Bilimden Bir Dilim
 
BİLİMDEN BİR DİLİM
Bilimden Bir Dilim  
  Ana Sayfa
  Okulumuzun Tarihçesi
  Atatürk ve Fen
  GÜNCEL BİLİM HABERLERİ
  Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar
  Domuz Gribi
  Ülkemizde Nesli Tükenen Hayvanlar
  Doğru Bildiğimiz Yanlışlar
  Aileler İçin İnternet Kullanım Önerileri
  Hayata Dair
  Geri Dönüşüm
  Karikatürler
  Fıkralar
  Sizden Gelenler
  Anketler
  Bilmeceler
  Bunları Biliyor Musunuz?İLGİNÇ BİLGİLER-HABERLER
  Ziyaretçi Defteri
  Rehberlik
  Genom Projesi
  SBS Deneme ve Konu Anlatımı
  ÖĞRENCİLERİN YAPTIĞI ETKİNLİKLER
  İletişim
  FORUM
  4. sınıf :fen ve teknoloji
  5.sınıf:fen ve teknoloji
  6.sınıf fen ve teknoloji
  7. sınıf:fen ve teknoloji
  konular8. sınıf -fen ve teknoloji
  TESTLER
  denemeler 5.sınıf
  denemeler-1
  BİR HIKAYE (Akyuvar meydan muhaberesi)
  Sayaç
  Ödüllü Bulmaca
  BU BENİM ESERİM PROJESİ
  RENK KÖRLÜĞÜ
Bu site Cumhuriyet Mahallesi Ahmet Haşhaş İlköğretim Okulu Bilim, Fen ve Teknoloji Kulubü adına Hatice Akbay tarafından hazırlanmıştır.
Rehberlik

 

Okul hayatında ve hayat okulunda başarı için stratejiler

‘Başarılı olmak öğrenilebilir’ diyen Mümin Sekman, Türkiye’de kendini geliştirme bilincini yaygınlaştırmak için çalışıyor.
 Kişisel gelişim, dün yapamadığını bugün yapabilir hale gelmektir. Kişisel gelişim nedir? Dün yapamadığını bugün yapabilir hale gelmektir. İşini yarın bugünden daha iyi yapmak için çaba göstermektir. Yarın bugünden daha iyi bir yerde olmaya niyetli olmaktır. Elinden gelenin en iyisinin, bir fazlasın yapmaya çalışmaktır. Her gün yeni bir şey öğrenmek, kendine eklemeler yapmaktır. Kendi en iyi versiyonunu bulmaya çalışmaktır. Başarının insanın kendi ellerinde olduğuna inanmaya cesaret etmektir.
 
İnsanlık tarihinin başarı bilgi bankasından yararlanın!
Bu dünyada başarılı olmayı denemiş ilk kişi siz değilsiniz, son kişi de siz olmayacaksınız. Sizden önce milyarlarca insan başarılı olmaya çalıştı. Bazıları, başarılı olmayı başarabildi, bazıları başaramadı. Başarılı olmaya çalışan bu insanlar, geliştirdikleri ve kullandıkları yolları bazen anlatarak, bazen yazarak diğer insanlarla paylaştılar. Neyin işe yaradığını da neyin işe yaramadığını da anlattılar. Bunun sonucunda insanlığın bir başarı bilgi bankası oluştu. Tarihten alınacak dersler gibi, bu bilgi bankasından da alınacak çok değerli dersler vardır.
 
Aklından geçen hayatını şekillendiriyor!
Günde ortalama olarak aklımızdan 60-80 bin arası düşünce geçer. Bu düşünceler ne hakkındaysa, hayatımız da ona göre şekillenir. Unutmayın kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda onu çoğaltırsınız. Korkuyu çok düşünürseniz korkuyu, başarıyı çok düşünürseniz başarıyı çoğaltırsınız.
 
Kimin için biraz daha başarılı olmak isterdiniz?
Kendiniz için başarılı olmak istemiyorsanız, başka kimler için başarılı olmak istediğinizi, daha başarılı olsaydınız kimler için neler yapabileceğinizi hiç düşündünüz mü? Sizin daha başarılı olmanızda daha iyi bir hayat yaşayacak biri mutlaka vardır.
 
İstemediğin bir hayata daha ne kadar katlanabilirsin?
Başarısızlık katlanmak demektir. Hayatınızı düşünün, ne kadar çok şeye katlanıyorsunuz? Sevmediğiniz halde katlandığınız insanların bir listesini yapmaya ne dersiniz? Sevmediğiniz halde katlandığınız kötü hallerin bir listesini yapmaya ne dersiniz. Başarı insanı ‘katlanmaktan’ korur.
 
