerin kaynağı Güneş'tir.

Ay Tutulması
Dünya Güneş etrafında dönerken Ay'la Güneş'in arasına girdiği zaman Ay tutulması meydana gelir. Güneş ışıkları da bir doğru boyunca yayıldıkları için Ay, Dünya'nın gölgesinde kalır. Dünya'nın gölgesi ayın üzerine düştüğü için ay görülmez. Bu olaya Ay tutulması denir.

Güneş Tutulması
Dünya'nın Güneş, Ay'ın da Dünya etrafında dönüşü sırasında Ay'ın, Güneş'le Dünya'nın arasına girmesiyle meydana gelir.Güneş tutulması sırasında Dünya'nın bir kısmı Ay'ın gölgesinde kalır. Bu gölgeler Güneş'i görmez. Güneş ışığı almayan bu bölgeler karanlık olur. Böylece Güneş tutulması olayı meydana gelir.

 













Anket  
  Daha hiç anket oluşturulmamış!


 
Reklam  
   
DUYURULAR  
 
.

*
Ziyaretçi Defterimize yazıp sitemiz hakkındaki düşüncelerinizi bize bildirin.

 
Neler Yeni?  
 
*



*Yorum özelliği eklendi. Artık bazı sayfalarla ilgili yorumlarınızı direkt o sayfaya yazabileceksiniz. /font>



*FORUM açıldı. Kayıt olup onaylandıktan sonra kullanmaya başlayabilirsiniz.

*

<>
 
İstatistikler  
  1 Şubat 2009 tarihinden beri kez ziyaret edildik.

Ziyaretçi haritamızı görmek için buraya tıklayın.
 
Bugün 14 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Bilimden Bir Dilim