Aklınız tıkandığında kahramanınızı yerinize koyun!
Büyük bir sorunla karşı karşıyaysanız ve aklınıza yeni bir çözüm gelmiyorsa, o sorunu çözebilecek bir kişiyi sizin yerinizde düşünün. o sizin durumunuzda olsaydı ne yapardı? Kendinize bir ‘kanaat önderi’ seçin ve onun zihnini çalıştırın. Mesela kararsız kaldığınız bir durumda ‘Atatürk benim yerimde olsaydı ne yapardı?’ diye akıl yürütebilirsiniz. Atatürk sizin yerinizde olsaydı ne yapardı?
 
Kendini hayallerine göre biçimlendir!
Amaçlarınız sizden nasıl bir insan olmanızı ister? Nasıl bir karakter sahibi olursanız, başarı şansınız daha yüksek olur? İstediğiniz başarıyı gerçekleştirmeye aday ‘uygun kişi’ nasıl olur? hayallerinizi gerçekleştirmiş bir kişi nasıl konuşurdu? Tavırları nasıl olurdu? Beden dilini nasıl kullanırdı? Başka insanlar üzerinde nasıl bir etki bırakırdı?
 
İrade gücü ile kendini içten zorlamak!
Eğer başarılı olmayı seçtiyseniz, hayatta en çok irade gücü ile kendinizi içten zorlama yeteneğine ihtiyaç duyacaksınız. Yapmanız gereken ama o anda yapmak istemediğiniz bir iş karşısında kendinizi harekete geçirmenin en iyi yolu irade gücüyle kendini zorlamaktır. İrade gücü, iç disiplin demektir. Yapılması gereken bir işi ertelemeden vaktinde yapacak şekilde kendini zorlamayı beren kişiler güçlü iç ve iş disiplinine sahip, dıştan zorlanmaksızın işlerini yapan insanlardır. Yapmaları gereken bir işi iç disiplin ile yapmayanlara, o iş genellikle dış disiplin ile, yani zorla yaptırılır.
 
Çalışmak için motivasyon şart mı?
Pek çok kişi bana aynı soruyu sorar: ‘Bir işe başlarken çok motive oluyorum, ama kısa bir süre sonra şevkimi kaybediyor, çalışmayı bırakıyorum, maymun iştahlı oluyorum. Ne yapmalıyım?’ Bu arkadaşların problemi bir işi yapmak için morallerinin yüksek olması gerektiğini, o işi şevkle yapmayı candan istemeleri gerektiğini düşünmeleridir. Bu yanlış bir beklentidir. Nasıl ki, elektrik kesilince jeneratör devreye giriyorsa, motivasyon kesildiğinde iç disiplin devreye girmelidir. Yani, yapman gerekeni yap, yapılması gereken zamanda yap, istesen de istemesen de yap! Önce yap sonra iste!
 
Başarmak, amaca uygun sonuç almaktır.
Başarmak, amaca uygun sonuç almaktır. Yasal ve ahlaki limitleri aşmadan sonuç almaktır. Hiçbir özür veya gerekçe başarı kadar başarılı değildir. Amaca ulaşmak için aştığınız engellerin sayısı, başarınızın büyüklüğünü belirler. Nereye geldiğinizden daha çok, nereden yola çıktığınız önemlidir. Hayatta büyük işler başarmak için en şanssız durum, ülkenin en zengin adamının çocuğu olarak doğmaktır! İnsanlar engeller yüzünden başarılı olamadıklarını düşünürler oysa asıl yürünen bir yolda engel yoksa o yolun sonunda başarı yoktur.
 
Bir işi 70 milyon kişiden iyi yapın!
İşinizi daima en iyi şekilde yapın. İşinizi iyi yapmanız maaşınızın karşılığı değil, karakterinizin yansımasıdır. Patronunuz işinizi iyi yaptığınızı ‘görmese’ de iyi yapın, başkaları işinizi iyi yapmanızı görüp sizi ‘övmese’ de iyi yapın. İşini iyi yapmanın en büyük ödülü, işini iyi yaptığını bilmektir. İşinizi iyi yapmakla kalmayın, önceçevrenizde, sonra ilinizde, en sonunda Türkiye çapında ‘o işi en iyi yapan’ olmayı hırs yapın.
 
Başarıya giderken doğru sorularla düşünün!
Başarılı olmanın her aşamasında, aklın odaklandığı temel soru değişir. Başarı yolunun ilk adımında, kafadaki soru ‘neyi başarmalıyım?’dır. Neyi başarmak istediğine kesin bir şekilde karar vermiş bir kişinin kafası bu defa ‘nasıl başarabilirim?’ sorusuna takılır. Eğer kişi hedefini gerçekleştirmişse, bu defa o kişinin aklındaki ana soru şudur: ‘başarılı kalmak için neler yapmalıyım?’ Başarıya giderken doğru soruyu beynin arama motorlarına kaydetmek, sonra da cevaplar geldikçe onların uygulanabilir olanlarını gündelik hayatta kullanmak çok önemlidir.
 







 


İnsanlık tarihinde bilimsel ve teknolojik gelişme

Prof. Dr. Özcan Köknel: "İnsanlık tarihi içinde bilimin ve bilimin uygulama alanı olan teknolojinin gelişmesi, önce insanların düşüncesini, daha sonra felsefeyi, bilim dallarını etkilemiş, bu etki tıp, ruh ve sinir hastalıkları alanına da yansımıştır."
Zaman içinde, bilimsel ve teknolojik gelişme hızı katlanarak artmış; yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra, matematik terimiyle, zamanın üstel bir değişkeni biçiminde gelişme hızı kazanmıştır.
Bilim alanında görülen bu hızlı değişme ve gelişme bilim dallarının ayrılmasına, bölünmesine yol açmış, bilgi birikiminde karşılaşılan yetersizliği giderebilmek için bilgi depolama kaynaklarına kolayca ulaşmayı sağlayan iletişim olanakları bilim ve teknoloji alanında önemli yer almıştır.
İlk insanlar güneşin, ayın doğup batışı; ayın büyüyüp küçülmesi; günün aydınlığı, gecenin karanlığı; yazın sıcağı, kışın soğuğu; gökyüzündeki yıldızlar; rüzgarın, fırtınanın, kasırganın sesi; gök gürültüsü; şimşeğin, yıldırımın yarattığı bir anlık ışık; yağmurun, karın yağması, suyun, selin akması; kuraklık gibi doğa olaylarının etkisi altında kalmışlardır. Bu etki, insana doğa karşısında güçsüz olduğunu düşündürmüş, bu düşünce insanda, ölüm, başka bir deyişle yok olmak korkusuna neden olmuştur.
İnsanlar bu korkulardan kurtulmak amacıyla bir yandan doğayla savaşım içine girmişler; öte yandan doğal güçlere inanıp sığınmak gereğini duymuşlardır. Böylece, sonlu bir varlık olan insan, sonsuz bir varlık olan doğaya, evrene bağlanmış; kendi sınırlarını aşarak sonsuz varlığın sırlarını çözmek, onu tanımak, ona yönelmek onunla birleşip bütünleşmek çabasına girmiştir. Bu çaba bir yandan din kavramının öte yandan bilimsel düşüncenin doğup gelişmesine yol açmıştır.
Tarihi gelişme içinde bilim ve teknolojinin gelişmesine katkıda bulunan kültürlerin, uygarlıkların, ülkelerin, genellikle, nehir, su kenarında bulunduğu gözlenmiştir. Örnek olarak Dicle ve Fırat nehirleri ile kollarının suladığı Mezopotamya’da, Asur, Babil, Sümer; Nil nehrinin suladığı Mısır, Sarıırmak nehrinin suladığı Çin; İndus nehrinin suladığı Hindistan; bilimsel düşüncenin doğup geliştiği, teknolojiye yansıdığı ilk ve önemli uygarlıklar olup, çağdaş bilimin ve teknolojinin temelini oluşturmuştur. Bu bölgelerde yaşayan insanların suları daha yararlı kullanmak amacıyla yaptıkları tasarımlar ve uygulamalar bilimsel düşüncenin ve teknolojinin başlangıcı olmuştur.
Günümüzden yaklaşık 4 bin yıl kadar önce, Mezopotamya’da Sümerler, ilk defa yazıyı; sayısal sistemi, takvimi kullanmışlar; aritmetik ve cebir bilimlerinin temelini atmışlar, teknolojik gelişmenin başlangıcı olarak kabul edilen tekerleği bulmuşlardır. Ayrıca, aritmetik ve cebir bilimleri yardımıyla gök bilim (astronomi) ve tıbba önemli katkılar yapmışlardır. Çin’de doğa ve doğa üstü olaylarla ilgilenen insanlar, yıldızlara ilişkin bilgi toplamışlar; takvim kullanmışlar; yer bilim ve simya (kimya) alanında çalışmalar yapmışlar; tıp alanında bugün bile etkisi süren bilgiler ve uygulamalar katmışlardır. Hindistan’da ay ve güneş hareketleri izlenmiş; matematik, cebir, geometri alanlarında çalışmalar olmuştur. Eski Çin, Hint, Mezopotamya uygarlıklarında ortaya çıkan bilimsel ve teknolojik gelişmelerle ilgili sınırlı bilgilerin yanında, eski Mısır uygarlığına ilişkin daha çok bilgi ve kalıntı vardır. Eski Mısır’da insanlar bir yandan doğa üstü güçlerle ilgili din ve tanrı kavramlarını geliştirirken; öte yandan, din ve tanrı kavramlarının gelişmesinde önem taşıyan güneş, ay ve yıldızlara ilişkin olayları incelemişler, gökbiliminin doğmasına gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. Bu katkı bir yandan gökbilim, öte yandan matematik, cebir ve geometrinin gelişmesine yol açmış; doğa koşullarına ve su kaynaklarına bağlı sulama sistemi nedeniyle, bilimsel gelişme günlük yaşama ve çağın teknolojisine yansımış, tıp alanında önemli aşamalar olmuştur. Nehir kıyılarında kurulan uygarlıkların, özellikle eski Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarının, bilim ve teknoloji alanında sağladığı gelişmeler eski Yunan ve Roma düşünürlerini etkilemiş, onların düşünce sistemi ve felsefe öğretileri İslam uygarlığına geçmiş; Ortaçağ’dan sonra Avrupa’da İtalya, Almanya, Fransa; son 50 yıl içinde de, başta ABD, Japonya, Rusya olmak üzere Almanya, Fransa, İsviçre, İtalya, İngiltere gibi Avrupa ülkelerinde bilim ve teknoloji alanında büyük gelişmeler olmuştur.




Kişilik gelişiminin yüzde 80'i okul öncesi dönemde oluşuyor

Okul öncesi eğitimde 3-6 yaş döneminin çok önemli olduğunu dile getiren Ankara Gazi Üniversitesi Okul Öncesi Eğitim Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatma Alisinanoğlu, kişilik gelişiminin yüzde 80'inin bu dönemde oluştuğunu bildirdi.
Prof. Dr. Alisinanoğlu, okul öncesi eğitimin öğrencilerin kişiliklerinin oluşmasında son derece önemli olduğunu söyledi
Dünyanın en zor 2 mesleğinden birincisinin anne-babalık, ikincisinin ise öğretmenlik olduğunu belirten Prof. Dr. Alisinanoğlu, "Çünkü teneffüsü yok. Özellikle anaokulu öğretmenlerinin görevi daha zor. Dinlenmesi olmayan, evde de devam eden sürekli bir iş. Bu görev mesleğin yanında aynı zamanda bir sanattır" dedi.
Türkiye'de okul öncesi eğitimin öneminin artık anlaşıldığını ve yaygınlaştığını aktaran Alisinanoğlu, şöyle devam etti: "Anasınıfı çok güzel bir karar 5 yıl sonrası için zorunlu eğitim kapsamında alındı. Bunlar çok sevindirici şeyler. Elimizde bir hamur var. Bu hamura nasıl şekil verirsek öğle şekil alacak. Anaokulu öğretmenleri böyle bir yaş grubu ile çalışıyor. Çok sıkarsak canı çıkar, çok serbest bırakırsak dağılır gider. Dolayısıyla o kadar önemli bir işiniz var ki niteliği düşünürsek, o çocukların kişilik gelişiminde bilimsel gelişiminde, ruhsal sıkıntıları olup olmamasında çok fazla katkımız olacak. Olumlu ya da olumsuz mutlaka etkiniz oluyor. Bunu yapabilmek için de mutlaka öğrenmeye istekli olmamız ve sürekli öğrenmemiz gerekiyor."
Anket  
  Daha hiç anket oluşturulmamış!


 
Reklam  
   
DUYURULAR  
 
.

*
Ziyaretçi Defterimize yazıp sitemiz hakkındaki düşüncelerinizi bize bildirin.

 
Neler Yeni?  
 
*



*Yorum özelliği eklendi. Artık bazı sayfalarla ilgili yorumlarınızı direkt o sayfaya yazabileceksiniz. /font>



*FORUM açıldı. Kayıt olup onaylandıktan sonra kullanmaya başlayabilirsiniz.

*

<>
 
İstatistikler  
  1 Şubat 2009 tarihinden beri kez ziyaret edildik.

Ziyaretçi haritamızı görmek için buraya tıklayın.
 
Bugün 14 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Bilimden Bir Dilim